culture etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
culture etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Mart 2020 Cumartesi

Adığe Kültürü ve Bulaşıcı Hastalıklar

Posted by Шlэрэнкъо

                 Mitolojik çağlara dayanan kadim Adığe kültüründeki kılık-kıyafet, aksesuar ve beslenmede kullanılan malzemeleri incelediğimizde görüyoruz ki, gümüş ile probiyotikler çok önemli bir yer tutmaktadır.
                 Kıyafetlerde ve aksesuarlarda kamçıya  varıncaya kadar yoğun olarak kullanılan, üzerinde mikrop/virüs ve bakteri barındırmayan yeryüzündeki tek element olan gümüş önemli bir yer tutmaktadır.



                 Bu asla tesadüf olamaz.




                 Kadın kıyafet(Saye)lerinde ve aksesuarlarında gümüş sim ile süsleme sanatı son derece gelişmiştir.

             
                 Yeme-içme,  kap-kacaklarında da durum pek farklı değildir. İçeceklerini koydukları Bjenin bile ağız kısmı tamamen   gümüşten olup, diğer taraflarıda işlemeli yapılmaktadır.




                 Kılıç, kama ve kemer gibi erkek aksesuarlarında da çok yoğun bir şekilde gümüş kullanılmakla birlikte atların  eğer(Vuane)lerinde, diğer koşum takımlarında  dahi gümüş işlemeler göze çarpar.



                 Yiyeceklerde ise Şipsı diye adlandırılan en meşhur yemeklerinde, içinde çok yüksek oranda gümüş molekülü barındıran Ceviz kullanılması sadece lezzetle alakalı değildir elbet.
                 Kefir, yoğurt, ve kundıpsıuw gibi probiyotikler sofraların vazgeçilmezleridir. Probiyotiklerin insan bağışıklık sistemini güçlendirdiğini de atalarımız çok eskiden keşfetmiş olmalılar ki, nesilden nesile aktarılan bu kültür sayesinde, çok uzun yaşayabilen 100 yaşın üzerinde büyük oranda mevcudu olan bir halktı Adığeler.
                 Ne zaman hayatımıza melamin, plastik türü  petrokimya ürünleri girdi, ne zaman gümüş, nikel(kalay)kaplama yerine alüminyum kap- kacak girdi ise artık yukarıda belirttiklerimizin bir hükmü kalmadı maalesef.
Sağlık ve sıhhatli günler dileğiyle...

3 Aralık 2014 Çarşamba

Lidya:Лъыд

Posted by Шlэрэнкъо



Лъыд=Lıd: İtibarlı. 


Lıdya: İtibarlı(elit)lerin vatanı

20 Şubat 2014 Perşembe

100 Yıllık bir savaşta Хьазыгъыр(Hazığır)ın önemi

Posted by Шlэрэнкъо


Хьа(Ha): Gıda, Besin, Yiyecek
зыгъыр(Zığır): Süzülmüş
 Хьазыгъыр(Hazığır)= Süzülmüş(Konsantre) yiyecek.


Kafkasya'nın  kadim halkı Adığe, Abhaz, Alan ve Ubıhlar'ın geleneksel erkek kıyafetlerinin adı  Adığe lisanında "Şığın"dır.
Şığınların sağ-sol göğüs üzerindeki  "fişeklik"  zannedilen, "Hazığır" olarak tabir edilen sıralı bölmelerde, konsantre edilmiş et  veya bitkisel yiyecekler, dış etkenlerden koruyacak şekilde yalıtımı sağlanarak  muhafaza ediliyordu.
 Bir erkek savaş yada başka bir amaçla evinden ayrıldığında, mecbur kaldığında en az 2 hafta bu gıdalarla idare edebiliyordu.
Savaşlarda düşmanlar yanlarında yiyeceklerini de taşımak zorundaydılar ve bu ağırlık onlara çok büyük dezavantaj oluşturuyordu.
Eğer Kafkas-Rus savaşları 100 yıldan fazla sürdüyse bu "Hazığır" kültürü sayesindedir.
Bu kültüre sahip olmayan  nüfus olarak eşit  hiçbir halk bunca ateş gücü üstünlüğü olan bir orduya karşı 2 yıl bile dayanamazdı.
Amerika ve Rusya gibi uzay teknolojisine sahip olan devletler bile 1900 lü yıllarda  bu metodu keşfetmiş, astronotların uzayda geçirdikleri zamanlarda yaşamlarını idame ettirmeleri  için kullanabilmiştir.

6 Mart 2012 Salı

Tscherkessen platz in Wien(Çerkes Meydanı)




QhuafeQhase, a gallery on Flickr.
Tscherkessen platz in Wien (Çerkes meydanı)'nın hikayesi.

Viyana'da Tscherkessen platz in Wien (Çerkes meydanı) adı verilen bir meydan vardır. Bu alanında hikayesi ise şöyle,

Kanuni 1529 yılında Viyana'yı kuşatır. şehir surları her taraftan toplarla dövülür, aralıksız taarruz edilir. Bu sırada Çerkes diye adlandırılan bir süvari elinde kamasıyla açılan bir gedikten içeri dalar. Ancak Çerkes süvari içeri girdiğinde atıyla birlikte öldürülür. Bunun üzerine Osmanlı askerleri tarruzu bırakıp geri çekilir. O gün Osmanlı ordusu taarruzu bırakır.
...
Ertesi gün hava iyice soğumuştur. Kar ve fırtınalı bir hava sonucu Osmanlı ordusu zor duruma düşer. İstihkam çukurları kar ile dolar. Binlerce asker soğuktan donmaya başlar. Hayvanlar ise donarak ölür. Bunun üzerine askerler Kanuni'ye yalvarırlar. Padişah da bu yakarışları kabul edip kuşatmayı kaldırır.

Osmanlı ordusu geri çekildiğinde ise kral Ferdinand içeri gözü pek şekilde dalan çerkes süvariden çok etkilenir. Dayı çerkesi öldüren askerin derhal bulunması emrini verir, Çerkes Süvariyi öldüren asker kralın huzuruna getirilir. Kral Ferdinand askere şu cümleleri sarf eder

- "Sen kim oluyorsun da, bu inançlı ve yiğit insanı arkadan vurup öldürürsün, sen gerçek bir erkek olsaydın, yiğitilik gösterir, onun karşısına dikilir kılıçla dövüşüp başını keserdin" der. Kral iyice sinirlenir ve Dayı Çerkes adlı süvariyi öldüren askeri, Çerkes süvarinin öldürüldüğü yerde ödürmüş olduğu bir duvarın içine hapsederek ölüme mahkum eder. Bugün Almanya'daki Çerkes meydanında bu askerin kurumuş cesedi o duvarın içerisinde halen durmaktadır.

http://www.flickr.com/photos/erolerdogan/322474334/

Dayı Çerkes ve atı ise mumyalanmış şekilde bir anıt olarak, Viyana'da kaleye girdiği yerde giysileri, zırhları ve silahlarıyla ve kalpağıyla durmaktadır.
Not:Yazı orijinalinden aynen kopyalanmıştır. Söz konusu meydan Almanya'da değil Avusturya'dadır.

2 Mart 2012 Cuma

SOCI OLIMPIYATLARI'NA HAYIR KAMPANYASI DEKLERASYONU - No Sochi 2014

SOCI OLIMPIYATLARI'NA HAYIR KAMPANYASI DEKLERASYONU - No Sochi 2014

Posted by Шlэрэнкъо

Biz, “Soçi Olimpiyatları’na Hayır Kampanyası” Organizasyon Komitesi Üyeleri olarak, Soçi’de yapılacak olan 2014 Kış Olimpiyat Oyunları’nı şiddetle kınıyoruz. Soçi'nin Çerkes Soykırımı toprağı olması nedeniyle, Dünya'ya ve Uluslararası Olimpiyat Komitesi'ne Rusya'yı Soçi Olimpiyatları'nı gerçekleştirmekten men etmesi için çağrıda bulunuyoruz.
Uluslararası Olimpiyat Komitesi; kararını vermeden önce, Soçi’nin ev sahibi olarak seçilmesinin getireceği sosyo-politik ve çevresel sonuçları ile ilgili endişelerimiz hakkında Uluslararası Olimpiyat Komitesi’ni bilgilendirmek için gereken her çabayı gösterdik. Bu bağlamda, Uluslararası Olimpiyat Komitesi üyelerinden sorumlu davranmalarını ve sadece çevreye ve insan haklarına değil tüm Olimpiyat Hareketi’nin kamusal imajına telafisi mümkün olmayacak bir zarar verebilecek olan her türlü kararı geri çevirmelerini talep ettik.
Ne var ki;
Rusya’nın Olimpiyat organizasyonunun resmi sitesindeki çarpıtılmış bilgiler Soçi’nin tarihinden ve halkından koparılmak istenmesinin kanıtıdır. Binlerce yılda oluşan Çerkes medeniyetinin ve kültürünün evi olan Kuzey Kafkasya’yı ve bağımsız Çerkesya’nın son başkenti Soçi'yi, yalanlarla dolu süslü propagandalarla Dünya’ya tanıtmak mümkün değildir.
Uluslararası Olimpiyat Komitesi’nin Soçi’yi ev sahibi olarak seçme kararının arkasındaki gerekçeyi anlamaya çalışırken, Olimpiyat oyunlarına ev sahipliği yapmak için seçilecek aday şehirlerden biri Auschwitz olsaydı ne olurdu diye sormadan edemedik. 1.5 milyon insanın sistematik olarak aç bırakılarak ve işkenceye maruz bırakılarak öldürüldüğü Auschwitz’i olimpiyatlar için ev sahibi olarak seçmek vicdanlı ve kabul edilebilir bir karar olur muydu? Peki, 18–19.yy Rus-Kafkas savaşları sırasında Rusya'nın uyguladığı vahşi politikanın bir sonucu olarak Çerkesler için bir mezarlık haline gelmiş Soçi ve çevresinde olimpiyat oyunlarının yapılmasını kabul etmemiz nasıl beklenebilir? Rusya'nın yol açtığı tahrip Çerkesler için düzeltilemez seviyededir. O tarihteki Çerkes nüfusunun yarısı öldürülmüş, kalanların ise neredeyse %90’ı anavatanları dışına sürgün edilmiştir ve bu sebeple Çerkesler toplam nüfusuna oranla Dünya'daki en büyük diasporayı oluşturmuştur.
Kuzey Kafkasya'da değişik idari birimlerde yaşamak zorunda bırakılan Çerkeslerin toplumsal örgütlerinin Soçi ile ilgili sembolik talepleri dahi görmezden gelinmektedir. Bugün Kuzey Kafkasya'da, Rusya’nın bütün tarihi çarpıtmalarına ve Kafkasya'da yürüttüğü baskıcı politikalarına rağmen, Çerkes Soykırımı’nın 150. yıl dönümü olan 2014 yılında düzenlenmek istenen Soçi Olimpiyatlarına karşı sivil muhalefet hakkını kullanan kişi ve gruplar tehdit edilerek ve çeşitli saldırılarla susturulmaya çalışılmaktadır.
Rusya Devlet Başkanı Dimitri Medvedev güvenlik gerekçelerini sebep göstererek 19 Ocak 2010 tarihinde imzaladığı kararnameyle, yeni yapay sınırlar çizilerek Soçi kentinin de içinde bulunduğu Krasnodar bölgesi ve Adigey Özerk Cumhuriyeti’ni dışarıda bırakacak şekilde Kuzey Kafkasya Federal bölgesi oluşturulduğunu duyurmuştur. Dünya kamuoyuna duyuruyoruz: 2014 Kış Olimpiyatlarının yapılacağı Kuzey Kafkasya bizzat Rusya Devlet Başkanı tarafından tehlikeli bölge ilan edilmiştir. Bu koşullar altında bölgede yapılması planlanan kış olimpiyatlarının güvenli bir ortamda gerçekleşebilmesi mümkün değildir.
Uluslararası Olimpiyat Komitesi bu kararı alarak, Rusya Devlet Başkanı Medvedev ve Başbakanı Putin’in demokrasiye bağlılığına ve Rusya’da ki insan hakları ihlallerine ilişkin ciddi eleştiriler ve sorulara rağmen, Putin’in emperyal saiklerine göre şekillendirdiği otokratik yönetim şekline de onay vermiş oldu. Soçi’yi olimpiyatlar için ev sahibi kent olarak seçen Uluslararası Olimpiyat Komitesi, yoğun insan hakları ihlallerinin olduğu, çatışmaların devam ettiği ve sivil toplumun özgür iradesi üzerinde uzun bir süredir devlet baskısının hakim olduğu Kafkasya’daki kırılgan koşulların üstünü beton ile kapatmanın önünü açmış oldu. Uluslararası Olimpiyat Komitesi’nin bu kararı dolayısıyla Rusya’nın bölgede uyguladığı anti demokratik ve baskıcı hareketlerinin meşru bir zeminde uluslararası geçerlilik kazanması anlamına gelmektedir. Biz, dünya kamuoyu önünde bir kez daha Olimpiyat komitesini ve tüm Olimpiyat sporcularını bu insanlık suçuna ortak olmamaya davet ediyoruz.
Bunun yanında, Uluslararası Olimpiyat Komitesi bölgede yaşanabileceklere ilişkin Çevre aktivistlerinin derin kaygılarını görmezden geldi. Oysa Soçi yakınlarında pek çok spor organizasyonun düzenleneceği Krasnaya Polyana kayak alanı, UNESCO Dünya Mirası Listesinde yer alan ve koruma altında bulunan Kuzey Kafkasya doğal yaşam alanlarının önemli bir parçasıdır.
Yukarıdaki nedenlerden dolayı;
2014 Kış Olimpiyat Oyunları’nın Soçi’de yapılacak olması, ne kadar iyi niyetli ve barış amaçlı bile olsa, kabul edilebilir değildir.
Biz soykırıma maruz kalmış bir halkın torunları olarak bir kez daha Uluslararası Olimpiyat Komitesi’nin kararını şiddetli bir şekilde kınadığımızın altını çiziyoruz. Özgürlük aşığı Promethe’nin Kafkasya dağlarında tutuşturduğu meşaleyi hürriyet katili Rusya’ya vermeyin! Soçi’nin kasıtlı bir yıkıma daha ev sahipliği yapmasına izin vermeyin!
“SOÇİ OLİMPİYATLARI’NA HAYIR KAMPANYASI” ORGANİZASYON KOMİTESİ ÜYELERİ

5 Ekim 2011 Çarşamba

Мэзы А ПIо Тхамий

МэзыАПIоТхамий

Posted by Шlэрэнкъо

Мэз(ы) А ПIо Тхамий= Mez(ı) A P'o Thamiy: Tanrı'nın O Bahsettiği Orman.

Мэз(ы)=Mez(ı): Orman
А= A: O(bilinen)
ПIо= P'o: Söylemek,Bahsetmek
Тха= Tha: Tanrı
мий=miy: İyelik eki(aidiyet belirtir)

1 Ekim 2011 Cumartesi

Maykop'ta 1 Haftalık Ramazan Bayramı Gezisi







         Uzun yıllar süren soğuk savaş dönemi yetmiyormuş gibi,12 Eylül 1980 deki askeri darbe tarafından derneklerimizin kapatılmasından dolayı, son derece örgütsüz ve çok hazırlıksız yakalandığımız, 1989 yılında Sovyetler Birliği dağıldığından beri, diasporada yaşayan birçok Kafkas kökenli insan gibi benimde anavatanı bir kez bile olsa görme umudum canlanmaya başlamıştı. Daha sonraları kurulmaya başlanan dernekler kanalıyla, Anavatandaki cumhuriyetler ile oluşturulan bağlantılar sayesinde "Dönüş"  hayalleride gerçekleşmeye başladı.1993 yılında Kafder tarafından derneklere gönderilen bir yazıda çifte vatandaşlık başvurusu için oraya gitme şartı kaldırılmış olduğu bilgisi doğrultusunda gerekli evrakları tamamlayıp Kafder'e göndermeme rağmen konuyla ilgili hiç bir gelişme olmaması ve bu evrakların akıbetinin belirsiz kalması uzun bir süre hayal kırıklığı yaşamama sebep olmuştu. 
              Hayalim; Anavatana dönmek, varsa oradaki akrabalarımı bulmak, orada aile kurmak, yaşamımın kalan kısmını orada idame ettirmek ve en önemlisi oraya katkı sağlayacağını düşündüğüm bazı şeyleri orada hayata geçirmekti.(My Blog List)
              2011 İlkbaharında Güney Marmara Kafkas derneklerinin Bandırma Kuzey Kafkasya Kültür Derneği'ne verdiği, Kafkasya'ya gezi düzenleme görevine istinaden bu derneğimiz, Ramazan Bayramı tatilini orada geçirmek isteyen bölge sakinlerinden oluşan 38 kişilik bir kafile  oluşturarak 28 Ağustos- 2 Eylül 2011 tarihleri arasında benimde katıldığım bir gezi gerçekleştirdi. Kafilemiz gerçekten çok saygıdeğer ve nezih insanlardan oluşmuş ve gezimiz  hiç problemsiz bir şekilde sonuçlandırılmıştı. Bu vesileyle  gezimizi düzenlemekte büyük emeği olan Bandırma  K.K.K.Derneği Başkanı  Sayın (Adza)Namık Nart'a teşekkürlerimi sunuyorum. Temennim odurki; Bu ilk olmuştur ve geleneksel hale getirilerek her müsait zamanda  tekrarlanır.


Sabiha Gökçen'de
Sabiha Gökçen Havalimanında iftar


28 Ağustos 2011-Pazar

                 Uzun yolculuklardaki tecrübem sayesinde yola rahat bir kıyafetle çıkmayı tercih ettim. Biraz tuhaf gibi gelebilir ancak eşofman giydim, yol kıyafeti olarak.
Saat 14:00 da Bandırma'dan İstanbul Sabiha Gökçen Havaalanına hareket eden özel olarak kiralanmış otobüsümüz çok keyifli bir yolculuktan sonra 18:00 da bizi havalimanına ulaştırdı. Gidiş yolculuğu Ramazan ayı içinde olduğu için kimimiz seferi idik,  oruçlu olanlarımız ise İftarı havalimanında yapmak zorunda kaldılar. İşlemlerimizi tamamlayıp uçağa binmemiz saat 22:00 cıvarında idi. Bu 5. uçuşum oluyordu ve böyle bir şey görmedim. İki saatlik uçak yolculuğunda ikram diye bir şey yok.Herşey parayla. Sözde uçak yolculuğu yaptık. Otobüslerde!!! Pardon köy minibüslerinde  bile yolculuk  daha kaliteli.
 Bu yolculuk esnasında güzel şeylerde  olmadığı söylenemez. Kafilemiz Tağematelerinden (Neşuko)Cihat Beyin köylüsü olduğunu öğrendiğimiz, babası Maykop'ta cafe işletmeciliği yapan Neris isimli genç ve güzel bir Adığe pşhaşşenin tesadüfen bizimle aynı uçakta oraya gidiyor olması, kafilemize yakın ilgi ve alakası ile, gümrük geçişinde ihtiyaç duyan herkese tek tek yardımcı olarak, işleri kolaylaştırması kafilemiz açısından bir şans olmuştu.



Uçakta giderken




29 Ağustos 2011-Pazartesi(Arefe)

               Krasnodar havaalanına indiğimizde yerel saat 01:30 idi. Piste iner inmez ilk dikkatimi çeken şey, hiçbir yerde görmediğim kadar çok özel jetler sıra sıra dizilmiş olmasıydı. Bu küçük denebilecek havaalanında bu kadar çok özel jet olması şaşırtıcı oldu elbettte. Demek burada ekonomik geçim standardı benim tahminimden çok yüksekmiş.Tur operatörümüz Osman bey tarafından kafile başkanımız Namık beye daha önceden verilen bilgi gereği havalimanındaki işlemler için acele etmememiz istenmiş, ve bizde önce rus vatandaşlarının işlemlerini bitirmesini beklemiştik. Bu psikolojiyi bilen bilir. Hangi ülke sınırlarında olduğunuza göre ya süt dökmüş kedi, yada aslan parçası olursunuz. Zaten gece yarısı idi ve acele etmenin bir anlamı da yoktu. Ruslar işlemlerini tamamladıktan sonra bizde rahat bir şekilde gümrükten geçtik ve Allahıma bin şükür olsun ki, ata topraklarına ayak basma mutluluğuna erişmiş olduk. Yere öyle bir basıyorum ki, sanki kök salıyorum toprağa. Oradaki köklerimle buluşmak istercesine...Öyle bir nefes alıyorum ki her seferinde, sanki oranın bütün havasını ciğerlerime doldururcasına... Hiçmi hiç yadırgamıyorum bulunduğum yeri. Sanki binlerce yıldır burada yaşamışım ve hep buraya aitmişim.
-"İşte burası senin vatanın"  diyorum kendi kendime. "Gelemesende göremesende senin başka vatanın yok. Sen buraya aitsin..."
Bizi Maykop'a götürecek otobüsü  beklerken herkes pürneşe bir muhabbet bir espri herkes birbirine. 
Dıguh pşhaşşe  Yıldız 
-Şapsığ Abi! Hadi iyisin. Geldin sayılır vatanına.  Az kaldı.
- Hah hah hah.Asıl buraları benim vatanım. Şu anda vatan topraklarına ayak basmış bulunuyorum. Benim dedelerim Kuban bölgesinden sürgün edilmişler.  Tarihi kaydedin biryerlere. "Şapsığın Krasnodar'a ayak bastığı gün" diye...
-Eeeee madem öpsene toprağı. Hani filmlerde olur ya...
-Yaaa öpecemde... Her tarafı fayansla kaplamışlar, Şhapsığo toprağı öpemesin diye :)))..
Bir müddet sonra otobüsümüz geliyor ve yaklaşık iki saatlik bir yolculuktan sonra Maykop Haçeş'te üç bekar arkadaş olarak 307 nolu odaya yerleşiyoruz.



Haçeş Maykop Oteli


                    İçimizde en yaşlı ben olduğumdan Adığe Khabze gereği baş köşedeki yatağı bana bırakıyorlar ve kendileri kapıya yakın yatakları paylaşıyorlar. Yatakları derken odamız gerçekte iki yataklı. İkinci yatak (Guğoj)Ümit adlı oda arkadaşımıza düşerken, (Tlışe)Özgür'e kapının yanındaki üç kişilik koltuk kalıyor yatak olarak. Banyolarımızı alıp uyku moduna geçiyoruz.
Maykop'un o tertemiz havasında, kısa sayılabilecek ancak deliksiz bir uykudan, son derece dinç bir şekilde uyanıyoruz. Musluktan akan o demir gibi suyla el-yüz temizliğinden sonra, yolculuk esnasında sahur yapamadığımdan dolayı kendime oruç tutma konusunda güvenemediğim için seferi olmaya karar veriyorum ve ilk kahvaltımızı Dışeps Cafede yapıyoruz. Burada bizi bir sürpriz bekliyormuş meğer. 1990 yılında derneğimizin kurulmasında öncülük ederek büyük özverilerle bize bir dernek kazandıran, daha sonra "Anavatana Dönüş" yaparak toplumsal hizmetlerine burada devam eden değerli thamatemiz Sayın (Meşfeşşü)Necdet Hatam bu ilk kahvaltımızda kafilemizi  ziyaret ederek bizleri onurlandırıyor. Birde Tlışe Doğan Beyle tanışıyoruz. Benim hayalimi yıllar önce gerçekleştirmiş olan.
                 İkisinden de gerekli bilgileri alıyoruz Adıgey ve özellikle Maykop hakkında. Adıgey Cumhuriyeti'nin, dolayısıyla Adıgeleri diğer toplumlardan ayıran karakterini ortaya çıkaran bir özelliğini öğreniyoruz. Oda şu; ne kadar vefakar oldukları... Diğer   tüm eski sovyet cumhuriyetlerinde yıkılan Lenin heykellerinin, hala yıkılmamış olduğu tek Sovyet Cumhuriyeti Adıgey.


Lenin Meydanı
(Maykop'ta gezerken iki  ayrı yerde gözlerimizle şahit oluyoruz buna) Bu da Adğelerin, adeta bir meşe ağacı gibi her daim dik durabilen, esen rüzgara göre her yöne eğilmeyen özelliğini teyid ediyor kanımca.













 










Şheguaşe Nehri
Maykop şehir parkı


                     Bugün Maykop'u tanıma günümüz. Daha ilk günden farkı farkediyorsunuz. Tam bir Avrupa şehri. Her taraf tertemiz. Çok geniş kaldırımlar ve yollar. Yollar adeta cetvelle çizilmiş gibi dümdüz gidiyor. Bir caddenin başından baktığınızda sonunu görebiliyorsunuz çoğu yerde. Kaldırımların yol tarafında büyük yabani kestane ağaçları dizili. Türkiyeden giderek esnaflık yapanlar hariç, kaldırımları işgal eden ne bir işyeri, ne bir araç, ne de Tibet Öküzü gibi kaldırım ortasında yayaların geçişini zorlaştıran kimse göremezsiniz. Burada herkes toplumsal yaşam kurallarına azami şekilde riayet ediyor.
( Umarım Adıgey yetkilileri bu durum yaygınlaşmadan gerekli önlemleri alırlar.  Yoksa ileride Türkiyedeki gibi önü alınamaz bir rezalet oluşabilir orada da.)
              Binalar son derece bakımlı ve de hoş.  Göz zevkinizi bozacak hiç bir şey yok ortalıkta. Herşeyde estetiğe büyük önem verildiği  aşikar. Bayanlarını hiç sormayın. Herbiri seyrine doyum olmayan birer estetik abidesi. Otelimizle kahvaltı yaptığımız yerler arasında  yaklaşık 200-250 metre mesafe var. Trafik ışıkları bile olmayan bir yoldan karşıdan karşıya geçerken, araçlar 5- 10 metre kala duruyor ve size yol veriyor ki, ışıkları olan yerleri siz düşünün. Parklarda gezerken merkezi yayından yapılan  Kafkas müziği geliyor kulağınıza. İşte! Vatanınızda olmanın karşı konulmaz mutluluğu... Bir bakıyorsunuz Kafkas müziği eşliğinde Adğe gençleri Adğe gegu yapıyorlar hemen oracıkta. Derken rus müziği, hatta  batı müziği çalınıyor akabinde. Işıklı havuzların sularıda, danslarıyla eşlik ediyor gençlere. Bir bankta otururken yanınızdan geçen küçücük çocukların bile Adğebze konuşmalarına şahit oluyorsunuz büyük bir memnuniyetle.

             Birde buraları ecnebi memleket zannedenler için belirtmeden geçemeyeceğim birşey var elbette. Burada gayet güzel ve büyük  Camiiler  var. Beş vakit ezan okunan ve namaz kılınan. Maykop'un neresinde olursanız olun, ezan sesini duyabiliyorsunuz. Namaz kılmak size kalmış...





Şehrin görülmesi gereken yerlerini gezdikten sonra  Milli Müzeyi de ziyaret etmemizi sağlıyor mihmandarlığımızı yapan Necdet abimiz. Aslında tadilatta olmasına rağmen ziyaret etmemize izin veriliyor. Burada tarihimizle ilgili çok değerli bilgilerle donatılıyoruz yetkililer tarafından.
(Maykop'a gidenlerin mutlaka ziyaret etmesi gereken bir yer.)

Adıgabze Kur'an


Идз(ы) Пае Ун(э)= Yidz(ı) Paye Wun(e): Dışarıya kuru olarak çıkmak için oda
Идз(ы)=Yidz(ı): Kuru olarak dışarıya atılmak(çıkmak)
Пае=Paye:için(bağlaç)
Ун(э)=Vun(e):Ev,Oda 
Bu isimdende anlaşılacağı gibi, Kafkasya'da "Yispevun" adıyla bilinen ve  dünya literatüründeki  adı "Dolmen" olan bu yapılar, ani bastıran yağışlarda ıslanmaktan kurtulmak, yağış kesildikten sonra kuru bir şekilde dışarıya tekrar çıkabilmek,avcılar veya çobanlar tarafından sürekli yanında taşıması zorluk çıkartan gıda türü şeyleri gerek  olumsuz  hava şartlarından, gerekse yabani hayvanlardan  korumak   amacıyla Neolitik çağlarda yaşayan atalarımız tarafından tasarlanmıştır.





 









30 Ağustos 2011-Salı(Ramazan Bayramı)

               Eveeeeeett!!! Bu gün Ramazan Bayramı...İlk başlarda hiç bitmeyecekmiş gibi gelen 11 ayın sultanı bizden ayrılıyor bugün. Nasıl geçtiğini anlamadan. Artık tutanda bir tutmayanda.
Sayın abim (Tlışe)Sadullah sabah erkenden kapımızı çalıyor, bayram namazına hazırlanmamız için. Ümit  zaten kalkmış ve banyoda. Sonra Özgür de banyoyu kullanıyor. Ben onları beklerken tekrar uykuya dalıyorum ve onlar çıkıp gidiyorlar. Yeniden uyanıyorum ki vakit epey ilerlemiş. Treni kaçırdığımı düşünerek ağırdan alıyorum. Meğer, neler kaçırmışım neler... Camiiye giden arkadaşların anlattığına bakılırsa (hani birilerinin kurmaya çalıştığı o) "Medeniyyyyetler İttifakı" burada çoktaaaan fiilen kurulmuş bile. Bayram namazına Adıgey devlet erkanı, müftüler, imamlar, papazlar,hahamlar,adıgeler,ruslar,araplar,zenciler... Her ırktan,her milletten her dinden insan iştirak etmişler. Ben hariç. Tabii nede olsa ittifaklar üstü bir Şhapsığo olduğumuzdan:))
Bir güzel haber de, bu bayram ilk defa Ramazan Bayramı resmi tatil olarak kabul edilmiş Adıgey Cumhuriyeti'nde.

Maykop Camiindeki Bayram namazı video görüntülerini izlemek için alttaki linkini tıklayınız..
http://www.facebook.com/vahdettin.bayram#!/photo.php?v=2378676868453

               Bayram namazına gidenler döndükten sonra, kafile olarak bayramlaşmak amacıyla otelimizin hemen yakınındaki Tetiy Cafede toplanıyoruz. Kafilemizdeki çocuklar türkiyedeki görgü kuralları gereği büyüklerin elini öpmeye çabalıyorlar, ancaaak burada Adğe Khabze geçiyor ve el öptürülmüyor. Çocuklar son derece şaşırıyorlar bu duruma. Ayrıca herkese ismiyle hitab edilmesi gerektğini,anne,baba, abi, abla,amca,dayı gibi sıfatların, bizde kullanılmadığını da  öğreniyorlar.  Budaaaaa en çok her daim küçük kardeş muamelesi görmekten muzdarip Simoş'un(Smara) hoşuna gidiyor.





Bayramlaşma faslı biter bitmez herkes kahvaltısını yapıyor ve programda Mafekhable köyü gezisi olduğundan otelin yanında bizi bekleyen minibüslerle  Mafekhable köyüne hareket ediyoruz. Köyde ilk duraığmız  köyün Camiisi. Burada bize içecekler ikram ediliyor ve gezi organizatörümüz Osman bey tarafından köy hakkında bilgilendiriliyoruz.
                 Mafekhable Maykop'un 4 km. kuzey-doğusunda hemen anayol kenarında. 1 Ağustos 1998 de Yugoslavya'dan dönüş yapan Adığeler için kurulmuş bir köy. Bu nedenle "1 Ağustos" Adıgey Cumhuriyeti'nde "Dönüş" günü olarak kutlanıyor. Fakat daha sonra diasporadan dönüş yapanlara buradan  1.5 dönüm ücretsiz arsa vermeye başlamışlar. Şu andaki durum ise, sadece 750 metrekare arsa ücretsiz olarak veriliyor ve siz evinizi kendiniz inşa ediyorsunuz. Bölgede gayrımenkul fiyatları müthiş bir hızla artıyormuş. Maddi gücü olanların 2014  Soçi Kış Olimpiyatlarından önce buradan gayrımenkul almaları  faydalı olacaktır. Olimpiyatlardan sonra bölgeden gayrımenkul almak aşırı derece pahalı olacağı kesin. 




 
                      Köyün çevresini  şöyle bir turladıktan sonra Camii yanında bizi bekleyen minibüslerle tekrar Maykop'a  dönüyoruz. Yolda,  hediyelik eşya alamayı düşünenlerin talebi üzerine Maykop'ta Adıge Wune adında hediyelik eşya satış yerine gidiyoruz. 38 kişilik bir kafile için çok küçük bir yer. Satış elemanları tam şok içindeler.Kimin sorusuna ne cevap vereceğini şaşırmış haldeler. Üstelik dil problemi de var. Burada benim için yeni bir hayal kırıklığı daha.... Hiçbir yerde bulamadığım  Kendi Adğe Tlekoatsemiz olan Ş'erenko çipkhesini burada da maalesef bulamıyorum. Hiç olmazsa babaannemin sülalesi olan Pşewu olsa... o da yok. Bari anne tarafından biri olsun.. Şowgen yok işte yok yoook.Oda yok.  Haa anneannem Şheguaşe. O var ancak, bir tanecik kalmış. Onu da  değerli wunekoşum kardeşim Aran'ın alması daha uygun düşüyor ve o satın alıyor.  Küstüm işte hiçbir şey almıyorum:))
                      Her ne kadar ben birşey almasamda, diğer arkadaşlar uygun buldukları birçok hediyelik eşya satın alıyorlar. Herkes alışveriş işini tamamladıktan sonra Osman bey bizi merkez dışında başk bir çarşı olan Çemüşö  bölgesine götürüyor ve oradaki çarşı hakkında bilgilendiriyor. Hem bayram tatili olduğundan, hemde mağazaların kapanış saatinden sonraya kaldığımız için  açık mağaza bulamıyoruz. Vakit hayli ilerledi akşam olmak üzere, offff hemde acıktık. Eee şimdi nereye gidilir? Tabiki önce otele, sonra da hangisinde yer varsa ya Tetiy, yada Dışeps Cafede akşam yemeğine. Ve ardından bu Şhapsığo alemlere akıyor:)))

26 Haziran 2011 Pazar

QHUAPHQHAZZ: CİRCASSİAN'S REQUESTS

QHUAPHQHAZZ: CİRCASSİAN'S REQUESTS: "Posted by Шlэрэнкъо CIRCASSIAN'S REQUESTS FROM T.C. Political Inquiry; 1 - R.F. with TC of the 'Dual Citizenship' agreement, 2 -Wihch..."

Posted by Шlэрэнкъо

27 Aralık 2010 Pazartesi

А НАТХЪО ЛIЫЙ

Posted by Шlэрэнкъо

                       А НАТХЪО ЛIЫЙ


А-НА-ТХЪО-ЛIЫ-Й = A-NA-THO-tL'I-Y 
(O KIZILSEVER  KİŞİNİN  VATANI)

А:         O(bilinen).
НА:      Sevecen, Şefkatli, Merhametli.
ТХЪО: Kızıl. 
ЛIЫ:    Kişi; Kimse, Zat
Й:        Memleketi,Vatanı, Diyarı ...yaşadığı yer

21 Aralık 2010 Salı

Çerkes(ler)

Posted by Шlэрэнкъо

Uluslararası literatürde sadece beyaz ırkın "Kafkas" olarak tanılanması tamamen yanlıştır. "Kafkas" tanımı, Nuh Tufanı'ndan beri yaşayan tüm insanları kapsamaktadır. Kafkasya'da yaşayan yerli halk(Adğe,Abhaz ve Oset) "Ari Kafkas"tır. Gerek yaşadıkları coğrafya, gerekse dil, kıyafet ve yaşam tarzı(kültür) bakımından hiç değişime uğramadan günümüze kadar kendilerini en iyi koruyabilmişlerdir. Diğerleri ise dağılmış, değişime uğramış ve çok karışmış melez toplumlardır.


Çer-kes(ler)



Çer= Asker. Kes(ler)= Kişi(ler),Kimse(ler),İnsan(lar).
"Çerkes" Arabça/Farsça "çer" ve "kes" kelimelerinden oluşan bileşik kelimedir. (Örnek; Her-kes.) Kılık ve kıyafetleri adeta askeri bir üniforma gibi tek tip olmasından dolayı Kafkasyalı (Adğe,Abhaz ve Oset gibi)insanlar, araplar tarafından bu şekilde tanımlanmışlardır. Osmanlı döneminde ise, "Kafkas" tanımı, Ortadoğu ve Balkanlarda yoğun olarak kullanılan Arapça etkisiyle tamamen "Çerkes" olarak değiştirilmiştir. "Çerkes" kavramının "Kafkas" kavramının yerine kullanılması, yukarıda açıkladığım, bu iki kelimenin anlamlarının nereden geldiği konusundaki sebeplere bakıldığında, tarihi doğru kavrama açısından çok büyük hatalara düşülmesine yol açar.

13 Aralık 2010 Pazartesi

Adygeyan Language&İslamic Terms

Posted by Шlэрэнкъо

Adygeyan Language and İslamic Terms

Swift

АБгъагэбыл (ым) = O Cattle Domesticated

А = O

Бгъаг (э) = Bghagh (e): Damned

былым = Break: Cattle.

Ebabil, mentioned in the Qur'an, is not the name of the birds that keep the elephant army to stone rains but rather the stones that are stoned.

Qur'an=Understand
ГурыIуэн= Gurı'uen:
"Surely, we'll take it (the book) to read and understand he revealed."

Sura=1.Chart 2.Table 3. Picture
Сурэт= Suret:

Iat=Allow to hand
IЭ-ет(ы)=IЭ=A: Hand   ет(ы)= Give2.allow3.let 4. bring 5. deliver

Qibla=:Trend,Zoom
Къыблагъэ=Kıblağe

Kabe

Esoun=Read the call to Prayer
ГъуэЗанкIэ= Guasandj'e: Alignment Time
Гъуэ=Gua: 1.Time 2. When3. Father time. ЗанкIэ=Sandj'e:1.upright 2.alignment 3.straight line

Hadj=1.guest 2.visitor 3.lodger
ХакIэ= Hadj :

Haliph

Hadith

Hoasrat

Noamoass=Prayer
На-маз(э)=Na-maz(e):


Abdest=Ablution
IАб-дэгъуэ-стын=Ab-degue-stın:
or
IАбыдэ-стын=Abıde-stın:

Vaaz (Guaza): Гъуаз(э) = Guide, Guiding







  Adğebze ve İslami Terimler


Ebabil
АБгъагэбыл(ым)= O Lanetlenmiş Büyükbaş Hayvanlar
А= O
Бгъаг(э)=Bğağ(e): Lanetlenmiş
былым=Bılım: Büyükbaş hayvan.
Kur'anda adı geçen Ebabil, fil ordusunu taş yağmuruna tutan kuşların adı değil bilakis taşlanan fil sürüsüdür.
Kur'an
ГурыIуэн= Gurı'uen:Anlamak,Kavramak(birinin anlaması)
"Andolsun biz onu (kitabı) okuyup  anlayasınız diye indirdik."
 
 Sırat
Сыр Ат|э: Sır At'e=Elbette Sıcaktır 
 Сы:Sı= Sıcak 
р:r= O bilinen (Belirteç )
Ат|э: At'e=Elbette (onay)

Sure
Сурэт: Tablo,Belge.

Ayet
IЭ-ет(ы)= E-yet(ı): Ele verilen
IЭ=E: El. ет(ы)=yet(ı): Vermek

Mekke
Макъэ:Ses

Kıble
Къыблагъэ=Kıblağe: Yakınlaş, Hısım/Akraba ol

Kabe
Къэгъабэ

Ezan
ГъуэЗанкIэ: Hiza Vakti
Гъуэ=Ğue: Vakit.  ЗанкIэ=Zanç'e:Doğru,Dik,Hiza

Hac
ХакIэ: Misafir,Ziyaretçi
Ха= İnsan. кIэ= Yeni,taze

Halife
Халыфэ

Hadis
Хадисэ

Hazret
Хазырэты

Namaz
На-маз(э)=Na-maz(e): Hoş Ücret
На=Na : Sevecen,Şefkatli,Hoş, маз(э)=Maz(e) : Ücret,Ay

Abdest
IАб-дэгъуэ-стын=Ab-değue-stın:Elle kabul edilebilir hale getirmek(benimsetmek)
IАб=Ab: El. дэгъуэ=değue: Makul, kabul edilebilir. стын=stın: Benimsetmek
 veya
 IАбыдэ-стын=Abıde-stın:

Vaaz(Ğuaz):Гъуаз(э)=Rehber, Yol Gösterici

18 Nisan 2010 Pazar

Who are Caucassian?

Ben araştırıyorum ve tesptim şu; Адгъ(э)= Adğ(e) dilinde Кхуаф(э)=Khuaf(e) ve Xас(э)= Khas(e) kelimelerinin bileşiminden oluşmuş bir sıfat bu. Кхуаф(э)=Khuaf(e):Tekne,Sal,Kayık,Gemi vs. suda yüzen taşıtlara verilen isim.(НаIоХъ(у)=Na'oh(u):Nuh'un gemisinin adının da "Qofer" olduğu belitmeliyim bu arada. НаIо=Na'o: Haber(ci). Хъ(у)=Hu: Erkek,Adam. Xа=Kha : İnsan(Beden olarak). Xас(э)=Khas(e) :Toplum,Halk,Ahali demektir. Buradaki Bu iki kelimenin sonlarındaki (e) sesi dilimizin bir özelliği olarak telaffuz edilmiyebiliyor. Böylece Khuaf(e)Khas(e) oluyor KhuafKhas.Yani diğer dillerdeki kolay kullanım şekliyle Kafkas halini alıyor. Türkçedeki yaklaşık anlamı şu oluyor;"Gemi Halkı". Peki bu gemi hangi gemi olabilir? Bence o gemi Nuh'un Gemisidir. Hz. Nuh Peygamber'e inanarak Qofer'in yapımına emek veren ve tamamlandığında gemiye binip tufandan kurtulanların sıfatıdır, şimdiki söyleniş tarzıyla Kafkas. Hz. Nuh Qoferi inşa ederken ona inanmayan kodamanlarda Wuayenakh kulelerini inşa ediyorlardı. Suların o kulelere ulaşamayacağını zannediyorlardı. Mitolojide adı geçen Kaf Dağı bugün Kafkas sıradağları dediğimiz yerdir. Kaf Dağı yani Gemi Dağı. Bu sıradağların en yüksek noktası (5642m) Ошх(ы)Маф(э) =Woşh(ı)Maf(e)'dir. Ошх(ы)=Woşh(ı):Tufan,Sağanak yağış Маф(э)=Maf(e):Gün,Hayır(lı) Uğur(lu). Yani bu dağın adının anlamı Hayırlı Tufan'dır. Nuh'un gemisi Qofer, Cudi'ye vardığında tufan sona ermiş ve gemi Cudi Dağına oturmuştur. ( Жъугъ-Ди(гъэкIыгъ)=Juğ-Di(ğeç'ığ): Kitle Halinde Dışarı Saldı Жъугъ= Juğ: Kitle Halinde, Topyekün. Ди(гъэкIыгъ)=Di(ğeç'ığ): Dışarı saldı(gönderdi). "Gemi Halkı" ve Hz.Nuh Peygamber'in ailesi tufandan sonra yeniden çoğalarak yeryüzüne dağılmışlar ve değişik kavimler oluşturmuşlar. Bunların içinden "Åd" olarak adlandırılan bir kavim, bilim ve teknolojide o denli ilerlemişki, artık hiç birşeyden korkmaz, azgın,acımasız ve kibirli bir kavim haline gelmiş Hz. Hud Peygamber'le kurtuluşa eren 12 kişi Kafkas sıradağlarının kuzeyinde yeniden varlıklarını sürdürmüşler ve "Ådğe" olarak adlandırılmışlardır. Ådğe" dilinde "ğe" eki, önündeki sıfata veya isme olumluluk özelliği katar. Yani "Åd'ın İyisi", "İyi Åd" anlamındadır. Günümüzde Adığe,Adıge,Adığa,Adıga,Adiğe veya Adige gibi söylemler bu sıfatın değişime uğratılmış telaffuzlarıdır. En yakın telaffuz "Adığe"dir. O da "d" ve "ğ" sessizleri arasındaki geçiş anında "ı" sesi doğal olarak çıkmaktadır. >Gerçek Telaffuz şekli "Ådğe"olmalıdır. Адгъ(э)=Ådğ(e) Boyları ve Anlamları; Adğe boylarının telaffuzunda, Hatkoy, Kemguy,Natukoy şeklinde sonlarına (y) eklenmesi son derece yanlıştır. Dilimizde bu (y)=Ülkesi,diyarı, yaşadığı yer şeklinde bir anlam oluşturur. 1- А-Бзэ-х = A-Bze-h : O Oklar. А=A : O(Bilinen) Бзэ=Bze: Ok,Lisan. х=h:lar-ler(çoğul eki)-(Adğe bayrağındaki okların temsil ettiği kimlik olabilir. 2- Бжэ-Дыгъ(о)= Bje-Dığ(o) : Dikiş zamanı arıgibi çalışan Бжэ=Bje: Arı,Buynuz. Дыгъ(о)=Dığ(o): Dikiş zamanı. 3- Бэ-ЦIэлэН-Iэ=Be-Ts'elen'e= Eliyle çok birşey sürüp karalayan Бэ=Be: Çok. ЦIэлэН= Ts'elen: Birşey sürüp karalamak. Iэ='e: El. 4- КIе-Мыр-Гугъ(э)= Çe'-mır-Guğ(e): Bu Yeni Umut . Günümüzde Çemguy,Kemguy gibi ifade edilmektedir. КIе = Çe': Taze,Yeni,Çekirdek. Мыр = Mır: Bu. Гу(э)= Guğ(e): Umut. 5- Ха-Тхъо=kHaTho : Kızıl İnsan Ха=kHa:İnsan(beden olarak). Тхъо =Tho: Kızıl 6- Жан-Iэ=Jan'e : Eli Becerikli Жаn= Jan: Çalışkan,Hamarat,Çevik,Keskin,Dinamik. Iэ ='e : El 7- Ха-Бэр(э)-Дае =kHa-Bere-Daye : Hemşirenin çok defa tedavi ettiği İnsan.(Günümüzde Kabardey, Kaberdey,Kabartay v.b. gibi değişik şekillerde ifade edilmektedir. Ха=kHa: İnsan(beden olarak). Бэрэ=Ber(e): Çoğu kere, Birçok defa. Дае=Daye: İnsanları tedavi eden kız(Hemşire) 8- Мамыр-Хъыгъ(о)= Mamır-Hığ(o): Barışsever Мамыр= Mamır:Barış,Huzur,Sulh. Хъыгъ(о)=Hığ(o): Götürmesi kolay 9- МаХъошъ(ы)=MaHoş(ı) : Deve,Deveci, Deve binicisi 10- На-Тхъо= Na-Tho :Kızılsever На=Na: Anne,Sevecen. Тхъо=Tho: Kızıl 11- Шхъа-Псыгъ(о) =Şha-Psığ(o) : İnce Düşünceli. Шхъа=Şha:Baş,Kafa,Akıl,Zeka,Düşünce. Псыгъ(о)=Psığ(o): İnce. 12- IУб-Ыхъ(ы)=Ub-Ih(ı): Şimdi Azcık. IУб=Ub: Azcık,Bir Lokmacık. Ыхъ(ы)= Ih(ı): (Ünlem) Ihı (tam) şimdi . Allah (C.C.) bu kavme uyarıcı olarak Hz. Hud Peygamber'i görevlendirmiş, Hz.Hud , "Åd" kavmini azgınlıklarından bir türlü vazgeçirememiş ancak Allah(C.C.)'ın izniyle kendine inanan bir grup insanla beraber helak olmaktan kurtulmuştur. Bu kavim; bu günkü Abhazya, Gürcistan, Ermenistan ve Azerbaycan topraklarının bulunduğu vadiye gönderilen çok soğuk ve sert rüzgarlarla/kar fırtınası ile helak olmuştur.

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Subscribe Now: standard

Translate