This Blog interested in Caucassian Culture&History and Environment and Renewaible Clean Energy Sources.
- Home
- QHUAPH QHAZZ
- STATİC WATER POWERED
- FİRE FİGHTİNG HELİED
- ИГЪЭХЪУАЛЪ ЖЪЫК|УАЧ|Э
- ELECTRON DOWNLOAD UNİT
- Touch-Screen Virtual Keyboard
- Pass Driver
- Fiber Optic Transmision System Of The Solar Powered
- İllegal Wehicle İdentification System
- Wastewater Treatment Unit
- Videos
- Pıctures
- About Me
- Environment
- My Terminatation Styl
- YEŞİL ORDU
- Жъы Зыгъэко
- Electronic Commonity Transfer(ECT)
Wellcome!
When If I'd can to realized my idea, we'll anneed to nucluer energy and other inconvenient energy kinds. I think about who are Caucassian languages the key for to decipher of historical knowledges.
adığe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
adığe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
18 Aralık 2025 Perşembe
Canlı(Bandırma 17 Eylül Üniversitesi -Sanatın Nabzı) Konuk: Vahdettin Bayram.
Tags:environment,global warming,energy
abhaz,
adığe,
Banüwebtv,
Çerke,
çerkes,
kaf,
kafdağı,
kafkas,
kafkasya,
Sanatın Nabzı,
Vahdettin Bayram
29 Eylül 2019 Pazar
ÇerkeZ Ethem. Dünya'nın en korkak adamı.
Posted by Шlэрэнкъо
Çerkez Ethem Dünya'nın gelmiş geçmiş en korkak adamıdır.
Öyle bir korkuyordu ki "Vatan"sız kalmaktan; Doğup büyüdüğü, "Vatan" bildiği Osmanlı devleti dağılmasın diye, en sorunlu bölgelerinde ölüm pahasına savaşarak tam 17 kurşun yarası almıştı bu yüzden.
Öyle bir korkuyordu ki zapt-ı rapt altında yaşamaktan, İngilizler İstanbul'u işgal edince, idam edilmeyi bile göze alıp Padişaha mektup yazıyordu;
-"Padişahsan padişahlığını bil. Ya ordunun başına geçip düşmanları kov, yada o makamı terket." diye.
Öyle bir korkuyordu ki bir kadını incitmekten,
-"Ben sevgimi dünya güzeli de olsa bir kıza veremem. Ben vatan için savaşma aşkıyla doluyum. Eğer seninle evlenirsem, perişan olursun. Sürekli yolumu gözler, sonunda dul kalırsın. Ben savaşmak için yaratılmışım." diyerek reddebiliyordu en sevdiği kadınla evlenmeyi.
Öyle bir korkuyordu ki yeniden vatansız kalmaktan, babası Ali Beyin;
- "Bir vatanımızı kaybettik Çakır. Bunu da kaybetmeyelim. Servetsiz yaşanır ama vatansız yaşanmaz. " demesi yetti herşeyi göze almasına.
Öyle bir korkuyordu ki milletinin küffarın taciz ve tecavüzüne uğramasından, hasta halini bile umursamadan her türlü engele rağmen Ege dağlarını dar ediyordu Yunan'a.
Öyle bir korkuyordu ki "Aziz Vatan" ının elden çıkmasından, İç savaş çıkarmayı göze almış, arkadan vuran alçakları bertaraf edebileceğini bile bile saldıramıyordu sırf Yunan'a fırsat vermemek için.
Öyle bir korkuyordu ki affedilmiş bir "HAİN" olarak vatanına dönmekten, haksızlığa uğramış mağdur bir kişi olarak yad ellerde Rabbine yürüdü gitti.
Çerkez Ethem Dünya'nın gelmiş geçmiş en korkak adamıdır.
Öyle bir korkuyordu ki "Vatan"sız kalmaktan; Doğup büyüdüğü, "Vatan" bildiği Osmanlı devleti dağılmasın diye, en sorunlu bölgelerinde ölüm pahasına savaşarak tam 17 kurşun yarası almıştı bu yüzden.
Öyle bir korkuyordu ki zapt-ı rapt altında yaşamaktan, İngilizler İstanbul'u işgal edince, idam edilmeyi bile göze alıp Padişaha mektup yazıyordu;
-"Padişahsan padişahlığını bil. Ya ordunun başına geçip düşmanları kov, yada o makamı terket." diye.
Öyle bir korkuyordu ki bir kadını incitmekten,
-"Ben sevgimi dünya güzeli de olsa bir kıza veremem. Ben vatan için savaşma aşkıyla doluyum. Eğer seninle evlenirsem, perişan olursun. Sürekli yolumu gözler, sonunda dul kalırsın. Ben savaşmak için yaratılmışım." diyerek reddebiliyordu en sevdiği kadınla evlenmeyi.
Öyle bir korkuyordu ki yeniden vatansız kalmaktan, babası Ali Beyin;
- "Bir vatanımızı kaybettik Çakır. Bunu da kaybetmeyelim. Servetsiz yaşanır ama vatansız yaşanmaz. " demesi yetti herşeyi göze almasına.
Öyle bir korkuyordu ki milletinin küffarın taciz ve tecavüzüne uğramasından, hasta halini bile umursamadan her türlü engele rağmen Ege dağlarını dar ediyordu Yunan'a.
Öyle bir korkuyordu ki "Aziz Vatan" ının elden çıkmasından, İç savaş çıkarmayı göze almış, arkadan vuran alçakları bertaraf edebileceğini bile bile saldıramıyordu sırf Yunan'a fırsat vermemek için.
Öyle bir korkuyordu ki affedilmiş bir "HAİN" olarak vatanına dönmekten, haksızlığa uğramış mağdur bir kişi olarak yad ellerde Rabbine yürüdü gitti.
Söyleyin.
Sizce bu adam korkak değil mi?
Tags:environment,global warming,energy
adığe,
caucassian,
caucasus,
Cengaver,
Çakır,
Çapanoğlu,
çerkes,
çerkes ethem,
çerkez,
Çerkez Ethem,
Emre Köyü,
kafkas,
Karadağ,
Kurtuluş Savaşı,
kuvva-ı seyyare,
padişah,
Pşışaw,
Şhapsığ
13 Nisan 2019 Cumartesi
YEŞİL ORDU: İlhak- Redd-i İlhak Kronolojisi
YEŞİL ORDU: İlhak- Redd-i İlhak Kronolojisi : 12 Kasım 1918-Transrans Tugayı İstanbul'u hedefledi. 13 Kasım 1918- İngilizler İstanbul'u taşıyan geldi. Halide Edip Adıvar İstanbul ...
Tags:environment,global warming,energy
abhaz,
adıge,
adığe,
Asker,
bermuda,
beyaz çingene,
çerkes,
Çerkez Ethem,
Emre Köyü,
Karadağ,
Kurtuluş Savaşı,
savaş,
türkiye,
yeşil ordu,
yunan,
yunanistan çerkes
23 Ocak 2019 Çarşamba
Ethem Bey'in vefatının70. Yıldönümü münasebetiyle Mevlid-i Şerif
Tags:environment,global warming,energy
adğe,
adığe,
bandırma,
çerkes,
çerkez,
Çerkez Ethem,
Emre Köyü
6 Eylül 2018 Perşembe
Resmi Tarih Papağanları
Posted by Шlэрэнкъо
Bugün #BandırmaBelediyesi 'nin kitap tanıtım etkinliğine #EthemBey'in yeğenleri olarak Ufuk Alcan ile birlikte katıldık.
Kitap içeriğinde #ÇerkezEthem'in de yer alması hasebiyle yine resmi tarih papağanı bir densiz tarafından HAİN olarak ifade edildi.
Kitap içeriğinde #ÇerkezEthem'in de yer alması hasebiyle yine resmi tarih papağanı bir densiz tarafından HAİN olarak ifade edildi.
![]() |
| Ethem Beyin "İtibar" Belgesi |
RESMİ TARİH NEDEN BUNLARDAN HİÇ BAHSETMEZ?
Ethem Beye her fırsatta "Hain" diyen Kemalistlerden bu sorularımıza cevap bekliyoruz, lütfen(!)
2- Soyu belirsizdir, “babamı bilmiyorum” demiş... Milattan sonra olmasına rağmen (!) dedesi, nenesi, amcası dayısı teyzesi veya kuzenleri NEDEN yoktur..??
ETHEM BEYİN ANASI BELLİ, BABASI BELLİ. 7 SÜLALESİ ORTADA.
3- Kimliğinde Mustafa ve de Kemal yazmaz… “Kamal Atatürk” yazar.. Mustafa ismini neden red etmiştir.. “Kemal” yerine NEDEN “Kamal” yazdırmıştır..??
ETHEM BEY NE ADINI NE SOYADINI DEĞİŞTİRMEYE İHTİYAÇ DUYMADI.
4- Cenazesi NEDEN yahudi masonik nizam töreni yapılmıştır..??
ETHEM BEYİN CENAZESİ TAM BİR MÜSLÜMAN OLARAK DEFNEDİLDİ.
5- Anıtkabiri yapan mimar NEDEN yahudidir..??
6- Anıtkabir NEDEN mason tapınaklarına benzetilmiştir ve neden “Ruhuna El Fatiha" yazmaz...??
7- İsraild’e neden büstü bulunur ve büstün altında NE yazar..?? İsrail’e hangi gerekçe ile anıtı dikildi..??
8- Son meclis konuşmasında "Kur'anı Kerim" için NEDEN
"gökten indiği sanılan kitapların doğmaları" ironik göndermesiyle İslam'ın temel kaynağına karşı
duruş sergilemiştir?
9- Hz. Peygamber efendimiz için NEDEN arap uşağı diyerek hakaret etmiştir..??
ETHEM BEY SOYDAŞLARINI ALLAH VE PEYGAMBERİN ÖCÜNÜ ALMAK İÇİN SAVAŞA ÇAĞIRMIŞTIR.
10- İngiltere’ye NEDEN sizin valiniz olmaya hazırım diye mektup yazmıştır..??
ETHEM BEY REDD-İ İLHAK CEMİYETİNİ KURARAK ÖRGÜTLENME BAŞLATMIŞTIR.
11- NEDEN hilafeti kaldırarak ingiltere’nin lozanı kabul etmesini sağlamıştır..??
12- Pakistan’dan kurtuluş savaşı için gelen 500.000 liranın 180.000 lirasını (borç olarak) savaş için,
320.000 lirası ile işbankasını kurarak partisi chp'yi bu bankaya NEDEN ortak etmiştir..??
ETHEM BEY AİLESİNİN VARINI YOĞUNU MÜCADELE İÇİN HEBA ETMİŞTİR.
13- 1923 den 1938 e kadar edinmiş olduğu ve saymakla bitmeyen malvarlığını NASIL kazanmıştır..??
14- Trabzon milletvekili Şükrü Beyi adamı topal osmana NEDEN öldürtmüştür..??
15- İstiklal mahkemelerini kurarak 500.000'e yakın insanı NEDEN asmıştır..??
16- Çanakkale savaşında bütün askeri şehit düşen 57. Alayda bir tek kendisi NASIL yara bile almadan kurtulmuştur..??
ETHEM BEY ASKERİ FAALİYETLERİ BOYUNCA TAM 17 KURŞUN YARASI ALMIŞTIR.
17- NEDEN harf inkilabı yaparak bir milleti cahil bırakmıştır..??
18- 1933 e kadar üniversitelerden temizlenen Osmanlı müderrislerin yerine, (sadece İstanbul üniversitesine) NEDEN yahudi 22 profesör ve yahudi 90 asistan yerleştirmiştir..??
19- NEDEN halk aç iken tekel bira fabrikası kurdu ve fuhuşu genelev olarak resmileştirdi..??
20- NEDEN Kur'anı Kerimi toplattırıp ezanı türkçeleştirdi.. NEDEN camileri satıp ahıra çevirdi..??
21- İstanbul’un fetih sembolü Ayasofya’yı NEDEN müze haline getirdi..?? NEDEN fener Rum patrikhanesini müzeye çevirmedi..??
22-Latife hanımdan boşanma sebebi NEDİR..? Ve latife hanımın hatıratları hala NEDEN açıklanamıyor..??
23- Vedat Uşaklıgil'in atanızın hayatındaki yeri NERESİDİR..??
24- Annesi Zübeyde hanım selanik mahkemelerine başvurarak NE talep etmiştir..??
25- Annesinin cenazesine NEDEN katılmamıştır..??
26- Tüm devrimleri NEDEN islama aykırı..??
27- Milli mücadele kahramanı halit paşayı 9 şubat 1925 de meclis koridorunda NEDEN öldürtmüştür..??
O HALİT PAŞA Kİ ETHEM BEYLE BİRLKTE YAKUP CEMİLİN SİNOP CEZAEVİNDEKİ MAHKUMLARI ÇIKARIP SAVAŞA DAHİL ETMESİNE İŞTİRAK ETMŞTİ.
28- 1918 de biten çanakkale savaşından sonra 1953 senesine kadar biz türklerin ziyareti NEDEN yasaklanmıştır..??
29- Halk açlıktan kırılırken sadece yahudilerin taktığı şapkayı NEDEN kanun haline getirmiştir ve NEDEN karşı gelenleri asmıştır..??
30- Kur'anı kerimin ayetleri için NEDEN safsata demiştir..??
31- Sabetay sevi denilen kişiye NEDEN hayranlık beslemiştir..??
32- NEREDE sarhoşken yahudi olduğunu ağzından kaçırmıştır..??
33- 1928 de ''devletin dini islam’dır'' ibaresi NEDEN çıkartmıştır..??
34- 1924 de medreseleri kapatırken, NEDEN azınlık okullarına dokunmadı..??
35- Filistin cephesinde ingilizlerle NEDEN anlaştı..??
36- Abdülhamid Han'ın yahudilere vermediği filistin toprakkarında kurulan israil devletini, ilk Müslüman ülkesi olarak tanıyan NEDEN M.Kamal oldu?
37-''Olmasaydı olmazdık, vatanı düşmanlardan kurtardı diyorsunuz ya'' peki 1936 senesine kadar istanbul NEDEN İngiliz işgali altında kaldı..??
38- 4.000.000 metrekare toprağımızı, lozanda 780.000 metrekareye düşürülmüştür.. Bu ülkeyi lozanda temsil etmeye bizzat NEDEN kendisi gitmemiştir..??
39- Güya denize döküp kovduğumuz ve yendiğimiz yunanlılara batı trakya, egedeki adaları verip üstüne savaş tazminatını NEDEN vermiştir..??
40- 5816 sayılı kanunla korunarak NİÇİN gerçeklerin saklanma gereği duyuluyor.. Ve 5816 sayılı koruma kanunu NEDEN bir yahudi avukat tarafından hazırlamıstır..??
41- NEDEN mason olmayı tercih etmiştir..?? Ve masonluktan NEDEN kovulmuştur..??
42- İttihad ve terakki cemiyetinin kuruluşunda jön türklerle birlikte NEDEN yer almıştır..??
43- Cumhuriyet rejimini kurduktan sonra NEDEN hiç dış bir ülke ziyaretine gitmemiştir..??
44- Dersim katliamını NEDEN yaptırmıştır.. Ve şeyh saidi NE karşılığında affedeceğini teklif etmiştir..??
45- Osmanlı arşivlerini bulgarlara hurda kağıt olarak NEDEN satmıştır..??
36. Otuzaltıncı sorunun yanlışlığını NEDEN hemen fark ettiniz?: Çünkü kişi bazında yanlıştı; o kişi İnönü 'dür!
Birde şu var;
Hangi onurlu insan ülkesini işgal eden ordunun kurmay askerlerinin kaldığı bir otelde aylarca yaşar?
YOKSA BUNLAR SİZİN İÇİN ÖVÜNÇ KAYNAĞI MI?
Tags:environment,global warming,energy
adıge,
adığe,
bandırma,
caucassian,
caucasus,
circassian,
çerkez,
Çerkez Ethem,
Emre Köyü,
kafkas,
kafkasya,
yunanistan çerkes
16 Ağustos 2018 Perşembe
Kapadokya=ХапэдэIокIоя
Posted by Шlэрэнкъо
ХапэдэIокIоя(kHa Pe DeoIkIo Ya)- Ön Gözcü Diyarı
Ха(kHa): İnsan
пэ(Pe): Ön
дэIокIо(De'ok'o):Gözcü, Casus
я(Ya): Vatan, Diyar
![]() |
| ХапэдэIокIоя |
Ха(kHa): İnsan
пэ(Pe): Ön
дэIокIо(De'ok'o):Gözcü, Casus
я(Ya): Vatan, Diyar
Tags:environment,global warming,energy
adam,
adıge,
adığe,
Cappadocia,
caucassian,
caucasus,
circassian,
çerkes,
Kapadokya
17 Temmuz 2018 Salı
Ürdün'de Çerkez Ethem Sevgisi
Posted by Шlэрэнкъо
Almanya'ya işçi olarak gitmiş, kesin dönüş yapmayı düşünenlere yardımcı olmak amacıyla Almanya'da hazırlanmış kanun kapsamında yurda dönmüş Abadze Demir (Güngör) abimizin bir anısıdır;
-1985-86 Yılları. Cemal Kutay'ın yazdığı Çerkez Ethem kitabını Türkiye'de görmüştüm ama alma imkanım olmamıştı. Onun düşürüldüğü durum aklıma geldikçe içim parçalanır.
Berlin'deki Çerkes derneğine 500 Km. uzakta olmamıza rağmen her etkinliğine katılıyordum. Birgün bir arkadaşımızın minibüsüne 11 kişi bindik ve derneğin etkinliğine katıldık. Orada yaşayan bir Adığe bizi hiçbir yere bırakmadı ve tam bir Adığe'ye yakışır şekilde evinde misafir etti. Etkinliğe katıldığımızda kitap standını görünce incelemeye başladım. Standın görevlisinin dikkatini çekmiş. Bana ne aradığımı sordu. Bende Çerkes Ethem kitabı varmı ona bakıyorum dedim. Dur olması lazımdı buralarda diye aramaya başladı. O esnada Suriye'de oto tamirciliği yapan, Almanya'daki oto mezarlıklarındaki işine yarayacak araçları alıp Suriye'ye götüren orada onarıp satarak geçimini sağlayan bir Adığe konuya girdi. Ethem Bey Golan bölgesine geldiğinde ben daha çocuktum. Her yerde hep onun muhabbeti olurdu büyüklerimiz arasında. Bölgede olduğu duyulunca onu görebilmek için tek sermayesi 1 çift öküzünü bile satıp yol parası yaparak ziyaretine giden insanlar vardı. Adığelerin oluşturduğu Hac kafileleri bile ona uğramadan geçmiyordu dedi. İstersem kendisinde bir kitap olduğunu, bana gösterebileceğini söyledi. Benim de canıma minnet. Gitti arabasından getirdi. Baktım eski yazı(Arap harfleri) ile yazılmış 5, 6 yüz sayfalık epey kalınca bir kitap. Sen bir daha ne zaman geleceksin? O zamana kadar bu kitap bende kalabilir mi? diye sordum. 1ay sonra yeniden gelecekmiş ve kitabı bırakmayı kabul etti. Ben eski yazı okumayı bilmem ama eski yazı okumayı bilen bir arkadaşım var. Ona okutturdum. O okumayı biliyor anlamını bilmiyor. Onun okuduklarını ben anlıyorum. Arkadaşım okurken gözümden yaş süzülmeye başlayınca okumayı kesti. Ne oldu? dedi. Tamam. Bırak dedim. Dayanamıyacağım.
![]() |
| Çerkez Ethem Amman'da |
Almanya'ya işçi olarak gitmiş, kesin dönüş yapmayı düşünenlere yardımcı olmak amacıyla Almanya'da hazırlanmış kanun kapsamında yurda dönmüş Abadze Demir (Güngör) abimizin bir anısıdır;
-1985-86 Yılları. Cemal Kutay'ın yazdığı Çerkez Ethem kitabını Türkiye'de görmüştüm ama alma imkanım olmamıştı. Onun düşürüldüğü durum aklıma geldikçe içim parçalanır.
Berlin'deki Çerkes derneğine 500 Km. uzakta olmamıza rağmen her etkinliğine katılıyordum. Birgün bir arkadaşımızın minibüsüne 11 kişi bindik ve derneğin etkinliğine katıldık. Orada yaşayan bir Adığe bizi hiçbir yere bırakmadı ve tam bir Adığe'ye yakışır şekilde evinde misafir etti. Etkinliğe katıldığımızda kitap standını görünce incelemeye başladım. Standın görevlisinin dikkatini çekmiş. Bana ne aradığımı sordu. Bende Çerkes Ethem kitabı varmı ona bakıyorum dedim. Dur olması lazımdı buralarda diye aramaya başladı. O esnada Suriye'de oto tamirciliği yapan, Almanya'daki oto mezarlıklarındaki işine yarayacak araçları alıp Suriye'ye götüren orada onarıp satarak geçimini sağlayan bir Adığe konuya girdi. Ethem Bey Golan bölgesine geldiğinde ben daha çocuktum. Her yerde hep onun muhabbeti olurdu büyüklerimiz arasında. Bölgede olduğu duyulunca onu görebilmek için tek sermayesi 1 çift öküzünü bile satıp yol parası yaparak ziyaretine giden insanlar vardı. Adığelerin oluşturduğu Hac kafileleri bile ona uğramadan geçmiyordu dedi. İstersem kendisinde bir kitap olduğunu, bana gösterebileceğini söyledi. Benim de canıma minnet. Gitti arabasından getirdi. Baktım eski yazı(Arap harfleri) ile yazılmış 5, 6 yüz sayfalık epey kalınca bir kitap. Sen bir daha ne zaman geleceksin? O zamana kadar bu kitap bende kalabilir mi? diye sordum. 1ay sonra yeniden gelecekmiş ve kitabı bırakmayı kabul etti. Ben eski yazı okumayı bilmem ama eski yazı okumayı bilen bir arkadaşım var. Ona okutturdum. O okumayı biliyor anlamını bilmiyor. Onun okuduklarını ben anlıyorum. Arkadaşım okurken gözümden yaş süzülmeye başlayınca okumayı kesti. Ne oldu? dedi. Tamam. Bırak dedim. Dayanamıyacağım.
Tags:environment,global warming,energy
Abadze,
adğe,
adıge,
adığe,
Almanya,
Amman,
Cemal Kutay,
çerkes ethem,
Çerkez Ethem,
Golan,
hac,
Kabardey,
Pşışaw,
pşışawo,
suriye,
türkiye,
Ürdün
12 Mart 2018 Pazartesi
Yeştuatl'e Hidayet
Posted by Шlэрэнкъо
#PşışawoEthemBey #KuvvaiSeyyareyi lağvedip 6 Ocak 1921 de canından aziz
bildiği vatanını terketmek zorunda kaldıktan sonra #GüneyMarmara bölgesinde bir
#ÇerkezDevleti kurma çalışmaları yapıyorlar bahanesiyle de #GüneyMarmara da tam bir
#ÇerkeZ avı başlatılmıştı.
Bölgedeki jandarma birlikleri muhtelif zamanlarda #Çerkez köylerinde evleri basıyor ne kadar genç
erkek yakalarlarsa karakola götürüp #İstiklalMahkemeleri'nde sözde bir yargılamayla idama
mahkum edilerek muhtelif yerlerde infaz ediliyordu.
Bölge #Çerkezleri duruma çare olarak çocuklarını dam, samanlık ya da varsa bağ evi
olanlar oralarda saklamaya başlamışlardı. #YeniZiraatliKöyü'nden Yeştuatl'e
Hacı Selman oğlu Hidayet'de bunlardan biriydi. Hidayet #EthemBey'in amcasının kızı Fahriye
Hanımla evliydi.
#EmreKöy'de #EthemBey'in amcası Pşışawo İsmail Bey'in samanlığında saklanıyordu
Fahriye hanım tarafından.
Birgün Fahriye hanım ona yiyecek götürdüğü bir anda jandarma ikisinide samanlıkta yakalıyor.
Hidayet itiş kakış anında çaktırmadan silahını Fahriye hanıma veriyor. (jandarmalar kadının
üstünü arayamaz ve karakola götürmezler düşüncesiyle). O da jandarmaya farkettirmeden
koynuna atıyor Hidayet'in kendine verdiği silahı. İkisi birlikte derdest edilip #Mihaliç in
#DağkadıKöyü'ndeki karakola götürülüyorlar. Karakolda bir gece nezarette tutulduktan sonra
#Mihaliç kasabasındaki adliyeye götürülerek hakim karşısına çıkarılıyor ikiside.
Hakim soruyor;
- Ne yapmış bunlar? Nedir bunların suçu?
- Hakim Bey bunlar Çerkez! Bunları Emre Köy'de Hain Çerkez Ethem'in amcasının
samanlığında saklanırken yakaladık.
- Lan geri zekalılar. Bu memleket onların sayesinde kurtulmadı mı? Hemen bırakın onları
bakayım. Gitsinler evlerine.
- Ama hakim bey!!!
-Kesss. Dediğimi yapın. O kadar.
Böylece o kadirşinas hakim sayesinde idam edilmekten kurtulmuştu Yeştuatl'e Hacı Selman
oğlu Hidayet.
![]() |
| Yeştuat'le Hidayet |
#PşışawoEthemBey #KuvvaiSeyyareyi lağvedip 6 Ocak 1921 de canından aziz
bildiği vatanını terketmek zorunda kaldıktan sonra #GüneyMarmara bölgesinde bir
#ÇerkezDevleti kurma çalışmaları yapıyorlar bahanesiyle de #GüneyMarmara da tam bir
#ÇerkeZ avı başlatılmıştı.
Bölgedeki jandarma birlikleri muhtelif zamanlarda #Çerkez köylerinde evleri basıyor ne kadar genç
erkek yakalarlarsa karakola götürüp #İstiklalMahkemeleri'nde sözde bir yargılamayla idama
mahkum edilerek muhtelif yerlerde infaz ediliyordu.
Bölge #Çerkezleri duruma çare olarak çocuklarını dam, samanlık ya da varsa bağ evi
olanlar oralarda saklamaya başlamışlardı. #YeniZiraatliKöyü'nden Yeştuatl'e
Hacı Selman oğlu Hidayet'de bunlardan biriydi. Hidayet #EthemBey'in amcasının kızı Fahriye
Hanımla evliydi.
#EmreKöy'de #EthemBey'in amcası Pşışawo İsmail Bey'in samanlığında saklanıyordu
Fahriye hanım tarafından.
Birgün Fahriye hanım ona yiyecek götürdüğü bir anda jandarma ikisinide samanlıkta yakalıyor.
Hidayet itiş kakış anında çaktırmadan silahını Fahriye hanıma veriyor. (jandarmalar kadının
üstünü arayamaz ve karakola götürmezler düşüncesiyle). O da jandarmaya farkettirmeden
koynuna atıyor Hidayet'in kendine verdiği silahı. İkisi birlikte derdest edilip #Mihaliç in
#DağkadıKöyü'ndeki karakola götürülüyorlar. Karakolda bir gece nezarette tutulduktan sonra
#Mihaliç kasabasındaki adliyeye götürülerek hakim karşısına çıkarılıyor ikiside.
Hakim soruyor;
- Ne yapmış bunlar? Nedir bunların suçu?
- Hakim Bey bunlar Çerkez! Bunları Emre Köy'de Hain Çerkez Ethem'in amcasının
samanlığında saklanırken yakaladık.
- Lan geri zekalılar. Bu memleket onların sayesinde kurtulmadı mı? Hemen bırakın onları
bakayım. Gitsinler evlerine.
- Ama hakim bey!!!
-Kesss. Dediğimi yapın. O kadar.
Böylece o kadirşinas hakim sayesinde idam edilmekten kurtulmuştu Yeştuatl'e Hacı Selman
oğlu Hidayet.
Allah herkese hidayet versin. Amin.
Tags:environment,global warming,energy
adğe,
adığe,
ankara,
bandırma,
çerkez,
Çerkez Ethem,
Emre Köyü,
İstiklal Mahkemeleri,
Karacabey,
kuvva-ı seyyare,
Mihaliç,
Yeni Ziraatlı
4 Mart 2018 Pazar
Pşışawko Ali Denizci
Posted by Шlэрэнкъо
Pşışawo Ethem Bey'in İsmail amcasının torunu olan Pşışaw Ali Denizci 1925 Emre Köyü doğumlu
. 1.90 boyunda, atletik yapılı, sarışın , çakır gözlü kalın kaşları ile adeta Ethem
Bey'in bir kopyası.
Bir gün Ali Dayıyla muhabbet ederken söz döndü dolaştı Ethem Bey'e geldi.
-Ali dayı sende ne kadar çok benziyorsun ona . dedim .
Bu benzetmeden hoşnut olmuş olacak ki, bir kahkaha attı ve bir anekdot anlatmaya başladı bana.
1945 yılı olduğunda 20 yaşına gelen Ali dayımız asker olarak Ankara'da
Çankaya Köşkündeki merasim taburuna celp oluyor her nasılsa. Bir sabah merasim talimi yapıldığı
sırada çalışma odasının penceresinden İsmet İnönü'nün dikkatini çekiyor. İşaret parmağıyla Ali
dayıyı göstererek hemen yaverine emrediyor.
- Şu uzun boylu çakır asker kimmiş hemen bir öğren bakalım.
Yaveri:
-Emredersiniz !!! diyerek derhal Ali dayının yanına geliyor.
-Künyeni oku asker. diye emrediyor.
Ali dayımız;
- ........Emre Köyü'nden.....er Ali Denizci komutanım!!! gibi bir künye patlatıyor.
-Anlaşıldı asker. diyerek dönüyor ve İnönü'nün yanına dönüyor. Sorduğu askerin Emre Köyü
nüfusundan olduğunu söyleyince İnönü'nün suratı asılıyor.
- Hemen onu burdan gönderin. diye emrediyor yaverine.
Öğleden sonra Ali dayımızın görev yeri değiştiriliyor ve Ankara'da başka bir birliğe sevk ediliyor.
![]() |
| Pşışawo Sülale Damgası |
| Pşışaw Ali Denizci |
Pşışawo Ethem Bey'in İsmail amcasının torunu olan Pşışaw Ali Denizci 1925 Emre Köyü doğumlu
. 1.90 boyunda, atletik yapılı, sarışın , çakır gözlü kalın kaşları ile adeta Ethem
Bey'in bir kopyası.
Bir gün Ali Dayıyla muhabbet ederken söz döndü dolaştı Ethem Bey'e geldi.
-Ali dayı sende ne kadar çok benziyorsun ona . dedim .
Bu benzetmeden hoşnut olmuş olacak ki, bir kahkaha attı ve bir anekdot anlatmaya başladı bana.
1945 yılı olduğunda 20 yaşına gelen Ali dayımız asker olarak Ankara'da
Çankaya Köşkündeki merasim taburuna celp oluyor her nasılsa. Bir sabah merasim talimi yapıldığı
sırada çalışma odasının penceresinden İsmet İnönü'nün dikkatini çekiyor. İşaret parmağıyla Ali
dayıyı göstererek hemen yaverine emrediyor.
- Şu uzun boylu çakır asker kimmiş hemen bir öğren bakalım.
Yaveri:
-Emredersiniz !!! diyerek derhal Ali dayının yanına geliyor.
-Künyeni oku asker. diye emrediyor.
Ali dayımız;
- ........Emre Köyü'nden.....er Ali Denizci komutanım!!! gibi bir künye patlatıyor.
-Anlaşıldı asker. diyerek dönüyor ve İnönü'nün yanına dönüyor. Sorduğu askerin Emre Köyü
nüfusundan olduğunu söyleyince İnönü'nün suratı asılıyor.
- Hemen onu burdan gönderin. diye emrediyor yaverine.
Öğleden sonra Ali dayımızın görev yeri değiştiriliyor ve Ankara'da başka bir birliğe sevk ediliyor.
Tags:environment,global warming,energy
adığe,
ankara,
bandırma,
çankaya,
çerkez,
Çerkez Ethem,
Emre Köyü,
inönü,
Pşışaw,
pşışawo
21 Şubat 2018 Çarşamba
Şhalako Aziz Bey
Posted by Шlэрэнкъо
#Gönen #Çalıoba (TaşTepe) köyünden olup, #EthemBey''in davetiyle sanki böyle birşey
bekliyormuşçasına hiç sorgulamadan daha ilk kurulduğu günlerde #KuvvaiSeyyare'ye katılmış gözüpek,
vatansever olduğu kadar yiğit bir #Adığe.
Kardeşi ise, İngiliz altınlarıyla Ankara tarafından tezgahlanan Aznavur
ayaklanmasında #AznavurAhmet in tarafında ilk iç isyan hareketine katılıyor.
Bir #Çerkes Dramı daha!!!
#EthemBey'in 15 kişilik muhafız birliğinin baş muhafızı #ŞhalakoAziz Bey.
#Gönen #Çalıoba (TaşTepe) köyünden olup, #EthemBey''in davetiyle sanki böyle birşey
bekliyormuşçasına hiç sorgulamadan daha ilk kurulduğu günlerde #KuvvaiSeyyare'ye katılmış gözüpek,
vatansever olduğu kadar yiğit bir #Adığe.
Kardeşi ise, İngiliz altınlarıyla Ankara tarafından tezgahlanan Aznavur
ayaklanmasında #AznavurAhmet in tarafında ilk iç isyan hareketine katılıyor.
#KuvvaiSeyyare tarafından #Biga da çatışmada öldürülüyor. Çaresiz kardeşini alıp Çalıoba Köyü'nde
defn ediyor. Tekrar Kuvva-i Seyyare ile #Düzce Sefer Berzek ve #Sivas'taki #Çapanoğlu ayaklanmaları dahil diğer cephelerde
mücadelenin sonuna kadar her daim Ethem Bey'in yanında yer alıyor.
28 Ocak 1921 de Ethem Bey #KuvvaiSeyyare 'yi lağvedip vatanını terk etmek zorunda kaldıktan sonra Aziz Bey de mücadeleyi bırakarak Ethem Bey'in köyü olan #EmreKöyü ne komşu #YeniZiraatlı Köyü'nden evleniyor ve hayatının sonuna dek burada yaşıyor.
Aziz Bey yaşı ilerleyince iki gözüde görmez oluyor. Köy kahvesinde gençlere o dönemde yaşanılanları hüzünlenerek anlatıyor. Gözleri görmediğinden dolayı vakit ne durumda olduğunu bilmediği için gece köyün gençleri onu evine götürmeyi teklif ediyor. Yol boyunca sohbet ederlerken soruyor;
-Kitaplar ne yazıyor onun hakkında?
-Hain! Yazıyor Aziz dede. Hain!
Gözlerinden yaşlar süzülüyor Aziz Bey'in. Ağlamaklı bir sesle itiraz ediyor.
-Çok haksızlık ediyorlar çokkk. Biz onunla gece gündüz demeden at sırtından inmeden dağ bayır Yunan la savaştık. Çok büyük haksızlık ediyorlar ona....
28 Ocak 1921 de Ethem Bey #KuvvaiSeyyare 'yi lağvedip vatanını terk etmek zorunda kaldıktan sonra Aziz Bey de mücadeleyi bırakarak Ethem Bey'in köyü olan #EmreKöyü ne komşu #YeniZiraatlı Köyü'nden evleniyor ve hayatının sonuna dek burada yaşıyor.
Aziz Bey yaşı ilerleyince iki gözüde görmez oluyor. Köy kahvesinde gençlere o dönemde yaşanılanları hüzünlenerek anlatıyor. Gözleri görmediğinden dolayı vakit ne durumda olduğunu bilmediği için gece köyün gençleri onu evine götürmeyi teklif ediyor. Yol boyunca sohbet ederlerken soruyor;
-Kitaplar ne yazıyor onun hakkında?
-Hain! Yazıyor Aziz dede. Hain!
Gözlerinden yaşlar süzülüyor Aziz Bey'in. Ağlamaklı bir sesle itiraz ediyor.
-Çok haksızlık ediyorlar çokkk. Biz onunla gece gündüz demeden at sırtından inmeden dağ bayır Yunan la savaştık. Çok büyük haksızlık ediyorlar ona....
Not: Olayı bize anlatan kaynak kişi;Yeni Ziraatli Köyü'nden 1932 doğumlu K'oh Rahmi Aşçı ya teşekkür ediyoruz.
Tags:environment,global warming,energy
adıge,
adığe,
Biga,
Çalıoba,
Çapanoğlu,
çerkes,
çerkes ethem,
çerkez,
Düzce,
Gönen,
kuvva-ı seyyare,
ŞhalakoAziz
30 Ocak 2018 Salı
Gazi Pşışawko Tevfik Bey(1883-1948)
Posted by Шlэрэнкъо
Pşışawko Ethem Bey'in(Nam-ı diğer Çerkez Ethem) İlyas, Nuri ve Reşit Bey'den sonraki en küçük ağabeyi Tevfik Bey kimdir?
1864 yılında Kafkasya'dan Balkanlara sürgünle gelen dedesi Pşışawko Abdullah Efendi'nin en büyük oğlu Ali Bey ve eşi Goşehan Hanım'ın 4. oğludur Tevfik Bey. Yıllarca Adığe halkının hiç yakasını bırakmamış savaşların içinde doğmuş, savaş nesillerinin bir ferdidir. Ağabeyleri İlyas ve Nuri Beyler Balkanlardaki ayaklanmacılarla girdikleri çatışmalarda hayatlarını kaybetmişlerdi. O da büyümüş ve ağabeyi Reşit Bey gibi subay olmuş ve Osmanlı'nın her cephesinde can siperane ayaklanmaları bastırmaya çalışmıştı.
1. Dünya Harbinde Almanya ile ortak olan Osmanlı devleti Almanya'nın savaşı kaybetmesiyle yenik sayılmış ve ordusu lağvedilmişti.
O dönemden bir anekdot;
Tevfik Bey, babası Ali Beyin Bandırma'daki konağının balkonunda oturuyor. Yoldan geçen iki eski askerin onu gayr-i ihtiyari asker selamıyla selamladığını gören eşi Kıymet Hanım sorar;
-Bunlar hala sana niye selam veriyor?
Tevfik Bey- Hı hı hı. Onlar gayet iyi biliyor. Yarın işler tersine dönerse...
Lağvedilmiş bir ordunun askeri olan Pşışaw kardeşlerden Reşit Bey son Osmanlı Meclis-i Mebusanına Saruhan Milletvekili olarak girmiş, aynı zamanda Teşkilat-ı Mahsusa üyesi olarakta İstanbul'da istihbari faaliyetlerde bulunurken, Tevfik Bey Kuşçubaşı Eşref Bey ile Salihli'deki çiftliklerini adeta bir cephaneliğe dönüştürmüşlerdi. İran cephesinde yaralanmış Ethem Bey ise, nekahat dönemini atlatmak için Bursa'nın Mihaliç Kasabasına bağlı Emre Köyü'ndeki baba ocağına dönmek zorunda kalmıştı.
Pşışaw kardeşler Anavatanları Kafkasya'yı Ruslardan geri almak için Çerkez ve Kürtlerden oluşan bir ordu kurma çalışmaları yapıyorlardı ki, İngilizler tarafından destekli Yunan ordusunun Anadolu'yu işgal etme hazırlığında olduğu bilgisi bu planlarını alt-üst etmişti. Bu işgali önleyebilmek için büyük bir maddi kaynağa ihtiyaç vardı. Bu kaynağı temin edebilmek amacıyla her çareye başvuruyorlardı. Bu konudaki girişimlerinden biri de Yunan birliklerinin Anadolu işgali sırasında ihtiyaç duyacakları paranın karşılanması için İngilizler tarafından İzmir valisi Rahmi Bey'e gönderilen parayı her halukarda ele geçirmekti. Rahmi Bey bu parayı Ethem Bey'e güzellikle vermeyince oğlunu kaçırmışlar ve fidye karşılığı serbest bırakmışlardı.
Çok kısa bir süre sonra beklenen gerçekleşmiş, Yunan İzmir'e girmişti. Orbay Rauf Bey ile Kundukh Bekir Sami Bey vatanperverliğine, samimiyetine ve savaşçılığına en güvendikleri Pşışaw kardeşlerin evine giderek Ethem Bey ile babası Ali Bey'e gelişmeleri anlatmış ve bir direniş başlatmaları için onları ikna etmekte hiç zorlanmamışlardı. Hele ki anlatılanları duyan babaları Ali Bey;
-Bir vatanımızı kaybettik Çakır, diğerinide kaybetmek olmaz. diyerek onay vermesiyle hiç vakit kaybetmeden bir direniş örgütleme çalışmalarına başlamıştı. Pşışaw kardeşler daha sonraları Kuvva-i Seyyare olarak adlandırılan 10.000 kişilik gerilla savaşçısından oluşan bir ordu kurarak, Yunan ordusuna Ege'yi dar eden büyük bir cephe açmıştı. Batı Cephesi Umum Kumandanı Ali Fuat Paşa ile çok iyi bir uyum içerisinde hareket eden Kuvva-i Seyyare Umum Kumandanı Ethem Bey ve ağabeyi Tevfik Bey her cephede başarıdan başarıya koşuyordu. Taa ki Gediz muharebesinde Yunanın büyük bir bozguna uğratılmasına kadar. Bu başarıyı hiç içine sindiremeyen Ankara, Ali Fuat Paşa'yı Moskova'ya ataşe olarak atayıp, yerine İnönüyü getirince, İnönünün riyakarlıkları nedeniyle eski uyum bitmiş, yerini kaosa bırakmıştı. Ethem Bey'in olmadığı zamanlarda vekil olarak Tevfik Bey bu orduyu sevk ve idare ediyordu.
Bilecik'te İstanbul hükümet temsilcileriyle buluşma bahanesiyle Ankara'ya çağrılan Ethem Bey'e suikast teşebbüsü açığa çıkınca Pşışaw kardeşlerle Ankara arasında ipler tamamen koptu. her ne kadar kazanma ihtimalleri olmasa da, Batı cephesindeki tüm birliklerini Kuvva-i Seyyare üzerine süren Ankara, sonu tasavvur edilemeyecek derecede korkunç olacak bir iç savaşa fütursuzca zemin hazırlıyordu.
Bir iç savaşın ne derece vahim sonuçlar doğuracağını gayet iyi biliyordu Pşışaw kardeşler. Buna mahal vermemek içindir ki, tarihte eşine rastlanmamış bir strateji geliştirerek birliklerini lağvetmiş, hatta kendi üzerlerine sürülen orduya katılmalarını sağlamışlardı. Kendileri de Yunan'dan geçiş hakkı talep ederek savaşmaktan feragat etmişlerdi. Bu feragati kendileri için çok iyi bir koz olarak kullanan Ankara çoktan hain! olarak ilan etmiş oldukları Pşışaw kardeşleri 150likler listesinin en başına koymuştu. Yıllarca sürgün hayatı yaşayan Pşışaw kardeşler, 150 liklere af çıkınca Ethem Bey hariç yurda dönmüşlerdi.
Tevfik Bey Emre Köy'de tam bir açık hapishanede yaşıyordu. Öyle bir tecrit edilmişti ki, hiç kimse ne bir selam verebiliyor, nede selamını alabiliyordu. Kim ki onunla selamlaşsa yada tek bir kelime konuşsa köydeki muhbirler jandarmaya ihbar ediyordu. İhbar edilen kişi Dağkadı'daki jandarma karakoluna götürülüyor ve saatlerce sorguya çekiliyordu. Bu durum dayak ve işkenceye varabiliyordu.
Tevfik Bey yaşadıklarından kahroluyordu. Üzüntüsünden verem olmuştu son yıllarında. Bandırma'da tedavi oluyordu. Sıcak bir yaz günüydü. Güneş sabahtan daha kavurmaya başlamıştı ortalığı. Tevfik Bey her hafta belli bir günde Dağkadı karakoluna imzaya gitmek zorundaydı. Bandırma'dan Akçapınar yoluna kadar vasıta ile gelmişse de, oradan Emre Köy'e yaya olarak gitmek zorundaydı. Yaya olarak Eski Ziraatlı'yı geçmişti. Yeni Ziraatli Köyü'nden K'oh Rahmi henüz çocuktu ve Salih amcasıyla tarlaya gidiyorlardı. Amcası Yokuş aşağı sallanarak gelen Tevfik Bey'i uzaktan daha tanımıştı.
-Oooo. Bak. Pşışawko Tevfik bu gelen.
Hemen öküz arabasını durdurup gelmesini beklediler. Selamlaştılar. Amcası;
- Gel köyde birşeyler ikram edeyim. Biraz muhabbet ederiz. Hem yorulmuşsundur. Dinlenirsin biraz.
- Allah razı olsun da. Dağkadı'ya imzaya yetişmem lazım. onun için vakit kaybedemem.
Tevfik Bey K'oh Rahmi'ye seslenir;
- Evlat! Varsa bana bir bardak su verirmisin?
K'oh Rahmi derhal testiden bir bardağa su doldurmaya hazırlanıyordu ki, Tevfik Bey hastalığını başkalarına bulaştırmamak için cebinde taşıdığı bardağını çıkararak;
- Hayır! O olmaz. Buna doldur. der.
K'oh Rahmi de onun uzattığı o bardağa suyu doldurur. Tevfik Bey suyu içtikten sonra vedalaşırlar ve Tevfik Bey yine bir imza için Dağkadı yollarına düşer.
Bir gün Tevfik Bey Emre Köydeki kahvenin bir köşesinde tek başına otururken Jandarma içeri giriyor.
Jandarma Karakol Başçavuşu;
- Herkes ayağa kalksın. Arama var!
Tevfik Bey dahil herkes ayağa kalkıyor. Başçavuş Her hafta imza vermeye gelen Tevfik Bey'e karşı antipati beslediği için hemen onun yanına giderek her daim yaptığı gibi onu azarlıyor ve ağza alınmayacak küfürler ediyor. Tevfik Bey Başçavuşun hakaretlerine alışkın olduğundan ve çaresizlikten dolayı sineye çekiyor her şeyi. Tevfik Bey çekiyor da, o anda orada bulunan misafir Çerkeslerin çok ağırına gidiyor şahit oldukları durum. İçlerinden birisinin akrabası olan Bursa Vilayeti Jandarma Kumandanı Albay Huşt Tahir Şevki Bey'i Bursa'da ziyaret ederek durumu izah ediyor.
-Tamam. İlgileneceğim. Ben gerekeni yaparım. Siz durumu takip edin. diyerek onları yolcu ediyor Huşt Tahir Şevki Bey.
Ertesi gün tek başına doğru Dağkadı Karakoluna gidiyor. Başçavuşu da yanına alarak, denetleme bahanesiyle önce Keçiler Köyü'ne uğrayıp birlikte Emre Köy'e geçiyorlar.
Hem yaşadığı tecrit durumu hemde ona eklenen yakalandığı verem hastalığı nedeniyle yine tek başına kahvenin bir köşesinde oturan Tevfik Bey'e Başçavuşun her zaman yaptığı hakaretlere Albay Tahir Şevki Bey gözleriyle şahit oluyor. Ancak hiç müdahale etmiyor. Birlikte yeniden Dağkadı'ya dönerken, Emre Köyü eski mezarlığının yanına geldiklerinde Huşt Tahir Şevki Bey beylik tabancasının namlusunu Başçavuşun ağzına sokuyor.
-Eğer bir daha o adama en ufak bir saygısızlık yaptığını görür yada duyarsam, seni bu mezarlığa diri diri gömerim. Bundan sonra ayağını denk al. Yoksa karışmam. diye tehdit ediyor.
Tevfik Bey bu olaydan sonra o Başçavuşun hakaretlerinden kurtuluyor.
Ethem Bey'in kaleminden Tevfik Bey;
Vatan için bunca fedakarlıklar yapan bu insan 1948 de Emre Köy'de göz hapsinde iken vefat etmiştir.
Allah Rahmet Eylesin! Nur içinde yat ey Tağemate.
![]() |
| Pşışawko Tevfik Bey(1883-1948) |
Pşışawko Ethem Bey'in(Nam-ı diğer Çerkez Ethem) İlyas, Nuri ve Reşit Bey'den sonraki en küçük ağabeyi Tevfik Bey kimdir?
1864 yılında Kafkasya'dan Balkanlara sürgünle gelen dedesi Pşışawko Abdullah Efendi'nin en büyük oğlu Ali Bey ve eşi Goşehan Hanım'ın 4. oğludur Tevfik Bey. Yıllarca Adığe halkının hiç yakasını bırakmamış savaşların içinde doğmuş, savaş nesillerinin bir ferdidir. Ağabeyleri İlyas ve Nuri Beyler Balkanlardaki ayaklanmacılarla girdikleri çatışmalarda hayatlarını kaybetmişlerdi. O da büyümüş ve ağabeyi Reşit Bey gibi subay olmuş ve Osmanlı'nın her cephesinde can siperane ayaklanmaları bastırmaya çalışmıştı.
1. Dünya Harbinde Almanya ile ortak olan Osmanlı devleti Almanya'nın savaşı kaybetmesiyle yenik sayılmış ve ordusu lağvedilmişti.
O dönemden bir anekdot;
Tevfik Bey, babası Ali Beyin Bandırma'daki konağının balkonunda oturuyor. Yoldan geçen iki eski askerin onu gayr-i ihtiyari asker selamıyla selamladığını gören eşi Kıymet Hanım sorar;
-Bunlar hala sana niye selam veriyor?
Tevfik Bey- Hı hı hı. Onlar gayet iyi biliyor. Yarın işler tersine dönerse...
Lağvedilmiş bir ordunun askeri olan Pşışaw kardeşlerden Reşit Bey son Osmanlı Meclis-i Mebusanına Saruhan Milletvekili olarak girmiş, aynı zamanda Teşkilat-ı Mahsusa üyesi olarakta İstanbul'da istihbari faaliyetlerde bulunurken, Tevfik Bey Kuşçubaşı Eşref Bey ile Salihli'deki çiftliklerini adeta bir cephaneliğe dönüştürmüşlerdi. İran cephesinde yaralanmış Ethem Bey ise, nekahat dönemini atlatmak için Bursa'nın Mihaliç Kasabasına bağlı Emre Köyü'ndeki baba ocağına dönmek zorunda kalmıştı.
Pşışaw kardeşler Anavatanları Kafkasya'yı Ruslardan geri almak için Çerkez ve Kürtlerden oluşan bir ordu kurma çalışmaları yapıyorlardı ki, İngilizler tarafından destekli Yunan ordusunun Anadolu'yu işgal etme hazırlığında olduğu bilgisi bu planlarını alt-üst etmişti. Bu işgali önleyebilmek için büyük bir maddi kaynağa ihtiyaç vardı. Bu kaynağı temin edebilmek amacıyla her çareye başvuruyorlardı. Bu konudaki girişimlerinden biri de Yunan birliklerinin Anadolu işgali sırasında ihtiyaç duyacakları paranın karşılanması için İngilizler tarafından İzmir valisi Rahmi Bey'e gönderilen parayı her halukarda ele geçirmekti. Rahmi Bey bu parayı Ethem Bey'e güzellikle vermeyince oğlunu kaçırmışlar ve fidye karşılığı serbest bırakmışlardı.
Çok kısa bir süre sonra beklenen gerçekleşmiş, Yunan İzmir'e girmişti. Orbay Rauf Bey ile Kundukh Bekir Sami Bey vatanperverliğine, samimiyetine ve savaşçılığına en güvendikleri Pşışaw kardeşlerin evine giderek Ethem Bey ile babası Ali Bey'e gelişmeleri anlatmış ve bir direniş başlatmaları için onları ikna etmekte hiç zorlanmamışlardı. Hele ki anlatılanları duyan babaları Ali Bey;
-Bir vatanımızı kaybettik Çakır, diğerinide kaybetmek olmaz. diyerek onay vermesiyle hiç vakit kaybetmeden bir direniş örgütleme çalışmalarına başlamıştı. Pşışaw kardeşler daha sonraları Kuvva-i Seyyare olarak adlandırılan 10.000 kişilik gerilla savaşçısından oluşan bir ordu kurarak, Yunan ordusuna Ege'yi dar eden büyük bir cephe açmıştı. Batı Cephesi Umum Kumandanı Ali Fuat Paşa ile çok iyi bir uyum içerisinde hareket eden Kuvva-i Seyyare Umum Kumandanı Ethem Bey ve ağabeyi Tevfik Bey her cephede başarıdan başarıya koşuyordu. Taa ki Gediz muharebesinde Yunanın büyük bir bozguna uğratılmasına kadar. Bu başarıyı hiç içine sindiremeyen Ankara, Ali Fuat Paşa'yı Moskova'ya ataşe olarak atayıp, yerine İnönüyü getirince, İnönünün riyakarlıkları nedeniyle eski uyum bitmiş, yerini kaosa bırakmıştı. Ethem Bey'in olmadığı zamanlarda vekil olarak Tevfik Bey bu orduyu sevk ve idare ediyordu.
Bilecik'te İstanbul hükümet temsilcileriyle buluşma bahanesiyle Ankara'ya çağrılan Ethem Bey'e suikast teşebbüsü açığa çıkınca Pşışaw kardeşlerle Ankara arasında ipler tamamen koptu. her ne kadar kazanma ihtimalleri olmasa da, Batı cephesindeki tüm birliklerini Kuvva-i Seyyare üzerine süren Ankara, sonu tasavvur edilemeyecek derecede korkunç olacak bir iç savaşa fütursuzca zemin hazırlıyordu.
Bir iç savaşın ne derece vahim sonuçlar doğuracağını gayet iyi biliyordu Pşışaw kardeşler. Buna mahal vermemek içindir ki, tarihte eşine rastlanmamış bir strateji geliştirerek birliklerini lağvetmiş, hatta kendi üzerlerine sürülen orduya katılmalarını sağlamışlardı. Kendileri de Yunan'dan geçiş hakkı talep ederek savaşmaktan feragat etmişlerdi. Bu feragati kendileri için çok iyi bir koz olarak kullanan Ankara çoktan hain! olarak ilan etmiş oldukları Pşışaw kardeşleri 150likler listesinin en başına koymuştu. Yıllarca sürgün hayatı yaşayan Pşışaw kardeşler, 150 liklere af çıkınca Ethem Bey hariç yurda dönmüşlerdi.
Tevfik Bey Emre Köy'de tam bir açık hapishanede yaşıyordu. Öyle bir tecrit edilmişti ki, hiç kimse ne bir selam verebiliyor, nede selamını alabiliyordu. Kim ki onunla selamlaşsa yada tek bir kelime konuşsa köydeki muhbirler jandarmaya ihbar ediyordu. İhbar edilen kişi Dağkadı'daki jandarma karakoluna götürülüyor ve saatlerce sorguya çekiliyordu. Bu durum dayak ve işkenceye varabiliyordu.
Tevfik Bey yaşadıklarından kahroluyordu. Üzüntüsünden verem olmuştu son yıllarında. Bandırma'da tedavi oluyordu. Sıcak bir yaz günüydü. Güneş sabahtan daha kavurmaya başlamıştı ortalığı. Tevfik Bey her hafta belli bir günde Dağkadı karakoluna imzaya gitmek zorundaydı. Bandırma'dan Akçapınar yoluna kadar vasıta ile gelmişse de, oradan Emre Köy'e yaya olarak gitmek zorundaydı. Yaya olarak Eski Ziraatlı'yı geçmişti. Yeni Ziraatli Köyü'nden K'oh Rahmi henüz çocuktu ve Salih amcasıyla tarlaya gidiyorlardı. Amcası Yokuş aşağı sallanarak gelen Tevfik Bey'i uzaktan daha tanımıştı.
-Oooo. Bak. Pşışawko Tevfik bu gelen.
Hemen öküz arabasını durdurup gelmesini beklediler. Selamlaştılar. Amcası;
- Gel köyde birşeyler ikram edeyim. Biraz muhabbet ederiz. Hem yorulmuşsundur. Dinlenirsin biraz.
- Allah razı olsun da. Dağkadı'ya imzaya yetişmem lazım. onun için vakit kaybedemem.
Tevfik Bey K'oh Rahmi'ye seslenir;
- Evlat! Varsa bana bir bardak su verirmisin?
K'oh Rahmi derhal testiden bir bardağa su doldurmaya hazırlanıyordu ki, Tevfik Bey hastalığını başkalarına bulaştırmamak için cebinde taşıdığı bardağını çıkararak;
- Hayır! O olmaz. Buna doldur. der.
K'oh Rahmi de onun uzattığı o bardağa suyu doldurur. Tevfik Bey suyu içtikten sonra vedalaşırlar ve Tevfik Bey yine bir imza için Dağkadı yollarına düşer.
Bir gün Tevfik Bey Emre Köydeki kahvenin bir köşesinde tek başına otururken Jandarma içeri giriyor.
Jandarma Karakol Başçavuşu;
- Herkes ayağa kalksın. Arama var!
Tevfik Bey dahil herkes ayağa kalkıyor. Başçavuş Her hafta imza vermeye gelen Tevfik Bey'e karşı antipati beslediği için hemen onun yanına giderek her daim yaptığı gibi onu azarlıyor ve ağza alınmayacak küfürler ediyor. Tevfik Bey Başçavuşun hakaretlerine alışkın olduğundan ve çaresizlikten dolayı sineye çekiyor her şeyi. Tevfik Bey çekiyor da, o anda orada bulunan misafir Çerkeslerin çok ağırına gidiyor şahit oldukları durum. İçlerinden birisinin akrabası olan Bursa Vilayeti Jandarma Kumandanı Albay Huşt Tahir Şevki Bey'i Bursa'da ziyaret ederek durumu izah ediyor.
-Tamam. İlgileneceğim. Ben gerekeni yaparım. Siz durumu takip edin. diyerek onları yolcu ediyor Huşt Tahir Şevki Bey.
Ertesi gün tek başına doğru Dağkadı Karakoluna gidiyor. Başçavuşu da yanına alarak, denetleme bahanesiyle önce Keçiler Köyü'ne uğrayıp birlikte Emre Köy'e geçiyorlar.
Hem yaşadığı tecrit durumu hemde ona eklenen yakalandığı verem hastalığı nedeniyle yine tek başına kahvenin bir köşesinde oturan Tevfik Bey'e Başçavuşun her zaman yaptığı hakaretlere Albay Tahir Şevki Bey gözleriyle şahit oluyor. Ancak hiç müdahale etmiyor. Birlikte yeniden Dağkadı'ya dönerken, Emre Köyü eski mezarlığının yanına geldiklerinde Huşt Tahir Şevki Bey beylik tabancasının namlusunu Başçavuşun ağzına sokuyor.
-Eğer bir daha o adama en ufak bir saygısızlık yaptığını görür yada duyarsam, seni bu mezarlığa diri diri gömerim. Bundan sonra ayağını denk al. Yoksa karışmam. diye tehdit ediyor.
Tevfik Bey bu olaydan sonra o Başçavuşun hakaretlerinden kurtuluyor.
Ethem Bey'in kaleminden Tevfik Bey;
| Derin Tarih- Çerkez Ethem Meydan Okuyor(Sayfa 77) |
| Derin Tarih- Çerkez Ethem Meydan Okuyor(Sayfa 78) |
Vatan için bunca fedakarlıklar yapan bu insan 1948 de Emre Köy'de göz hapsinde iken vefat etmiştir.
Allah Rahmet Eylesin! Nur içinde yat ey Tağemate.
Tags:environment,global warming,energy
adığe,
anadolu,
ankara,
bandırma,
Çerkez Ethem,
Emre Köyü,
kuvva-ı seyyare,
osmanlı,
Pşışaw,
Pşışaw Reşit Bey,
PşışawTevfik Bey,
yunan
6 Aralık 2016 Salı
Adığabze ve 4 Büyük Kutsal Kitap
Posted by Шlэрэнкъо
Zebur=Зэ Бгъур(Ze Bğur): Tek Yön(tek yol, tek çare)
Ze=Зэ: Tek
Bğur=Бгъур:Yön
Tevrat=Тхэу РэIатIэ: Tanrısal Onay
Thev=Тхэу: Tanrısal, İlahi
re=рэ:(sebebsellik,araç bildirir, kendinden sonraki fiili etkiler)
at'e=атIэ: elbette(Kabul etme, onaylama)
İncil=Ин(ы) кIыл: Büyük Mübalağa
Yin(ı)=Ин(ы): Büyük
Ç'ıl=кIыл: Mübalağa, Abartma
Kur'an=ГурыIан(Gurı'an):Anlamak, Kavramak
Zebur=Зэ Бгъур(Ze Bğur): Tek Yön(tek yol, tek çare)
Ze=Зэ: Tek
Bğur=Бгъур:Yön
Tevrat=Тхэу РэIатIэ: Tanrısal Onay
Thev=Тхэу: Tanrısal, İlahi
re=рэ:(sebebsellik,araç bildirir, kendinden sonraki fiili etkiler)
at'e=атIэ: elbette(Kabul etme, onaylama)
İncil=Ин(ы) кIыл: Büyük Mübalağa
Yin(ı)=Ин(ы): Büyük
Ç'ıl=кIыл: Mübalağa, Abartma
Kur'an=ГурыIан(Gurı'an):Anlamak, Kavramak
Tags:environment,global warming,energy
adıge,
adığe,
caucassian,
caucasus,
circassian,
incil,
kur'an,
tevrat,
zebur
3 Aralık 2014 Çarşamba
Lidya:Лъыд
15 Ekim 2014 Çarşamba
''Bürokraside tam bir devrim'' | Timetürk Haber
''Bürokraside tam bir devrim'' | Timetürk Haber
Posted by Шlэрэнкъо
"Mesela soyadı değiştirme... Birçok vatandaşımız için mahkemelere gidilmesi gereken uzun bir sürecin parçasıyken yeni uygulamayla dilekçeyle soyadı değişimi mümkün olabilecek. Birçok soyadları vaktinde verilmiş ama vatandaşlarımız açısından ve sosyal kültürel etki bakımından değiştirme zarureti olan soyadları var. Çok uzun mahkeme süreçleri olmayacak, dilekçeyle soyadı değiştirilecek. Doğum, ölüm, adres değişiklikleri elektronik ortamda yapılabilecek. Doğum için dahi ne kadar bürokratik uygulamaların olduğu hepimizin malumu. Yeni kimlikler ki son derece kullanışlı, elektronik, biyometrik özellikleri de taşıyan kimlikler Aralık ayından itibaren verilmeye başlanacak."
Posted by Шlэрэнкъо
"Mesela soyadı değiştirme... Birçok vatandaşımız için mahkemelere gidilmesi gereken uzun bir sürecin parçasıyken yeni uygulamayla dilekçeyle soyadı değişimi mümkün olabilecek. Birçok soyadları vaktinde verilmiş ama vatandaşlarımız açısından ve sosyal kültürel etki bakımından değiştirme zarureti olan soyadları var. Çok uzun mahkeme süreçleri olmayacak, dilekçeyle soyadı değiştirilecek. Doğum, ölüm, adres değişiklikleri elektronik ortamda yapılabilecek. Doğum için dahi ne kadar bürokratik uygulamaların olduğu hepimizin malumu. Yeni kimlikler ki son derece kullanışlı, elektronik, biyometrik özellikleri de taşıyan kimlikler Aralık ayından itibaren verilmeye başlanacak."
Tags:environment,global warming,energy
abhaz,
abhazya,
adıge,
adıgey,
adığe,
caucassian,
caucasus,
circassian,
demokrasi,
devlet,
hak,
kaffed,
kafkasya,
kürt,
mücadele
11 Ekim 2014 Cumartesi
"Dönüşçü" Kafkasyalıların Yol Haritası
Posted by Шlэрэнкъо
Diaspora da yaşıyor olup, Anavatan Kafkasya dışında varlığını sürdüremeyeceğinin bilincindeki kişilerin yapması gereken;
1- Kendi özelliklerine uygun bir dönüşü imkanlarının elverdiği en kısa zamanda gerçekleştirmek,.
2- Dönüşü başarmış olanların köprü vazifesi görerek, diğerlerini de teşvik edip bu eylemi hızlandırmak
Kafkasya'nın kaderini belirleyecek olan Dünya üzerinde yaşayan Kafkasyalıların % 80-90 ını oluşturan T:C.de yaşayan diaspora Adığeleridir.
Yaşanılan ülkelerde kimlik bilincini kaybetmeden kültür mirasını da korurken bir taraftan da imkanlar dahilinde Anavatana "Dönüş" desteklenmeli ve gerçekleştirilmelidir.
Ne kadar güçlü olursa olsun hiç bir devlet tam bağımsız olamaz.
Mutlaka siyasi, ekonomik v.b. ilişkiler kurmak zorunda olmakla birlikte, Otokton halkların hakimiyetinde iç ve dış ilişkilerinde tam bağımsız bir Kafkasya'dan emperyalist emelleri olanlar dışında kimseye zarar gelmez.
إِنَّمَا يَنْهَاكُمُ اللَّهُ عَنِ الَّذِينَ قَاتَلُوكُمْ فِي الدِّينِ وَأَخْرَجُوكُم مِّن دِيَارِكُمْ وَظَاهَرُوا عَلَى إِخْرَاجِكُمْ أَن تَوَلَّوْهُمْ وَمَن يَتَوَلَّهُمْ فَأُوْلَئِكَ هُمُ الظَّالِمُونَ
İnnemâ yenhâkumullâhu anillezîne kâtelûkum fîd dîni ve ahrecûkum min diyârikum ve zâherû alâ ıhrâcikum en tevellevhum, ve men yetevellehum fe ulâike humuz zâlimûn(zâlimûne).
| 1. | innemâ | : fakat |
| 2. | yenhâkum(u) allâhu | : Allah sizi nehyeder, size yasaklar |
| 3. | ani ellezîne | : onlardan, o kimselerden |
| 4. | kâtelû-kum | : sizinle savaşan |
| 5. | fî ed dîni | : dîn hakkında |
| 6. | ve ahrecû-kum | : ve sizi çıkardılar |
| 7. | min diyâri-kum | : sizin yurdunuzdan |
| 8. | ve zâherû | : ve arka çıktılar, yardım ettiler |
| 9. | alâ ihrâci-kum | : sizin çıkarılmanıza |
| 10. | en tevellev-hum | : onlara dönmeniz, dost olmanız |
| 11. | ve men | : ve kim |
| 12. | yetevelle-hum | : onlara dönerse, severse, dost edinirse |
| 13. | fe | : o taktirde |
| 14. | ulâike | : işte onlar |
| 15. | hum(u) | : onlar |
| 16. | ez zâlimûne | : zalimler |
60/MUMTEHİNE-9: (Bekir Sadak) Allah, ancak sizinle din ugrunda savasanlari, sizi yurtlarinizdan cikaranlari ve cikarilmaniza yardim edenleri dost edinmenizi yasak eder; kim onlari dost edinirse, iste onlar zalimdir. / (Diyanet İşleri (eski))
KURANMEALİ.ORG
Bizler her şeyden önce bu Ayet-i Kerimeyi aklımızdan hiç çıkarmadan, toplumsal davranış ve ilişkilerimiz konusunda rehber edinmeliyiz.
Önce bir soralım kendimize;
1- Bizi tarih öncesinden beri yaşadığımız yurdumuzdan kim(ler) çıkardı?
2- Yurdumuzdan çıkarılmamıza türlü anlaşmalarla kim(ler) yardım etti?
" Tamam ama, o gün yapılmış olan bir yanlışın kabahati, bugün yaşayan torunlarına mal edilemez ki" şeklinde hedef saptırıcı savunmalarla(ZALİM)lerle karşılaşıyoruz.
İlk bakışta hemen onaylayacağımız çok insancılmış gibi gelen bu yaklaşım, hiç hesaba katmazmı ki o gün atalarımıza yapılan yanlışın ceremesini bugün biz torunları da hala çekiyoruz.
Buna mukabil, o günkü yanlışı yapan ve bizleri anavatanımız dışında diasporalarda yaşamaya mahkum edenlerin torunları, geçmişleriyle yüzleşerek yapılan yanlışın telafisi için çabalamak yerine, bugünde aynı siyaseti yürüterek suç ortağı olmuyorlar mı?
Çarlık yıkıldı hazırlıksız yakalandık, SSCB yıkıldı yine ders almadık. BDT nin de uyguladığı faşizan politikalar sonucu olarak her an dağılacağını ütopya olarak görmekten vazgeçip, gelecek kurgumuzu bu varsayım üzerine inşa etmeli, maddi-manevi hazırlıklı olmalıyız.
1- Kendi özelliklerine uygun bir dönüşü imkanlarının elverdiği en kısa zamanda gerçekleştirmek,.
2- Dönüşü başarmış olanların köprü vazifesi görerek, diğerlerini de teşvik edip bu eylemi hızlandırmak
3- Kendi dönüş imkânı olmayıp dönüş fikrini destekleyenlerin dönüş yapmak isteyenleri maddî manevî desteklemesi.
Kafkasya'nın kaderini belirleyecek olan Dünya üzerinde yaşayan Kafkasyalıların % 80-90 ını oluşturan T:C.de yaşayan diaspora Adığeleridir.
Yaşanılan ülkelerde kimlik bilincini kaybetmeden kültür mirasını da korurken bir taraftan da imkanlar dahilinde Anavatana "Dönüş" desteklenmeli ve gerçekleştirilmelidir.
Ne kadar güçlü olursa olsun hiç bir devlet tam bağımsız olamaz.
Mutlaka siyasi, ekonomik v.b. ilişkiler kurmak zorunda olmakla birlikte, Otokton halkların hakimiyetinde iç ve dış ilişkilerinde tam bağımsız bir Kafkasya'dan emperyalist emelleri olanlar dışında kimseye zarar gelmez.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)










