Gönen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Gönen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Mayıs 2025 Cuma

2 MAYIS 1923 "GÜNEY MARMARA ÇERKES SÜRGÜNÜ"

Posted by Шlэрэнкъо


2 MAYIS 1923 "GÜNEY MARMARA ÇERKES SÜRGÜNÜ"
Yayılmacı politikalarıyla Viyana kapılarına dayanan Hilafet Makamını da elinde bulunduran Osmanlı devleti, Hristiyan batı devletleri için büyük bir tehditti. Bunun yanında Siyonistlerin Arz-ı Mevud( Vadedilmiş topraklar) emellerini gerçekleştirebilmeleri ve Osmanlı devleti sınırları içinde bulunan Filistin topraklarında bir devlet kurabilmeleri için Osmanlı'nın mutlaka yıkılması gerekiyordu. Hatta Hilafet de kaldırılmalıydı ki, Müslümanlar birlikte hareket edemesinler. Lakin bu amaca yönelik her hamlelerinin karşısında tek bir engel çıkıyordu önlerine.
BAŞ BELASI ÇERKESLER.
O Çerkesler ki, Haçlı seferlerini de durduran ve başarısız kılabilen tek milletti. Avrupalı Haçlı zihniyeti ta Memlük Çerkes Devletine defalarca yenilerek çok iyi tanımıştı onları.
Hanedanın en önemli insan kaynağı Güney Marmara Çerkesleri, gerek saray bürokrasisinde gerek askeri olarak hanedanın fedaisi olan Güney Marmara Çerkesleri;
Siyonist, Sabetayist, Evangelist, Levanten ve Masonların ortak amaçlarına ulaşabilmeleri için her ne pahasına olursa olsun bertaraf edilmesi gerekiyordu. Bunun için Balkan savaşları zamanlarında karar verilmişti. Lakin askeri olarak buna güçleri yetmediği için uygun şartların oluşmasını bekliyorlardı.
Kurtuluş savaşında Batı cephesinin savunmasını sağlayan Çerkes Ethem ve cengaver Çerkesler bir şekilde bertaraf edilince, bahsi geçen şer odaklarının aradıkları fırsat ellerine geçmiş oldu. Önce Güney Marmara'da Çerkes köylerine muhtelif zamanlarda jandarma devriyesi çıkararak 12-13 yaşındaki Çerkes çocuklarını dahi gördükleri yerde derdest ederek hapsetmeye başladılar. Bu Ethem bey Almanya'da tedavi olmak amacıyla İzmir'den Yunanistan'a geçtiği zaman başladı ve Güney Marmara Çerkes sürgünü başlayıncaya kadar devam etti. Anadolu topraklarını terk eden Ethem Bey'den tamamen kurtulunca, hapsettikleri 12-13 yaşındaki çocukları ve yetişkin erkekleri her gün düzine düzine muhtelif yerlerde asmaya başladılar. Bundan kurtulabilmek için Çerkesler genç erkeklerini samanlıkta, ahırda hatta bağ evlerinde saklamaya başladılar. Güney Marmara'da Çerkes genç nüfusu böylece büyük oranda yok edildikten sonra sürgüne karşı çıkabilecek bir güç ortadan kalkmış oldu.
Tam 102 yıl önce bugün, m.kemalin yayınladığı genelgeyle Balıkesir'in ilçeleri Gönen, Manyas ve Bandırma'nın Çerkes köylerine "Sürgün"e hazır olmaları talimatı verildi. Defaten başlarına gelen melanetlerden dolayı aşırı demoralize olan Çerkesler hiç tepki veremediler. 14 köy çoluk çoçuk demeden, Doğu ve Güney doğu Anadolu'nun en ücra köşelerine, hatta Suriye sınırına kadar sürüldüler. Yol güzergahındaki yeleşimlere de "Bu gavur Çerkeslerden uzak durun. Bunlara hiçbir şey alıp vermeyin" diye talimatlar verilerek, temel ihtiyaçlarını gidermelerini dahi engellemişlerdi. Sürgüne gönderilenler dışında, diğer bölge köyleri de varlıkları yok pahasına sattırılarak sürgüne hazır vaziyette 1 yıl bekletilmişlerdi.
1864 de Kafkasya'dan, 1877 de Balkanlardan sürülen Çerkesler 1923 de de Güney Marmara'dan sürüldüler. 60 yılda tam 3 sürgün. Dünya'da kaç milletin başına gelmiştir ki böylesi bir dram?
Sürgünü TBMM ye yazdığı mektuplarla görünür kılan ve Sürgün edilenlerin tekrar geri dönmelerini sağlayan tek cesur insan Mehmet Fetgeri Şoenu'yu rahmetle anıyorum.
Önceki iki sürgün savaştığımız hasımlarımızın eseri iken, bu 3. sürgün varlığını korumak için canımızı ortaya koyduğumuz ve kardeş bildiğimiz dış mihrakların iş birlikçileri tarafından olması hasebiyle sürgünlerin en azap verici olanıdır. Bu Güney Marmara Çerkes sürgününün Çerkes Ethem yüzünden olduğu sanılır. Oysa olay çoktan kararı verilmiş bir eylemdir. Sadece ihtiyaç duyulan şartlar hasıl olmuş, Çerkesler istenilen kıvama gelmiştir. Ne diyelim...

ZALİMLER İÇİN YAŞASIN CEHENNEM!

Sonuç: Osmanlı yıkıldı, Hilafet kaldırıldı, İsrail kuruldu. Şimdi sırada Arz-ı Mevud....

18 Temmuz 2018 Çarşamba

İnsiyatifçi Murat Özden

Posted by Шlэрэнкъо

Terzi kendi söküğünü dikemezmiş ya... Hep başkalarının anekdotlarını yazmaktan kendime ait bir anekdot yazmayı akıl edemedim bu güne kadar.
İşte şimdi kendimden bir anekdot;
Hatırlarsanız açılım süreciyle eş zamanlı denilebilecek bir ÇHİ( Çerkes Hakları İnsiyatifi) adında bir oluşum gündeme oturdu bir zamanlar. Sözcülüğüne soyunan Murat Özden televizyonlara çıkıp yarım-yamalak Adığabzesi ile giriş konuşması yaparak güya Çerkes haklarının savunuculuğunu yapacaktı. Bende canlı olarak ilgiyle izliyordum. Çünkü ilk defa demokratik haklarımızı çatır çatır isteyecek birileri çıkıyordu ortalığa. Hüsrana uğramam çok uzun sürmedi elbet. Konuşmanın Ethem Bey ile ilgili kısmı bende tam bir şok.
-Şu an karşımda olsa ben onu asarım. gibisinden bir ifade.
Sen onun kılına dokunamazdın da...O şimdi sağ olup, seni bir eline geçirse  görürdün Hanya'yı da Konya'yıda diye geçirdim içimden.

 Meğer diğer Çerkez Ethem düşmanları gibi onunda bir kuyruk acısı varmış. Çok uzun bir zaman geçmeden öğrendim sebebini.
Murat Özden'in köyü Gönen Üçpınar köyünden çok samimi bir arkadaşımızın davetine icabet ederek Üçpınar Köyü'ne gitmiştik birkaç arkadaş. Orada ev sahibi rahmetli İhsan amcayla tanıştık. Ethem Bey'in yakın akrabası olduğumu öğrenince epey kaynattık geçmişten. Konu Murat Özden'e gelince dedesinin komşuları olduğunu, Ethem Bey'in onun dedesinin evini yaktığını, nefretinin kaynağının bu olduğunu söyledi bana rahmetli İhsan amca.
İhsan amcaya tek bir soruyla cevap verdim.
-Rahmetli dayım neden sizin evinize dokunmadı da, onun dedesinin evini yaktı?
İhsan amca;
- Onun dedesi Anzavurcuydu. Anzavurun adamlarıyla Emre Köyde Ethem Bey'in  evini yakanlardandı..

İşte orada çok iyi anladım ki, Ethem Bey'e kim kin kusuyorsa, mutlaka kendinin foyası, akabinde bir kuyruk acısı vardır.

21 Şubat 2018 Çarşamba

Şhalako Aziz Bey

Posted by Шlэрэнкъо

Bir #Çerkes Dramı daha!!!

#EthemBey'in 15 kişilik muhafız birliğinin baş muhafızı #ŞhalakoAziz Bey.

                         #Gönen  #Çalıoba (TaşTepe) köyünden olup, #EthemBey''in davetiyle sanki böyle birşey

bekliyormuşçasına hiç sorgulamadan daha ilk kurulduğu günlerde #KuvvaiSeyyare'ye katılmış gözüpek,

vatansever olduğu kadar  yiğit bir #Adığe. 

Kardeşi ise, İngiliz altınlarıyla Ankara tarafından tezgahlanan Aznavur

ayaklanmasında  #AznavurAhmet in tarafında ilk iç isyan hareketine katılıyor.
#KuvvaiSeyyare tarafından #Biga da çatışmada öldürülüyor. Çaresiz kardeşini alıp Çalıoba Köyü'nde
 defn ediyor. Tekrar Kuvva-i Seyyare ile #Düzce  Sefer Berzek ve #Sivas'taki  #Çapanoğlu ayaklanmaları dahil diğer cephelerde 
mücadelenin sonuna kadar her daim Ethem Bey'in yanında yer alıyor. 
28 Ocak 1921 de Ethem Bey #KuvvaiSeyyare 'yi lağvedip vatanını terk etmek zorunda kaldıktan sonra Aziz Bey de mücadeleyi bırakarak  Ethem Bey'in köyü olan  #EmreKöyü ne komşu  #YeniZiraatlı Köyü'nden evleniyor ve hayatının sonuna dek burada yaşıyor.

                          Aziz Bey yaşı ilerleyince iki gözüde görmez oluyor. Köy kahvesinde gençlere o dönemde yaşanılanları hüzünlenerek anlatıyor. Gözleri görmediğinden dolayı vakit ne durumda olduğunu bilmediği için gece köyün gençleri onu evine götürmeyi teklif ediyor. Yol boyunca sohbet ederlerken soruyor;
-Kitaplar ne yazıyor onun hakkında?
-Hain! Yazıyor Aziz dede. Hain!
Gözlerinden yaşlar süzülüyor Aziz Bey'in. Ağlamaklı bir sesle itiraz ediyor.
-Çok haksızlık ediyorlar çokkk. Biz onunla gece gündüz demeden at sırtından inmeden dağ bayır Yunan la savaştık. Çok büyük haksızlık ediyorlar ona....

Not: Olayı bize anlatan kaynak kişi;Yeni Ziraatli Köyü'nden 1932 doğumlu K'oh Rahmi Aşçı ya teşekkür ediyoruz.

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Subscribe Now: standard

Translate