türk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
türk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Mayıs 2016 Perşembe

Beyaz Çingeneler

Posted by Шlэрэнкъо

                 1700 lü yıllara gelindiğinde Osmanlı'nın 'duraklama' dönemi bitmiş, bir zamanlar işgal ettiği 

tüm bölgelerde bir bir  ayaklanmalar başlamış, artık 'gerileme' dönemine geçilmişti. Ayaklanmaları 

bastırabilmek için tebanın  İslami unsurları yoğun bir şekilde askere alınıyordu. Özellikle 1864 büyük 

sürgün öncesi ve sonrasında Osmanlı'da yaşayan Çerkezler gönüllü olarak çok yoğun bir şekilde 

orduya katılıyor, tüm ayaklanma bölgelerinde cansiperane Osmanlı adına savaşıyorlardı. Bu çatışmalar 

yıllarca devam ediyor, askere alınan gencecik insanlar bir daha evlerine geri dönemiyorlardı. 'Yemen 

Türküsü' bu durumu anlatır durur o zamanlardan beri.
  
               Osmanlıda askere alınmayan bir tek halk 'Kıpti' olanlardı. Yani Osmanlı nüfus kayıtlarında din 

hanesinde 'Kıpti' yazan Çingene/Romanlardı. Dolayısıyla bu dönemi zararsız-zaiyatsız atlatan tek halk 

Romanlar olmuştu. Taaki 1900 lü yılların başında Balkan harbi başlayıncaya kadar.
 
                 Balkanlarda ayaklanmalar yoğunlaşıp çatışmaların şiddetlendiğini gören Trakya Bölgesinde 

ve Çanakkale'de yaşayan yörükler askere alınmamak için ilgili kuruma gidip nüfus kağıtlarının din 

hanesine 'Kıpti' yazdırarak ne Balkan harbine, ne Çanakkale savaşına ne de İstiklal savaşına 

katılmamayı başarmışlardı. Böylece Romanlardan başka bir halk daha askerlikten muaf hale gelmişti. 

'Beyaz Çingeneler'.

                Halen Çanakkale'de Beyaz Çingenelerin topluca yaşadığı bir mahallenin mevcut olduğu 

bilinmektedir. İşte 'aslını inkar eden çingenedir' deyimi buradan türemiştir. Roman ve Çingene tanımı 

halk arasında yerli-yersiz kullanılagelmiştir. Romanlar dahi bu nedenle olsa gerek, kendilerine Çingene 

denmesinden hoşlanmazlar ve 'Biz Çingene değil, Romanız' derler.

12 Ekim 2014 Pazar

Hak arama mücadelesi nasıl olmalı?

Posted by Шlэрэнкъо

1980 li yıllarda ilk eylemlerini gerçekleştiren ve daha sonra giderek tırmanan bir şiddet ortamı yüzünden binlerce can kaybı yaşadık.
Demokratik bir ülkede durduk yerde bir terör oluşur mu? diye sorgulayacağımız halde, çok bilmiş bazı uzmanların bu işin kart kurt meselesi olduğunu, aslında öyle bir milletin ne dilinin  nede kendisinin olmadığını  ekranlarda avaz avaz iddia ediyordu.
Bizde saf saf inanıyorduk kart kurtlara. Öfkeleniyorduk. hatta bazılarımız halen olduğu gibi nefret ediyordu kart kurtlardan.
Yavaş yavaş kabullenmek zorunda kaldık hepimiz.
Hamaset artık geçerliliğini yitirmeye, hamasetin sökmediği yerlerde Türküyle, Kürdüyle, Çerkeziyle ..... o suyla bu suyla edebiyatı girmeye başladı hayatımıza.
Biz de bir zamanlar bizden olmayanların yanında Çerkez oluğumuzu bile belli etmemeye çalışırken, şimdilerde 80 yıldır bize dayatılan TC de yaşayan herkes Türktür yalanından kendimizi sıyırabilmiş, Çerkez olduğumuzu, aslında bizimde bir anavatanımızın, dilimizin,bayrağımızın, kısacası  bir millet olmak  için ne  gerekiyorsa hepsine sahip olduğumuzu öğrenebildik.
İtiraf etmeliyim ki, kendim dahil büyük çoğunluğumuz bu işlerin demokratik yollardan çözülmesi gerektiğini, terör, anarşi veya vandalizmle bir yere varılamayacağını iddia ediyorduk.
Halen aynı zihniyette olanlar, ellerine yetki verilse, bir ferdini sağ bırakmayacak taş üstünde taş, baş üstünde baş bırakmayacak olanlar var içimizde.
Yeri gelmişken şöyle bir soru geliyor aklımıza;
Bu örgüt ortaya çıkmasaydı ve bir mücadele başlatmasaydı şu an ne durumda olurduk?
Neredeyse 25-30 yıllık silahlı bir mücadeleyle binlerce cana mal olmasına, milyarlarca liralık ekonomik kayba rağmen hala bir arpa boyu yol alınamamışsa, hala çakıl taşı hamasetiyle temel insan hakkı olan değerler ayaklar altında tutulmaya çalışılıyorsa hiç kimse demokratik yoldan bahsetmesin.
İlla ki diretecek olan varsa şu soruma  cevap versin.
Demokratik talepleri için bir çay bardağı bile kırmamış, devletin iyi niyetini bizzat göstererek, demokratik haklarının teslim edilmesini bekleyen  Çerkez, Laz v.s. toplumunun temsilci kurum yetkilileriyle  neden hiç görüşülmüyor da, İmralıdaki yüzlerce yıllık hüküm giymiş tutuklu bir kişiyle sürekli görüşme ihtiyacı hissediliyor?


26 Temmuz 2013 Cuma

Devlet/Millet, Din/İman

Posted by Шlэрэнкъо


Asırlar boyu yanlış bir önyargı oluşmuş bu  devlet, millet, din ve iman konusunda. Hiçbir devlet yokki safi olarak tek milletten ve tek dine mensup insanlardan hasıl olmuş.

Örnek verecek olursak; Ne Osmanlı nede onun mirasyedisi Türkiye nüfusu, ne tek bir ırk, nede tek bir dine sahip insanlar değildir. Burada ve buraya karşı diğer halklar nezdinde oluşmuş yanlış bir ön yargı olarak, Türk=Müslüman, Kürt=Müslüman, Çerkes/z=Müslüman denklemi kurulmaktadır. Oysa bir çok tanıdığımız var ki, Ateist olduğunu açıkça beyan etmektedir. Hatta moda bir deyimle ifade edersek "mahalle baskısı" sebebiyle "inançsız"  olduğunu beyan edemeyen, ancak gerçekte hiçbir inancı olmayan, hiçbir dinin hiçbir şartını yerine getirmeyen sayısı belirsiz  Türk, Kürt, Çerkes v.b. insan güruhu mevcut bu ülkede.
O herkesin diline dolanmış "%90 ı müslüman" terennümü ile, dini vecibelerin en belirgini Namaz, Oruç, Zekat yada Hacc  ibadetini yerine getirmeyenleri, hatta yerine getirip iş dünyevi menfaatlere gelince şeytana pabucunu ters giydirenleri  göz önüne aldığımızda bu oran % 25-30 geçmediği aşikar.

Yani ne herhangi bir devletin milleti, ne de herhangi bir milletin dini yoktur.Olmaz, OLAMAZZZ.


Devletlerin yapması gereken, vatandaşlarının milliyeti ve inançlarına eşit mesafede durmaktır. Başta bireysel haklar olmakla birlikte, STK larca  oluşturan kollektif  taleplere hakkaniyet ölçüsünde olumlu karşılık vererek, vatandaşlarının ülkelerinde yaşamaktan mutluluk duymalarını sağlamaktır.

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Subscribe Now: standard

Translate