Posted by Шlэрэнкъо
Kafkas dil ailesinden Adığe lisanı ile bu kelimenin açılımı şöyledir;
Амазэзаон= Lejyoner(Ücretli Savaşçı)
А(A)= O(Bilinen)
маз(э)= Ay(gezegen, takvim),Ücret,
заон(zawon)= Savaşan,Savaşçı
"Amazzawon"lar Güney Amerika Kıt'asındaki, adını kendilerinden alan Amazon ormanlarında yaşayan, kadınların da erkekleri gibi savaşçı olarak yetiştirildiği ,avcılık, profesyonel savaşçılık ve savaşlarda edindikleri esir ticaretiyle geçinen bir toplumdur. Muhtemelen Kızılderililerle çok yakın akraba olabilirler hatta Kızılderililer bu halkın devamı olabilir.
Savaşlarda kadınların detaycı özelliği, erkeklerinse geniş perspektiften bakabilme yeteneğini birleştirerek, rakipleri karşısında daha üstün starateji geliştirebilme kabiliyetleri sayesinde rakiplerini alt edebiliyorlardı. Amazzawonların kadın savaşçılar olarak algılanmalarının nedeni, orman içlerine tuzaklar kurarak, erkeklerinin pusuya yatmaları kadın savaşçıların orman dışına çıkarak rakiplerinin disiplinini bozup onları orman içine çekerek pusuya düşürüyor ve bu şekilde hepsini imha ediyorlardı. Aynı dönemde Kafkas kültürünün hakim olduğu tüm Ortadoğu, Afrika ve Avrupa ile çok yönlü ilişki içerisinde idiler. Ta ki Atlantik Okyanusundaki neredeyse Kıt'a denilebilecek büyüklükteki ada (Atlantis) çökene dek.
А лIагъэн тыку(A tLağen tıku)= O Yok Olan Kısım
А лIагъэн тыс(A tLağen tıs)= O Çökerek Yok Olan
Bu ada, büyük depremlerle çökmeden önce Amerika Kıt'ası ile Avrupa ve Afrika arasında bağlantı kurulmasına olanak sağlıyordu. Bölge daha sonra büyük bir okyanusa dönüştü ve o günkü imkanlarla ulaşım olanağı ortadan kalkmış oldu. Binlerce yıl sadece mitolojik bir efsane olarak kaldı ve Amerika Kıt'asının varlığı yeniden Milattan sonraki yüzyıllarda keşfedilebildi.
This Blog interested in Caucassian Culture&History and Environment and Renewaible Clean Energy Sources.
- Home
- QHUAPH QHAZZ
- STATİC WATER POWERED
- FİRE FİGHTİNG HELİED
- ИГЪЭХЪУАЛЪ ЖЪЫК|УАЧ|Э
- ELECTRON DOWNLOAD UNİT
- Touch-Screen Virtual Keyboard
- Pass Driver
- Fiber Optic Transmision System Of The Solar Powered
- İllegal Wehicle İdentification System
- Wastewater Treatment Unit
- Videos
- Pıctures
- About Me
- Environment
- My Terminatation Styl
- YEŞİL ORDU
- Жъы Зыгъэко
- Electronic Commonity Transfer(ECT)
Wellcome!
When If I'd can to realized my idea, we'll anneed to nucluer energy and other inconvenient energy kinds. I think about who are Caucassian languages the key for to decipher of historical knowledges.
wood etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
wood etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
5 Temmuz 2013 Cuma
Амаззаон(Amazzawon)
Tags:environment,global warming,energy
abhaz,
adığe,
afrika,
amazon,
avrupa,
bask,
caucassian,
caucasus,
circassian,
fighter,
history,
kaf,
kafdağı,
kafkas,
kafkasya,
orman anatolia,
savaş,
wood
5 Ekim 2011 Çarşamba
Мэзы А ПIо Тхамий
![]() |
| МэзыАПIоТхамий |
Posted by Шlэрэнкъо
Мэз(ы) А ПIо Тхамий= Mez(ı) A P'o Thamiy: Tanrı'nın O Bahsettiği Orman.
Мэз(ы)=Mez(ı): Orman
А= A: O(bilinen)
ПIо= P'o: Söylemek,Bahsetmek
Тха= Tha: Tanrı
мий=miy: İyelik eki(aidiyet belirtir)
Tags:environment,global warming,energy
adğe,
adıge,
adığe,
anadolu,
ayet,
caucassian,
caucasus,
culture,
çerkes,
çerkez,
forest,
history,
kaf,
kafdağı,
kafkas,
mezapotamya,
muslim,
müslüman,
orman anatolia,
wood
6 Mayıs 2011 Cuma
Bitmeyen "Ulu Meşe" Masalı
Posted by Шlэрэнкъо
Yaşını hiç kimsenin bilmediği ulu bir meşe ağacı varmış. Her kış mevsiminde mecburen yapraklarını döker, bazende çok sert fırtınalara yakalanıp dallarının kırıldığı da çok olurmuş. Ancak her bahar gelişinde öyle bir sevinirmiş ki, yine yemyeşil yapraklar açıp, tekrar yeryüzüne birçok palamut serpiştirebileceği için. Nasıl sevinmesin ki, kış boyu yapayalnız haldeyken yemyeşil yapraklara bürününce bir başka güzel olduğunu, üzerine kuşların yuva yaptığı, bu şekilde hem dış tehlikelerden korunduğu hem de neş'eli ve mutlu olduklarını her şekilde belli eden ötüşlerini duymak, türlü böceklerin onun sayesinde beslendiği, onlar için kendisinin adeta bir sığınak olduğunu bilmek, hele ki o kendi neslinin devamını sağlayacak palamutları yeterince olgunlaşıp, türlü şekillerde toprağa karıştığını ve etrafında sürekli genişleyerek büyüyen bir ormanın oluştuğunu görmek en büyük mutluluk kaynağı imiş onun için. Ancak bazıları da kurda kuşa yem olup, uzak diyarlara gitmek zorunda kalıyormuş bazen. Oralarda çok çetin yaşam mücadelesi vermek gerekiyormuş, yabancı diyarlarda üstelik tek başına oldukları için. Kendilerinin ait oldukları bir ormanın varlığını biliyorlarmış ama ne çare. Bulunduğu yere hasbelkader tamda kök salmaya başlamışken, tekrar ait olduğu ormana karışmak için ne kadar yanıp tutuşsalar da, göze alamadıkları birçok şeyi bahane ederek oldukları yerlere dahada derin kök salmaya devam ediyorlar ve de üstelik onlardan istifade edenler buna hep engeller çıkarıyorlarmış.
Yine güzel bir bahar günü yapraklar kendi aralarında fısıldaşıyormuş;
- Biz olmasak bu meşe bir şeye benzemez. Bizim sayemizde böyle yemyeşil ve güzel görünüyor. Hiç farkettinmi biz yokken nasıldı, şimdi ne halde?
- Öyle deme!!! Aslında biz onun sayesinde varız. O bizim hayat kaynağımızdır. Düşünsene bir, o olmasaydı biz olurmuyduk? Biz sadece bir bahar varız. Kış geldiğinde, rüzgarlarla her tarafa savrulup, kupkuru bir şekilde toprağa düşerek yok olup gideceğiz. Fakat o yine dimdik ayakta, daha gelişmiş bir halde, yine yeni yapraklar açmayı bekleyecek ve yepyeni yapraklara hayat verecek.
Yaprakların kendi aralarındaki fısıldaşmalarını duyan bir palamut hemen muhabbete katılmış;
-Arkadaşın çok haklı. Tabiki sizler sonbahar geldiğinde kuruyup gideceksiniz. İşte o zaman yerinizde yeller esecek. Siz hiç boşuna böbürlenmeyin. Asıl biz değerliyiz onun için. Çünkü bizler sizin gibi kuruyup gitmeyeceğiz. Bizde toprağa kök salıp, onun gibi meşe ağacı olacağız. Hem kimbilir, bizde belki ilerde onun gibi ulu bir ağaç olabiliriz. Ulu bir meşe olamasak bile en azından bu ormanın bir parçası oluruz. Yani biz olmasak o burada yapayalnız kalacağı için, onun da burada pek fazla yaşama şansı yok bence.
Daha palamadun sözü biter birmez konuşmaları duyan "ulu meşe"nin dalı hiddettle azarlamış hepsini;
- Ey haddini bilmez gafiller. Siz kendinizi ne sanırsınız? Güçlü olmanın yolu, birlik olmaktır. Birlik olmanın yoluda oraya buraya savrulmak değil, bir "ulu meşe"ye dal-budak olmaktır. Hele en güzeli, herbiri ulu bir meşe ile dolu büyük bir orman olmaktır.
Yaşını hiç kimsenin bilmediği ulu bir meşe ağacı varmış. Her kış mevsiminde mecburen yapraklarını döker, bazende çok sert fırtınalara yakalanıp dallarının kırıldığı da çok olurmuş. Ancak her bahar gelişinde öyle bir sevinirmiş ki, yine yemyeşil yapraklar açıp, tekrar yeryüzüne birçok palamut serpiştirebileceği için. Nasıl sevinmesin ki, kış boyu yapayalnız haldeyken yemyeşil yapraklara bürününce bir başka güzel olduğunu, üzerine kuşların yuva yaptığı, bu şekilde hem dış tehlikelerden korunduğu hem de neş'eli ve mutlu olduklarını her şekilde belli eden ötüşlerini duymak, türlü böceklerin onun sayesinde beslendiği, onlar için kendisinin adeta bir sığınak olduğunu bilmek, hele ki o kendi neslinin devamını sağlayacak palamutları yeterince olgunlaşıp, türlü şekillerde toprağa karıştığını ve etrafında sürekli genişleyerek büyüyen bir ormanın oluştuğunu görmek en büyük mutluluk kaynağı imiş onun için. Ancak bazıları da kurda kuşa yem olup, uzak diyarlara gitmek zorunda kalıyormuş bazen. Oralarda çok çetin yaşam mücadelesi vermek gerekiyormuş, yabancı diyarlarda üstelik tek başına oldukları için. Kendilerinin ait oldukları bir ormanın varlığını biliyorlarmış ama ne çare. Bulunduğu yere hasbelkader tamda kök salmaya başlamışken, tekrar ait olduğu ormana karışmak için ne kadar yanıp tutuşsalar da, göze alamadıkları birçok şeyi bahane ederek oldukları yerlere dahada derin kök salmaya devam ediyorlar ve de üstelik onlardan istifade edenler buna hep engeller çıkarıyorlarmış.
Yine güzel bir bahar günü yapraklar kendi aralarında fısıldaşıyormuş;
- Biz olmasak bu meşe bir şeye benzemez. Bizim sayemizde böyle yemyeşil ve güzel görünüyor. Hiç farkettinmi biz yokken nasıldı, şimdi ne halde?
- Öyle deme!!! Aslında biz onun sayesinde varız. O bizim hayat kaynağımızdır. Düşünsene bir, o olmasaydı biz olurmuyduk? Biz sadece bir bahar varız. Kış geldiğinde, rüzgarlarla her tarafa savrulup, kupkuru bir şekilde toprağa düşerek yok olup gideceğiz. Fakat o yine dimdik ayakta, daha gelişmiş bir halde, yine yeni yapraklar açmayı bekleyecek ve yepyeni yapraklara hayat verecek.
Yaprakların kendi aralarındaki fısıldaşmalarını duyan bir palamut hemen muhabbete katılmış;
-Arkadaşın çok haklı. Tabiki sizler sonbahar geldiğinde kuruyup gideceksiniz. İşte o zaman yerinizde yeller esecek. Siz hiç boşuna böbürlenmeyin. Asıl biz değerliyiz onun için. Çünkü bizler sizin gibi kuruyup gitmeyeceğiz. Bizde toprağa kök salıp, onun gibi meşe ağacı olacağız. Hem kimbilir, bizde belki ilerde onun gibi ulu bir ağaç olabiliriz. Ulu bir meşe olamasak bile en azından bu ormanın bir parçası oluruz. Yani biz olmasak o burada yapayalnız kalacağı için, onun da burada pek fazla yaşama şansı yok bence.
Daha palamadun sözü biter birmez konuşmaları duyan "ulu meşe"nin dalı hiddettle azarlamış hepsini;
- Ey haddini bilmez gafiller. Siz kendinizi ne sanırsınız? Güçlü olmanın yolu, birlik olmaktır. Birlik olmanın yoluda oraya buraya savrulmak değil, bir "ulu meşe"ye dal-budak olmaktır. Hele en güzeli, herbiri ulu bir meşe ile dolu büyük bir orman olmaktır.
Tags:environment,global warming,energy
caucassian,
caucasus,
çerkes,
çerkez,
dünya,
environment,
foto syntesis,
gofer,
halk,
history,
inhabitant,
kaf,
kafdağı,
kafkas,
qofer,
tree,
wood,
world,
yaradılış
21 Şubat 2010 Pazar
Forest or Trees only way for "rewerse" of Global Warming.
Posted by Cherenqo
Trees make bigger via foto syntesis it self mass and of the World. And it's what we need changing as Carbon di Oxyd to Oxygen.
Orrman veya Ağaç(lar) fotosentez yoluyla hem kendi hemde Dünya'nın kütlesinin büyümesini sağlar. Böylece Dünya kütlesinin yanan ve yakılan maddeler sebebiyle küçülüyor olmasına zıtlık teşkil ederek Dünya'nın kozmik manyetik dengesinin devamını sağlar. Üstelik canlı yaşamının vazgeçilmezi oksijeni, atmosferdeki karbon di oksidi dönüştürerek üretir.
Trees make bigger via foto syntesis it self mass and of the World. And it's what we need changing as Carbon di Oxyd to Oxygen.
Orrman veya Ağaç(lar) fotosentez yoluyla hem kendi hemde Dünya'nın kütlesinin büyümesini sağlar. Böylece Dünya kütlesinin yanan ve yakılan maddeler sebebiyle küçülüyor olmasına zıtlık teşkil ederek Dünya'nın kozmik manyetik dengesinin devamını sağlar. Üstelik canlı yaşamının vazgeçilmezi oksijeni, atmosferdeki karbon di oksidi dönüştürerek üretir.
Tags:environment,global warming,energy
atmosphere,
environment,
foto syntesis,
gas emission,
global warming,
hydrogen,
termal expansion,
tree,
water,
wood,
world
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



