This Blog interested in Caucassian Culture&History and Environment and Renewaible Clean Energy Sources.
- Home
- QHUAPH QHAZZ
- STATİC WATER POWERED
- FİRE FİGHTİNG HELİED
- ИГЪЭХЪУАЛЪ ЖЪЫК|УАЧ|Э
- ELECTRON DOWNLOAD UNİT
- Touch-Screen Virtual Keyboard
- Pass Driver
- Fiber Optic Transmision System Of The Solar Powered
- İllegal Wehicle İdentification System
- Wastewater Treatment Unit
- Videos
- Pıctures
- About Me
- Environment
- My Terminatation Styl
- YEŞİL ORDU
- Жъы Зыгъэко
- Electronic Commonity Transfer(ECT)
Wellcome!
When If I'd can to realized my idea, we'll anneed to nucluer energy and other inconvenient energy kinds. I think about who are Caucassian languages the key for to decipher of historical knowledges.
kafkas etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kafkas etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
18 Aralık 2025 Perşembe
Canlı(Bandırma 17 Eylül Üniversitesi -Sanatın Nabzı) Konuk: Vahdettin Bayram.
Tags:environment,global warming,energy
abhaz,
adığe,
Banüwebtv,
Çerke,
çerkes,
kaf,
kafdağı,
kafkas,
kafkasya,
Sanatın Nabzı,
Vahdettin Bayram
21 Mart 2020 Cumartesi
Adığe Kültürü ve Bulaşıcı Hastalıklar
Posted by Шlэрэнкъо
Mitolojik çağlara dayanan kadim Adığe kültüründeki kılık-kıyafet, aksesuar ve beslenmede kullanılan malzemeleri incelediğimizde görüyoruz ki, gümüş ile probiyotikler çok önemli bir yer tutmaktadır.
Kıyafetlerde ve aksesuarlarda kamçıya varıncaya kadar yoğun olarak kullanılan, üzerinde mikrop/virüs ve bakteri barındırmayan yeryüzündeki tek element olan gümüş önemli bir yer tutmaktadır.
Bu asla tesadüf olamaz.
Kadın kıyafet(Saye)lerinde ve aksesuarlarında gümüş sim ile süsleme sanatı son derece gelişmiştir.
Yeme-içme, kap-kacaklarında da durum pek farklı değildir. İçeceklerini koydukları Bjenin bile ağız kısmı tamamen gümüşten olup, diğer taraflarıda işlemeli yapılmaktadır.
Kılıç, kama ve kemer gibi erkek aksesuarlarında da çok yoğun bir şekilde gümüş kullanılmakla birlikte atların eğer(Vuane)lerinde, diğer koşum takımlarında dahi gümüş işlemeler göze çarpar.
Yiyeceklerde ise Şipsı diye adlandırılan en meşhur yemeklerinde, içinde çok yüksek oranda gümüş molekülü barındıran Ceviz kullanılması sadece lezzetle alakalı değildir elbet.
Kefir, yoğurt, ve kundıpsıuw gibi probiyotikler sofraların vazgeçilmezleridir. Probiyotiklerin insan bağışıklık sistemini güçlendirdiğini de atalarımız çok eskiden keşfetmiş olmalılar ki, nesilden nesile aktarılan bu kültür sayesinde, çok uzun yaşayabilen 100 yaşın üzerinde büyük oranda mevcudu olan bir halktı Adığeler.
Ne zaman hayatımıza melamin, plastik türü petrokimya ürünleri girdi, ne zaman gümüş, nikel(kalay)kaplama yerine alüminyum kap- kacak girdi ise artık yukarıda belirttiklerimizin bir hükmü kalmadı maalesef.
Sağlık ve sıhhatli günler dileğiyle...
Mitolojik çağlara dayanan kadim Adığe kültüründeki kılık-kıyafet, aksesuar ve beslenmede kullanılan malzemeleri incelediğimizde görüyoruz ki, gümüş ile probiyotikler çok önemli bir yer tutmaktadır.
Kıyafetlerde ve aksesuarlarda kamçıya varıncaya kadar yoğun olarak kullanılan, üzerinde mikrop/virüs ve bakteri barındırmayan yeryüzündeki tek element olan gümüş önemli bir yer tutmaktadır.
Bu asla tesadüf olamaz.
Kadın kıyafet(Saye)lerinde ve aksesuarlarında gümüş sim ile süsleme sanatı son derece gelişmiştir.
Yeme-içme, kap-kacaklarında da durum pek farklı değildir. İçeceklerini koydukları Bjenin bile ağız kısmı tamamen gümüşten olup, diğer taraflarıda işlemeli yapılmaktadır.
Kılıç, kama ve kemer gibi erkek aksesuarlarında da çok yoğun bir şekilde gümüş kullanılmakla birlikte atların eğer(Vuane)lerinde, diğer koşum takımlarında dahi gümüş işlemeler göze çarpar.
Yiyeceklerde ise Şipsı diye adlandırılan en meşhur yemeklerinde, içinde çok yüksek oranda gümüş molekülü barındıran Ceviz kullanılması sadece lezzetle alakalı değildir elbet.
Kefir, yoğurt, ve kundıpsıuw gibi probiyotikler sofraların vazgeçilmezleridir. Probiyotiklerin insan bağışıklık sistemini güçlendirdiğini de atalarımız çok eskiden keşfetmiş olmalılar ki, nesilden nesile aktarılan bu kültür sayesinde, çok uzun yaşayabilen 100 yaşın üzerinde büyük oranda mevcudu olan bir halktı Adığeler.
Ne zaman hayatımıza melamin, plastik türü petrokimya ürünleri girdi, ne zaman gümüş, nikel(kalay)kaplama yerine alüminyum kap- kacak girdi ise artık yukarıda belirttiklerimizin bir hükmü kalmadı maalesef.
Sağlık ve sıhhatli günler dileğiyle...
Tags:environment,global warming,energy
adğe,
adıge,
bje,
Bulaşıcı hastalık,
circassian,
culture,
çerkes,
çerkez,
gümüş,
hazığır,
kafkas,
kafkasya,
kama,
kefir,
kılıç,
kundıpsıuw,
kültür,
Mitoloji,
wuane
30 Ekim 2019 Çarşamba
Hermafrodit Çerkesler
Posted by Шlэрэнкъо
Özellikle 23 Nisan , 19 Mayıs ve 29 Ekimlerdeki resmî bayramlarda Hermafrodit Çerkesler her haliyle ifşa olurlar.
23 Nisan nedir?
Neymiş efendim çocuklara hediye edilen Dünyadaki ilk bayrammış. Sanki çocuklara değilde Çerkeslere hediye edilmiş.
Bilmezler o günde İlk "Çerkes Tarihi " kitabı yazan Manyaslı H. Hüseyin Tosun 1908 de 2. Abdülhamit tarafından idam edilmiştir. O kitabın nesinden rahatsız olduysa...
Eğer o gün o kitabın yazarı idam edilmeseydi bugün biz tarihimiz hakkında çok daha doğru ve detaylı bilgilere sahip olacaktık. 23 Nisanda biz Çerkeslerin ne kazanımı oldu ki kutluyorsun?
Ya 19 Mayıs ?
Gerçekten Kurtuluş savaşının başlangıcı mı?
İngilizlerin işgal ettiği İstanbulda İngilizlere savaş açmak varken, İstanbuldan Samsuna giderek kurtarıcı nasıl olunuyor?
M. Kemal Trabzona hangi sıfatla gönderildi?
Neden Trabzon'a gitmedi de Samsunda kaldı?
Kongreler kaç ay sürdü?
Kongreler sürerken Antepte, Maraşta ve Batı cephesindeki direnişlerin önderliğini kimler yaptı?
Bu direnişler başlatılmasaydı M.Kemal kongre yaparak mı kurtaracaktı vatanı?
Ezberletilmiş yalanlara çocukça kanacağınıza bu soruların doğru cevaplarını bulun. Sonra kutlayın içiniz elveriyorsa 19 Mayısları.
Ah hele o 29 Ekim yok mu?
Nedir 29 Ekim? Çerkesleri adeta Hermafrodit(Çift cinsiyetli) hale dönüştüren en hayırsız gün değilmi?
Bütün Dünyanın beyaz ırkın atası(Caucasus/Circassian) olarak kabul ettiği Çerkeslerin, her türlü varlığının elinden alındığı,
Adına, soyadına, diline, dinine, kıyafetine, düğününe, tarihine her türlü kültürel faaliyetine anti demokratik baskıların fezaya ulaştığı günlerin miladı değilmidir?
Asimilasyon politikalarının en faşizan yöntemlerle uygulanmaya başladığı, "Kafkas Türkü" denilerek anavatanımızın bile bize haram kılındığı günlerin başlangıç tarihi değilmidir?
Bu gün bir çok Çerkesin hermafrodit canlılar gibi hangi kimlik işine yarayacaksa o kimliği benimseme ihtiyacı duymasının en temel müsebbibi 29 Ekim değilmidir?
Özellikle 23 Nisan , 19 Mayıs ve 29 Ekimlerdeki resmî bayramlarda Hermafrodit Çerkesler her haliyle ifşa olurlar.
23 Nisan nedir?
Neymiş efendim çocuklara hediye edilen Dünyadaki ilk bayrammış. Sanki çocuklara değilde Çerkeslere hediye edilmiş.
Bilmezler o günde İlk "Çerkes Tarihi " kitabı yazan Manyaslı H. Hüseyin Tosun 1908 de 2. Abdülhamit tarafından idam edilmiştir. O kitabın nesinden rahatsız olduysa...
Eğer o gün o kitabın yazarı idam edilmeseydi bugün biz tarihimiz hakkında çok daha doğru ve detaylı bilgilere sahip olacaktık. 23 Nisanda biz Çerkeslerin ne kazanımı oldu ki kutluyorsun?
Ya 19 Mayıs ?
Gerçekten Kurtuluş savaşının başlangıcı mı?
İngilizlerin işgal ettiği İstanbulda İngilizlere savaş açmak varken, İstanbuldan Samsuna giderek kurtarıcı nasıl olunuyor?
M. Kemal Trabzona hangi sıfatla gönderildi?
Neden Trabzon'a gitmedi de Samsunda kaldı?
Kongreler kaç ay sürdü?
Kongreler sürerken Antepte, Maraşta ve Batı cephesindeki direnişlerin önderliğini kimler yaptı?
Bu direnişler başlatılmasaydı M.Kemal kongre yaparak mı kurtaracaktı vatanı?
Ezberletilmiş yalanlara çocukça kanacağınıza bu soruların doğru cevaplarını bulun. Sonra kutlayın içiniz elveriyorsa 19 Mayısları.
Ah hele o 29 Ekim yok mu?
Nedir 29 Ekim? Çerkesleri adeta Hermafrodit(Çift cinsiyetli) hale dönüştüren en hayırsız gün değilmi?
Bütün Dünyanın beyaz ırkın atası(Caucasus/Circassian) olarak kabul ettiği Çerkeslerin, her türlü varlığının elinden alındığı,
Adına, soyadına, diline, dinine, kıyafetine, düğününe, tarihine her türlü kültürel faaliyetine anti demokratik baskıların fezaya ulaştığı günlerin miladı değilmidir?
Asimilasyon politikalarının en faşizan yöntemlerle uygulanmaya başladığı, "Kafkas Türkü" denilerek anavatanımızın bile bize haram kılındığı günlerin başlangıç tarihi değilmidir?
Bu gün bir çok Çerkesin hermafrodit canlılar gibi hangi kimlik işine yarayacaksa o kimliği benimseme ihtiyacı duymasının en temel müsebbibi 29 Ekim değilmidir?
Bir Çerkes olarak nesini kutluyorsun bu günlerin?
Tags:environment,global warming,energy
anadolu,
Aslan Bey,
Bandırma Vapuru,
caucasus,
circassian,
çerkes,
Çerkez Ethem,
istanbul,
kafkas,
Kazım Karabekir,
Maraş,
mücadele,
Münc-i Millet,
Samsun,
Şahin Bey,
yunanistan
29 Eylül 2019 Pazar
ÇerkeZ Ethem. Dünya'nın en korkak adamı.
Posted by Шlэрэнкъо
Çerkez Ethem Dünya'nın gelmiş geçmiş en korkak adamıdır.
Öyle bir korkuyordu ki "Vatan"sız kalmaktan; Doğup büyüdüğü, "Vatan" bildiği Osmanlı devleti dağılmasın diye, en sorunlu bölgelerinde ölüm pahasına savaşarak tam 17 kurşun yarası almıştı bu yüzden.
Öyle bir korkuyordu ki zapt-ı rapt altında yaşamaktan, İngilizler İstanbul'u işgal edince, idam edilmeyi bile göze alıp Padişaha mektup yazıyordu;
-"Padişahsan padişahlığını bil. Ya ordunun başına geçip düşmanları kov, yada o makamı terket." diye.
Öyle bir korkuyordu ki bir kadını incitmekten,
-"Ben sevgimi dünya güzeli de olsa bir kıza veremem. Ben vatan için savaşma aşkıyla doluyum. Eğer seninle evlenirsem, perişan olursun. Sürekli yolumu gözler, sonunda dul kalırsın. Ben savaşmak için yaratılmışım." diyerek reddebiliyordu en sevdiği kadınla evlenmeyi.
Öyle bir korkuyordu ki yeniden vatansız kalmaktan, babası Ali Beyin;
- "Bir vatanımızı kaybettik Çakır. Bunu da kaybetmeyelim. Servetsiz yaşanır ama vatansız yaşanmaz. " demesi yetti herşeyi göze almasına.
Öyle bir korkuyordu ki milletinin küffarın taciz ve tecavüzüne uğramasından, hasta halini bile umursamadan her türlü engele rağmen Ege dağlarını dar ediyordu Yunan'a.
Öyle bir korkuyordu ki "Aziz Vatan" ının elden çıkmasından, İç savaş çıkarmayı göze almış, arkadan vuran alçakları bertaraf edebileceğini bile bile saldıramıyordu sırf Yunan'a fırsat vermemek için.
Öyle bir korkuyordu ki affedilmiş bir "HAİN" olarak vatanına dönmekten, haksızlığa uğramış mağdur bir kişi olarak yad ellerde Rabbine yürüdü gitti.
Çerkez Ethem Dünya'nın gelmiş geçmiş en korkak adamıdır.
Öyle bir korkuyordu ki "Vatan"sız kalmaktan; Doğup büyüdüğü, "Vatan" bildiği Osmanlı devleti dağılmasın diye, en sorunlu bölgelerinde ölüm pahasına savaşarak tam 17 kurşun yarası almıştı bu yüzden.
Öyle bir korkuyordu ki zapt-ı rapt altında yaşamaktan, İngilizler İstanbul'u işgal edince, idam edilmeyi bile göze alıp Padişaha mektup yazıyordu;
-"Padişahsan padişahlığını bil. Ya ordunun başına geçip düşmanları kov, yada o makamı terket." diye.
Öyle bir korkuyordu ki bir kadını incitmekten,
-"Ben sevgimi dünya güzeli de olsa bir kıza veremem. Ben vatan için savaşma aşkıyla doluyum. Eğer seninle evlenirsem, perişan olursun. Sürekli yolumu gözler, sonunda dul kalırsın. Ben savaşmak için yaratılmışım." diyerek reddebiliyordu en sevdiği kadınla evlenmeyi.
Öyle bir korkuyordu ki yeniden vatansız kalmaktan, babası Ali Beyin;
- "Bir vatanımızı kaybettik Çakır. Bunu da kaybetmeyelim. Servetsiz yaşanır ama vatansız yaşanmaz. " demesi yetti herşeyi göze almasına.
Öyle bir korkuyordu ki milletinin küffarın taciz ve tecavüzüne uğramasından, hasta halini bile umursamadan her türlü engele rağmen Ege dağlarını dar ediyordu Yunan'a.
Öyle bir korkuyordu ki "Aziz Vatan" ının elden çıkmasından, İç savaş çıkarmayı göze almış, arkadan vuran alçakları bertaraf edebileceğini bile bile saldıramıyordu sırf Yunan'a fırsat vermemek için.
Öyle bir korkuyordu ki affedilmiş bir "HAİN" olarak vatanına dönmekten, haksızlığa uğramış mağdur bir kişi olarak yad ellerde Rabbine yürüdü gitti.
Söyleyin.
Sizce bu adam korkak değil mi?
Tags:environment,global warming,energy
adığe,
caucassian,
caucasus,
Cengaver,
Çakır,
Çapanoğlu,
çerkes,
çerkes ethem,
çerkez,
Çerkez Ethem,
Emre Köyü,
kafkas,
Karadağ,
Kurtuluş Savaşı,
kuvva-ı seyyare,
padişah,
Pşışaw,
Şhapsığ
30 Mayıs 2019 Perşembe
ÇerkeZ Ethem! Bir devletin anılarından bile korktuğu büyük kahraman.
Posted by Шlэрэнкъо
Yıl:1963. Emre Köyü.
60 İhtilali yeni yapılmış. Lakin sözde bir cumhuriyet kuranlar korkularından sıyrılabilmiş değiller.
Melişyaph Hanife, Ethem Beyin Emre Köyündeki yakın komşusu ve arkadaşı olan eşi Hüseyin Beyi yakın zamanda kaybetmiş dul bir kadın. İki oğlu Aslan ve Muharrem o gün erkenden tarlaya gitmişler. Kendisi evde gelinleri Münevver ve Resmiye ve torunları ile evde oldukları bir anda aniden jandarma eve baskın yapıyor. Bir Yüzbaşı, bir Astsubay ve 4-5 jandarma eratı avludan içeri giriyor. Evde kim varsa hepsini avluda topluyorlar. Yüzbaşı ve refakatindeki bir er hane halkını avluda gözetim altında tutarken, diğerleri içeri girip her tarafı allak bullak ediyor. Kendilerince zararlı bir şeyler olup olmadığını araştırıyorlar. Evin kuzeye bakan taş duvarında oluşturulmuş perdeli göz içerisinde Ethem Beyin el yazısı belgelerle dolu olduğunu yüzbaşıya haber veriyorlar. Yüzbaşı hışımla içeri giriyor. Belgeleri incelediğinde ihbarın doğru olduğunu teyit ediyor. Hemen belgelere el koyup yanlarına alıyorlar. Dışarıda askerin gözetiminde bekleyen Melişyaph nineye;
-Bu hainin evrakları sizde ne arıyor lann? diyerek okkalı birkaç tokat patlatıyor. Yaşlı kadın aldığı darbelerle yere yıkılıyor.
Askerlerin varlığından ve soğuk davranışlarından tedirgin olan 5 yaşlarındaki torun Necat, manzara karşısında korkudan ağlamaya başlıyor. Daha sonra askerler damlar ve samanlıklar dahil evi didik didik arıyorlar. Hüseyin Beyden yadigar bir osmanlı kılıcı, bir süngü ve bir kama daha buluyor ve onlarada el koyuyorlar.
Bu ne korkudur? Bu ne kindir? Bu ne zulümdür Ya Rabbim?
Bu millet için bunca fedakarlıklar yapan bu halkın hiçbir suçu olmayan yaşlı bir kadınına bile tokat atan zihniyet ne aşağılıktır.
Kaynak: Melişyaph Hanife
Tags:environment,global warming,energy
bandırma,
çerkes ethem,
Çerkez Ethem,
devlet,
dokument,
Emre Köyü,
kafkas,
Melişyaph Hanife
21 Kasım 2018 Çarşamba
Kuştenhable'nin Kuruluşu
Posted by Шlэрэнкъо
Kuştenqo Bram,
Kafkas-Rus savaşlarının kucağına doğmuş, çocukluk yaşlarını atlatır atlatmaz, gençlik nedir kaşen-şeşen nedir bilmeden, cepheden cepheye koşmuş yiğit bir Adğe savaşçısıdır Kuştenqo
Bram.
24 Mart 1864 Atkuağje de savaşın kaybedildiği kesinleşince yıllardır uğruna cansiperane savaştığı yurdu artık rus tahakkümü altındaydı. Ne yapması gerektiğini uzun uzun düşündü günler boyu. En sonunda o da diğer müslüman Adğeler gibi Osmanlı topraklarında dini baskı görmeyeceğini düşünerek sürgüne dahil olmaya karar kıldı. Etrafındakilere kararını açıkladığında bu gözüpek savaşçının niyetini öğrenen yedi aile daha ona katılmak istediklerini beyan ettiler.
Kuştenqo ve beraberindekiler yanlarında götürebilecekleri herşeyi de alarak, yola çıktılar. Günlerce dağları dereleri aşarak yorgun ve bitkin bir halde Karadeniz kıyısına ulaşabildiler. Karşılarına çıkan manzara tam bir mahşeri andırıyordu. Her yerde yorgun, bitkin, hasta kadını-erkeği, yaşlısı-genci ölümün peşinde kol gezdiği insanlar görüyorlardı. Kendilerini Osmanlı kıyılarına götürecek bir gemi bulma derdindeydiler hepsi. Yarı aç yarı tok günlerce bir gemiye binebilmek için orada konaklamışlardı. Nihayet Kuştenqo ile yanındakiler İstanbul'a gidecek bir gemide yer bulabildiler. Karadenizin azgın dalgalarıyla uzun süre boğuştuktan sonra İstanbul'a ulaştılar.
Gemiden indiklerinde görevli memur onları kayıt altına aldı. Yerleşim yeri konusunda bilgileri olmadığından memurdan yardım talebinde bulundular. O da sarayda tanıdığı bir Çerkes paşaya yönlendirdi Kuştenqoyu. Birlikte bahsedilen paşanın yanına gidip yerleşim yeri konusunda yardım istediler. Paşa;
- Yanındakiler burada kalsın. Sen gemiyle Bandırma tarafına geç. O tarafta yerleşmiş Çerkeste çok var. Yabancılık çekmezsiniz oralarda. Neresini beğenirsen bir haritasını çıkarıp bana getir. der.
Kuştenqo yanında kağıt-kalem ile ilk vapura biner ve Bandırma'ya ulaşır. Manyas ile Mihaliç arasındaki Arnavutların sahiplendiği uçsuz bucaksız ovaların ortalarında kalan bir bölgeyi beğenir. haritayı çıkarabilmek için biraz zamana ihtiyaç vardır. O zamanlar Hüdavendigar Sancağı'nın Mihaliç nahiyesine bağlı Kepekler Köyünde yatıya kalır. Bu yabancıyı gören bir Arnavut Mehmet ağa Kuştenqoya sorar;
- Hayırdır. Ne ararsın buralarda bre?
Kuştenqo dil bilmediği için "tanrı misafiri" olduğunu işaret diliyle izah etmeye çalışır. Arnavut tanrı misafiri olduğunu düşündüğü Kuştenqo yu ağırlamak için evine davet eder. Onun da canına minnet. Birlikte akşam yemeği yerler ve yatarlar. O gece dolunay ve açık bir gökyüzü tam Kuştenqo'nun işine yarayacak ortam sağlar. Gece yarısında tuvalet ihtiyacı olduğunu bahane ederek kalkar. Lakin, tuvalet oldukça uzaktır ve avluda koca koca çoban köpekleri vardır. Köpekler misafire saldırmasın diye ev sahibi olan Arnavut Kuştenqoya refakat ederek tuvaletin yanına kadar gitti. Üstü açık tuvaletten etrafı kolaçan eden Kuştenqo mihmandarı Arnavuta hissettirmeden bölgenin krokisini yanında getirdiği kağıda çiziverdi. Tekrar eve dönerek sabaha kadar uyudular. Sabah beraberce kahvaltı ettikten sonra Kuştenqo teşekkür ederek müsaade istedi ve Bandırma'ya döndü. Yine vapurla İstanbul'a dönerek paşanın yanına gitti. Hazırladığı krokiyi paşaya vererek o bölgeye yerleşmek istediğini, ancak Arnavutların problem çıkaracaklarını belirtti. Paşa haritadaki bilgilere istinaden Kuştenqo adına bir tapu hazırlattı ve yanına bir zabit görevlendirdi.
Görevli zabit, Kuştenqo ve mahiyetindaki aileler vapurla yeniden Bandırma'ya ulaştılar. Zabit jandarma karakolundan yanına birkaç da jandarma alarak, Kepekler'de Kuştenqoyu misafir eden Arnavutun evine gittiler. Karşısında Kuştenqoyu yanında zabit ve jandarmaları görünce şaşkına döndü. Durum izah edildiğinde öfkelendiği her halinden belli olan Arnavut zabit ve jandarmaların koruması altında ve tapu kaydı yapılmış olduğu için zabit ve jandarmalarla münakaşa etmeyi göze alamadı. Yeni yerleşimcilere karşı yanlış bir tutuma girmemeleri tenbihlendi. Zabit ve jandarmalar görev yerlerine dönüp, Yerleşik Arnavutlarla Kuştenqo ve mahiyetindekiler başbaşa kaldıklarında aralarında aylarca süren kavgalar yaşandı. Arnavutlar yıllardır kullandıkları bu arazileri bu yeni gelenlerin ekip biçmesini hazmedemiyorlardı. Daha sonra yirmi Çerkes aile daha oraya yerleşti ve köyün adı Kuştenhable olarak anılmaya başladı. Çerkeslerin ektiklerini Arnavutlar sürüyor, yerine başka bir şey ekiyordu. Çerkeslerde aynı şekilde misilleme yapıyorlardı. Aralarında çıkan kavgalardan sonra Çerkesler Arnavutları sindirmeyi başardılar. Bu arada karşılıklı evliliklerde gerçekleşmeye başladı. Arnavutlar Kuştenhable sınırındaki tarlalarını işlemeye Çerkeslerle akrabalık bağı oluşmuş olanları gönderiyorlardı. Böylece çatışma yaşanmadan herkesi kendi işini yürütmesi mümkün oluyordu.
Kuştenqo Bram, nam-ı diğer İbram Ağa birgün hastalandı. Bandırma'daki Pertevniyal Hastanesinde tedavi olurken orada vefat etti. Uğruna onca mücadele ettiği Çerkeslerden hiçbiri onu arayıp sormadı. Hiç evlenmediği için çoluk çocuğu da yoktu onu sahiplenecek. Tesadüfen hastanede bir yakınını görmeye gelen Arnavut Mehmet ağa, onun mevtasının sahipsiz kaldığını öğrenince bütün cenaze işlemlerini üstlenerek defin işlemlerini gerçekleştirdi.
Şu gün bile Kuştenqo Bram'ın akibetini de, mezarının yerini de Kuştenhable(Ilıca Boğazı Köyü) Çerkeslerinin hiçbiri ne merak eder, nede bilirler....
Kaynak :Cemal Çetinkaya
Kuştenqo Bram,
Kafkas-Rus savaşlarının kucağına doğmuş, çocukluk yaşlarını atlatır atlatmaz, gençlik nedir kaşen-şeşen nedir bilmeden, cepheden cepheye koşmuş yiğit bir Adğe savaşçısıdır Kuştenqo
Bram.
24 Mart 1864 Atkuağje de savaşın kaybedildiği kesinleşince yıllardır uğruna cansiperane savaştığı yurdu artık rus tahakkümü altındaydı. Ne yapması gerektiğini uzun uzun düşündü günler boyu. En sonunda o da diğer müslüman Adğeler gibi Osmanlı topraklarında dini baskı görmeyeceğini düşünerek sürgüne dahil olmaya karar kıldı. Etrafındakilere kararını açıkladığında bu gözüpek savaşçının niyetini öğrenen yedi aile daha ona katılmak istediklerini beyan ettiler.
Kuştenqo ve beraberindekiler yanlarında götürebilecekleri herşeyi de alarak, yola çıktılar. Günlerce dağları dereleri aşarak yorgun ve bitkin bir halde Karadeniz kıyısına ulaşabildiler. Karşılarına çıkan manzara tam bir mahşeri andırıyordu. Her yerde yorgun, bitkin, hasta kadını-erkeği, yaşlısı-genci ölümün peşinde kol gezdiği insanlar görüyorlardı. Kendilerini Osmanlı kıyılarına götürecek bir gemi bulma derdindeydiler hepsi. Yarı aç yarı tok günlerce bir gemiye binebilmek için orada konaklamışlardı. Nihayet Kuştenqo ile yanındakiler İstanbul'a gidecek bir gemide yer bulabildiler. Karadenizin azgın dalgalarıyla uzun süre boğuştuktan sonra İstanbul'a ulaştılar.
Gemiden indiklerinde görevli memur onları kayıt altına aldı. Yerleşim yeri konusunda bilgileri olmadığından memurdan yardım talebinde bulundular. O da sarayda tanıdığı bir Çerkes paşaya yönlendirdi Kuştenqoyu. Birlikte bahsedilen paşanın yanına gidip yerleşim yeri konusunda yardım istediler. Paşa;
- Yanındakiler burada kalsın. Sen gemiyle Bandırma tarafına geç. O tarafta yerleşmiş Çerkeste çok var. Yabancılık çekmezsiniz oralarda. Neresini beğenirsen bir haritasını çıkarıp bana getir. der.
Kuştenqo yanında kağıt-kalem ile ilk vapura biner ve Bandırma'ya ulaşır. Manyas ile Mihaliç arasındaki Arnavutların sahiplendiği uçsuz bucaksız ovaların ortalarında kalan bir bölgeyi beğenir. haritayı çıkarabilmek için biraz zamana ihtiyaç vardır. O zamanlar Hüdavendigar Sancağı'nın Mihaliç nahiyesine bağlı Kepekler Köyünde yatıya kalır. Bu yabancıyı gören bir Arnavut Mehmet ağa Kuştenqoya sorar;
- Hayırdır. Ne ararsın buralarda bre?
Kuştenqo dil bilmediği için "tanrı misafiri" olduğunu işaret diliyle izah etmeye çalışır. Arnavut tanrı misafiri olduğunu düşündüğü Kuştenqo yu ağırlamak için evine davet eder. Onun da canına minnet. Birlikte akşam yemeği yerler ve yatarlar. O gece dolunay ve açık bir gökyüzü tam Kuştenqo'nun işine yarayacak ortam sağlar. Gece yarısında tuvalet ihtiyacı olduğunu bahane ederek kalkar. Lakin, tuvalet oldukça uzaktır ve avluda koca koca çoban köpekleri vardır. Köpekler misafire saldırmasın diye ev sahibi olan Arnavut Kuştenqoya refakat ederek tuvaletin yanına kadar gitti. Üstü açık tuvaletten etrafı kolaçan eden Kuştenqo mihmandarı Arnavuta hissettirmeden bölgenin krokisini yanında getirdiği kağıda çiziverdi. Tekrar eve dönerek sabaha kadar uyudular. Sabah beraberce kahvaltı ettikten sonra Kuştenqo teşekkür ederek müsaade istedi ve Bandırma'ya döndü. Yine vapurla İstanbul'a dönerek paşanın yanına gitti. Hazırladığı krokiyi paşaya vererek o bölgeye yerleşmek istediğini, ancak Arnavutların problem çıkaracaklarını belirtti. Paşa haritadaki bilgilere istinaden Kuştenqo adına bir tapu hazırlattı ve yanına bir zabit görevlendirdi.
Görevli zabit, Kuştenqo ve mahiyetindaki aileler vapurla yeniden Bandırma'ya ulaştılar. Zabit jandarma karakolundan yanına birkaç da jandarma alarak, Kepekler'de Kuştenqoyu misafir eden Arnavutun evine gittiler. Karşısında Kuştenqoyu yanında zabit ve jandarmaları görünce şaşkına döndü. Durum izah edildiğinde öfkelendiği her halinden belli olan Arnavut zabit ve jandarmaların koruması altında ve tapu kaydı yapılmış olduğu için zabit ve jandarmalarla münakaşa etmeyi göze alamadı. Yeni yerleşimcilere karşı yanlış bir tutuma girmemeleri tenbihlendi. Zabit ve jandarmalar görev yerlerine dönüp, Yerleşik Arnavutlarla Kuştenqo ve mahiyetindekiler başbaşa kaldıklarında aralarında aylarca süren kavgalar yaşandı. Arnavutlar yıllardır kullandıkları bu arazileri bu yeni gelenlerin ekip biçmesini hazmedemiyorlardı. Daha sonra yirmi Çerkes aile daha oraya yerleşti ve köyün adı Kuştenhable olarak anılmaya başladı. Çerkeslerin ektiklerini Arnavutlar sürüyor, yerine başka bir şey ekiyordu. Çerkeslerde aynı şekilde misilleme yapıyorlardı. Aralarında çıkan kavgalardan sonra Çerkesler Arnavutları sindirmeyi başardılar. Bu arada karşılıklı evliliklerde gerçekleşmeye başladı. Arnavutlar Kuştenhable sınırındaki tarlalarını işlemeye Çerkeslerle akrabalık bağı oluşmuş olanları gönderiyorlardı. Böylece çatışma yaşanmadan herkesi kendi işini yürütmesi mümkün oluyordu.
Kuştenqo Bram, nam-ı diğer İbram Ağa birgün hastalandı. Bandırma'daki Pertevniyal Hastanesinde tedavi olurken orada vefat etti. Uğruna onca mücadele ettiği Çerkeslerden hiçbiri onu arayıp sormadı. Hiç evlenmediği için çoluk çocuğu da yoktu onu sahiplenecek. Tesadüfen hastanede bir yakınını görmeye gelen Arnavut Mehmet ağa, onun mevtasının sahipsiz kaldığını öğrenince bütün cenaze işlemlerini üstlenerek defin işlemlerini gerçekleştirdi.
Şu gün bile Kuştenqo Bram'ın akibetini de, mezarının yerini de Kuştenhable(Ilıca Boğazı Köyü) Çerkeslerinin hiçbiri ne merak eder, nede bilirler....
Kaynak :Cemal Çetinkaya
Tags:environment,global warming,energy
adğe,
adıge,
bandırma,
çerkez,
Hüdavendigar,
islam,
kafkas,
Karacabey,
Kuştenhable,
Manyas,
Mihaliç,
müslüman,
osmanlı
6 Eylül 2018 Perşembe
Resmi Tarih Papağanları
Posted by Шlэрэнкъо
Bugün #BandırmaBelediyesi 'nin kitap tanıtım etkinliğine #EthemBey'in yeğenleri olarak Ufuk Alcan ile birlikte katıldık.
Kitap içeriğinde #ÇerkezEthem'in de yer alması hasebiyle yine resmi tarih papağanı bir densiz tarafından HAİN olarak ifade edildi.
Kitap içeriğinde #ÇerkezEthem'in de yer alması hasebiyle yine resmi tarih papağanı bir densiz tarafından HAİN olarak ifade edildi.
![]() |
| Ethem Beyin "İtibar" Belgesi |
RESMİ TARİH NEDEN BUNLARDAN HİÇ BAHSETMEZ?
Ethem Beye her fırsatta "Hain" diyen Kemalistlerden bu sorularımıza cevap bekliyoruz, lütfen(!)
2- Soyu belirsizdir, “babamı bilmiyorum” demiş... Milattan sonra olmasına rağmen (!) dedesi, nenesi, amcası dayısı teyzesi veya kuzenleri NEDEN yoktur..??
ETHEM BEYİN ANASI BELLİ, BABASI BELLİ. 7 SÜLALESİ ORTADA.
3- Kimliğinde Mustafa ve de Kemal yazmaz… “Kamal Atatürk” yazar.. Mustafa ismini neden red etmiştir.. “Kemal” yerine NEDEN “Kamal” yazdırmıştır..??
ETHEM BEY NE ADINI NE SOYADINI DEĞİŞTİRMEYE İHTİYAÇ DUYMADI.
4- Cenazesi NEDEN yahudi masonik nizam töreni yapılmıştır..??
ETHEM BEYİN CENAZESİ TAM BİR MÜSLÜMAN OLARAK DEFNEDİLDİ.
5- Anıtkabiri yapan mimar NEDEN yahudidir..??
6- Anıtkabir NEDEN mason tapınaklarına benzetilmiştir ve neden “Ruhuna El Fatiha" yazmaz...??
7- İsraild’e neden büstü bulunur ve büstün altında NE yazar..?? İsrail’e hangi gerekçe ile anıtı dikildi..??
8- Son meclis konuşmasında "Kur'anı Kerim" için NEDEN
"gökten indiği sanılan kitapların doğmaları" ironik göndermesiyle İslam'ın temel kaynağına karşı
duruş sergilemiştir?
9- Hz. Peygamber efendimiz için NEDEN arap uşağı diyerek hakaret etmiştir..??
ETHEM BEY SOYDAŞLARINI ALLAH VE PEYGAMBERİN ÖCÜNÜ ALMAK İÇİN SAVAŞA ÇAĞIRMIŞTIR.
10- İngiltere’ye NEDEN sizin valiniz olmaya hazırım diye mektup yazmıştır..??
ETHEM BEY REDD-İ İLHAK CEMİYETİNİ KURARAK ÖRGÜTLENME BAŞLATMIŞTIR.
11- NEDEN hilafeti kaldırarak ingiltere’nin lozanı kabul etmesini sağlamıştır..??
12- Pakistan’dan kurtuluş savaşı için gelen 500.000 liranın 180.000 lirasını (borç olarak) savaş için,
320.000 lirası ile işbankasını kurarak partisi chp'yi bu bankaya NEDEN ortak etmiştir..??
ETHEM BEY AİLESİNİN VARINI YOĞUNU MÜCADELE İÇİN HEBA ETMİŞTİR.
13- 1923 den 1938 e kadar edinmiş olduğu ve saymakla bitmeyen malvarlığını NASIL kazanmıştır..??
14- Trabzon milletvekili Şükrü Beyi adamı topal osmana NEDEN öldürtmüştür..??
15- İstiklal mahkemelerini kurarak 500.000'e yakın insanı NEDEN asmıştır..??
16- Çanakkale savaşında bütün askeri şehit düşen 57. Alayda bir tek kendisi NASIL yara bile almadan kurtulmuştur..??
ETHEM BEY ASKERİ FAALİYETLERİ BOYUNCA TAM 17 KURŞUN YARASI ALMIŞTIR.
17- NEDEN harf inkilabı yaparak bir milleti cahil bırakmıştır..??
18- 1933 e kadar üniversitelerden temizlenen Osmanlı müderrislerin yerine, (sadece İstanbul üniversitesine) NEDEN yahudi 22 profesör ve yahudi 90 asistan yerleştirmiştir..??
19- NEDEN halk aç iken tekel bira fabrikası kurdu ve fuhuşu genelev olarak resmileştirdi..??
20- NEDEN Kur'anı Kerimi toplattırıp ezanı türkçeleştirdi.. NEDEN camileri satıp ahıra çevirdi..??
21- İstanbul’un fetih sembolü Ayasofya’yı NEDEN müze haline getirdi..?? NEDEN fener Rum patrikhanesini müzeye çevirmedi..??
22-Latife hanımdan boşanma sebebi NEDİR..? Ve latife hanımın hatıratları hala NEDEN açıklanamıyor..??
23- Vedat Uşaklıgil'in atanızın hayatındaki yeri NERESİDİR..??
24- Annesi Zübeyde hanım selanik mahkemelerine başvurarak NE talep etmiştir..??
25- Annesinin cenazesine NEDEN katılmamıştır..??
26- Tüm devrimleri NEDEN islama aykırı..??
27- Milli mücadele kahramanı halit paşayı 9 şubat 1925 de meclis koridorunda NEDEN öldürtmüştür..??
O HALİT PAŞA Kİ ETHEM BEYLE BİRLKTE YAKUP CEMİLİN SİNOP CEZAEVİNDEKİ MAHKUMLARI ÇIKARIP SAVAŞA DAHİL ETMESİNE İŞTİRAK ETMŞTİ.
28- 1918 de biten çanakkale savaşından sonra 1953 senesine kadar biz türklerin ziyareti NEDEN yasaklanmıştır..??
29- Halk açlıktan kırılırken sadece yahudilerin taktığı şapkayı NEDEN kanun haline getirmiştir ve NEDEN karşı gelenleri asmıştır..??
30- Kur'anı kerimin ayetleri için NEDEN safsata demiştir..??
31- Sabetay sevi denilen kişiye NEDEN hayranlık beslemiştir..??
32- NEREDE sarhoşken yahudi olduğunu ağzından kaçırmıştır..??
33- 1928 de ''devletin dini islam’dır'' ibaresi NEDEN çıkartmıştır..??
34- 1924 de medreseleri kapatırken, NEDEN azınlık okullarına dokunmadı..??
35- Filistin cephesinde ingilizlerle NEDEN anlaştı..??
36- Abdülhamid Han'ın yahudilere vermediği filistin toprakkarında kurulan israil devletini, ilk Müslüman ülkesi olarak tanıyan NEDEN M.Kamal oldu?
37-''Olmasaydı olmazdık, vatanı düşmanlardan kurtardı diyorsunuz ya'' peki 1936 senesine kadar istanbul NEDEN İngiliz işgali altında kaldı..??
38- 4.000.000 metrekare toprağımızı, lozanda 780.000 metrekareye düşürülmüştür.. Bu ülkeyi lozanda temsil etmeye bizzat NEDEN kendisi gitmemiştir..??
39- Güya denize döküp kovduğumuz ve yendiğimiz yunanlılara batı trakya, egedeki adaları verip üstüne savaş tazminatını NEDEN vermiştir..??
40- 5816 sayılı kanunla korunarak NİÇİN gerçeklerin saklanma gereği duyuluyor.. Ve 5816 sayılı koruma kanunu NEDEN bir yahudi avukat tarafından hazırlamıstır..??
41- NEDEN mason olmayı tercih etmiştir..?? Ve masonluktan NEDEN kovulmuştur..??
42- İttihad ve terakki cemiyetinin kuruluşunda jön türklerle birlikte NEDEN yer almıştır..??
43- Cumhuriyet rejimini kurduktan sonra NEDEN hiç dış bir ülke ziyaretine gitmemiştir..??
44- Dersim katliamını NEDEN yaptırmıştır.. Ve şeyh saidi NE karşılığında affedeceğini teklif etmiştir..??
45- Osmanlı arşivlerini bulgarlara hurda kağıt olarak NEDEN satmıştır..??
36. Otuzaltıncı sorunun yanlışlığını NEDEN hemen fark ettiniz?: Çünkü kişi bazında yanlıştı; o kişi İnönü 'dür!
Birde şu var;
Hangi onurlu insan ülkesini işgal eden ordunun kurmay askerlerinin kaldığı bir otelde aylarca yaşar?
YOKSA BUNLAR SİZİN İÇİN ÖVÜNÇ KAYNAĞI MI?
Tags:environment,global warming,energy
adıge,
adığe,
bandırma,
caucassian,
caucasus,
circassian,
çerkez,
Çerkez Ethem,
Emre Köyü,
kafkas,
kafkasya,
yunanistan çerkes
3 Aralık 2014 Çarşamba
Lidya:Лъыд
11 Ekim 2014 Cumartesi
"Dönüşçü" Kafkasyalıların Yol Haritası
Posted by Шlэрэнкъо
Diaspora da yaşıyor olup, Anavatan Kafkasya dışında varlığını sürdüremeyeceğinin bilincindeki kişilerin yapması gereken;
1- Kendi özelliklerine uygun bir dönüşü imkanlarının elverdiği en kısa zamanda gerçekleştirmek,.
2- Dönüşü başarmış olanların köprü vazifesi görerek, diğerlerini de teşvik edip bu eylemi hızlandırmak
Kafkasya'nın kaderini belirleyecek olan Dünya üzerinde yaşayan Kafkasyalıların % 80-90 ını oluşturan T:C.de yaşayan diaspora Adığeleridir.
Yaşanılan ülkelerde kimlik bilincini kaybetmeden kültür mirasını da korurken bir taraftan da imkanlar dahilinde Anavatana "Dönüş" desteklenmeli ve gerçekleştirilmelidir.
Ne kadar güçlü olursa olsun hiç bir devlet tam bağımsız olamaz.
Mutlaka siyasi, ekonomik v.b. ilişkiler kurmak zorunda olmakla birlikte, Otokton halkların hakimiyetinde iç ve dış ilişkilerinde tam bağımsız bir Kafkasya'dan emperyalist emelleri olanlar dışında kimseye zarar gelmez.
إِنَّمَا يَنْهَاكُمُ اللَّهُ عَنِ الَّذِينَ قَاتَلُوكُمْ فِي الدِّينِ وَأَخْرَجُوكُم مِّن دِيَارِكُمْ وَظَاهَرُوا عَلَى إِخْرَاجِكُمْ أَن تَوَلَّوْهُمْ وَمَن يَتَوَلَّهُمْ فَأُوْلَئِكَ هُمُ الظَّالِمُونَ
İnnemâ yenhâkumullâhu anillezîne kâtelûkum fîd dîni ve ahrecûkum min diyârikum ve zâherû alâ ıhrâcikum en tevellevhum, ve men yetevellehum fe ulâike humuz zâlimûn(zâlimûne).
| 1. | innemâ | : fakat |
| 2. | yenhâkum(u) allâhu | : Allah sizi nehyeder, size yasaklar |
| 3. | ani ellezîne | : onlardan, o kimselerden |
| 4. | kâtelû-kum | : sizinle savaşan |
| 5. | fî ed dîni | : dîn hakkında |
| 6. | ve ahrecû-kum | : ve sizi çıkardılar |
| 7. | min diyâri-kum | : sizin yurdunuzdan |
| 8. | ve zâherû | : ve arka çıktılar, yardım ettiler |
| 9. | alâ ihrâci-kum | : sizin çıkarılmanıza |
| 10. | en tevellev-hum | : onlara dönmeniz, dost olmanız |
| 11. | ve men | : ve kim |
| 12. | yetevelle-hum | : onlara dönerse, severse, dost edinirse |
| 13. | fe | : o taktirde |
| 14. | ulâike | : işte onlar |
| 15. | hum(u) | : onlar |
| 16. | ez zâlimûne | : zalimler |
60/MUMTEHİNE-9: (Bekir Sadak) Allah, ancak sizinle din ugrunda savasanlari, sizi yurtlarinizdan cikaranlari ve cikarilmaniza yardim edenleri dost edinmenizi yasak eder; kim onlari dost edinirse, iste onlar zalimdir. / (Diyanet İşleri (eski))
KURANMEALİ.ORG
Bizler her şeyden önce bu Ayet-i Kerimeyi aklımızdan hiç çıkarmadan, toplumsal davranış ve ilişkilerimiz konusunda rehber edinmeliyiz.
Önce bir soralım kendimize;
1- Bizi tarih öncesinden beri yaşadığımız yurdumuzdan kim(ler) çıkardı?
2- Yurdumuzdan çıkarılmamıza türlü anlaşmalarla kim(ler) yardım etti?
" Tamam ama, o gün yapılmış olan bir yanlışın kabahati, bugün yaşayan torunlarına mal edilemez ki" şeklinde hedef saptırıcı savunmalarla(ZALİM)lerle karşılaşıyoruz.
İlk bakışta hemen onaylayacağımız çok insancılmış gibi gelen bu yaklaşım, hiç hesaba katmazmı ki o gün atalarımıza yapılan yanlışın ceremesini bugün biz torunları da hala çekiyoruz.
Buna mukabil, o günkü yanlışı yapan ve bizleri anavatanımız dışında diasporalarda yaşamaya mahkum edenlerin torunları, geçmişleriyle yüzleşerek yapılan yanlışın telafisi için çabalamak yerine, bugünde aynı siyaseti yürüterek suç ortağı olmuyorlar mı?
Çarlık yıkıldı hazırlıksız yakalandık, SSCB yıkıldı yine ders almadık. BDT nin de uyguladığı faşizan politikalar sonucu olarak her an dağılacağını ütopya olarak görmekten vazgeçip, gelecek kurgumuzu bu varsayım üzerine inşa etmeli, maddi-manevi hazırlıklı olmalıyız.
1- Kendi özelliklerine uygun bir dönüşü imkanlarının elverdiği en kısa zamanda gerçekleştirmek,.
2- Dönüşü başarmış olanların köprü vazifesi görerek, diğerlerini de teşvik edip bu eylemi hızlandırmak
3- Kendi dönüş imkânı olmayıp dönüş fikrini destekleyenlerin dönüş yapmak isteyenleri maddî manevî desteklemesi.
Kafkasya'nın kaderini belirleyecek olan Dünya üzerinde yaşayan Kafkasyalıların % 80-90 ını oluşturan T:C.de yaşayan diaspora Adığeleridir.
Yaşanılan ülkelerde kimlik bilincini kaybetmeden kültür mirasını da korurken bir taraftan da imkanlar dahilinde Anavatana "Dönüş" desteklenmeli ve gerçekleştirilmelidir.
Ne kadar güçlü olursa olsun hiç bir devlet tam bağımsız olamaz.
Mutlaka siyasi, ekonomik v.b. ilişkiler kurmak zorunda olmakla birlikte, Otokton halkların hakimiyetinde iç ve dış ilişkilerinde tam bağımsız bir Kafkasya'dan emperyalist emelleri olanlar dışında kimseye zarar gelmez.
20 Şubat 2014 Perşembe
100 Yıllık bir savaşta Хьазыгъыр(Hazığır)ın önemi
Posted by Шlэрэнкъо
Хьа(Ha): Gıda, Besin, Yiyecek
зыгъыр(Zığır): Süzülmüş
Хьазыгъыр(Hazığır)= Süzülmüş(Konsantre) yiyecek.
Kafkasya'nın kadim halkı Adığe, Abhaz, Alan ve Ubıhlar'ın geleneksel erkek kıyafetlerinin adı Adığe lisanında "Şığın"dır.
Şığınların sağ-sol göğüs üzerindeki "fişeklik" zannedilen, "Hazığır" olarak tabir edilen sıralı bölmelerde, konsantre edilmiş et veya bitkisel yiyecekler, dış etkenlerden koruyacak şekilde yalıtımı sağlanarak muhafaza ediliyordu.
Bir erkek savaş yada başka bir amaçla evinden ayrıldığında, mecbur kaldığında en az 2 hafta bu gıdalarla idare edebiliyordu.
Savaşlarda düşmanlar yanlarında yiyeceklerini de taşımak zorundaydılar ve bu ağırlık onlara çok büyük dezavantaj oluşturuyordu.
Eğer Kafkas-Rus savaşları 100 yıldan fazla sürdüyse bu "Hazığır" kültürü sayesindedir.
Bu kültüre sahip olmayan nüfus olarak eşit hiçbir halk bunca ateş gücü üstünlüğü olan bir orduya karşı 2 yıl bile dayanamazdı.
Amerika ve Rusya gibi uzay teknolojisine sahip olan devletler bile 1900 lü yıllarda bu metodu keşfetmiş, astronotların uzayda geçirdikleri zamanlarda yaşamlarını idame ettirmeleri için kullanabilmiştir.
Хьа(Ha): Gıda, Besin, Yiyecek
зыгъыр(Zığır): Süzülmüş
Хьазыгъыр(Hazığır)= Süzülmüş(Konsantre) yiyecek.
Kafkasya'nın kadim halkı Adığe, Abhaz, Alan ve Ubıhlar'ın geleneksel erkek kıyafetlerinin adı Adığe lisanında "Şığın"dır.
Şığınların sağ-sol göğüs üzerindeki "fişeklik" zannedilen, "Hazığır" olarak tabir edilen sıralı bölmelerde, konsantre edilmiş et veya bitkisel yiyecekler, dış etkenlerden koruyacak şekilde yalıtımı sağlanarak muhafaza ediliyordu.
Bir erkek savaş yada başka bir amaçla evinden ayrıldığında, mecbur kaldığında en az 2 hafta bu gıdalarla idare edebiliyordu.
Savaşlarda düşmanlar yanlarında yiyeceklerini de taşımak zorundaydılar ve bu ağırlık onlara çok büyük dezavantaj oluşturuyordu.
Eğer Kafkas-Rus savaşları 100 yıldan fazla sürdüyse bu "Hazığır" kültürü sayesindedir.
Bu kültüre sahip olmayan nüfus olarak eşit hiçbir halk bunca ateş gücü üstünlüğü olan bir orduya karşı 2 yıl bile dayanamazdı.
Amerika ve Rusya gibi uzay teknolojisine sahip olan devletler bile 1900 lü yıllarda bu metodu keşfetmiş, astronotların uzayda geçirdikleri zamanlarda yaşamlarını idame ettirmeleri için kullanabilmiştir.
Tags:environment,global warming,energy
adıge,
adıgey,
adığe,
bitki,
caucassian,
caucasus,
circassian,
culture,
çerkes,
çerkez,
halk,
hazığır,
kaf,
kafdağı,
kafkas,
kafkasya,
konsantre,
metod,
ray caucassian,
şığın
27 Kasım 2013 Çarşamba
Kaffed 6.Olağan Genel Kurulu Çerfed çileri çok üzdü
Posted by Шlэрэнкъо
Bir güruh kahroluyor.. KafFed'in sırtından Adığe Faşeyi sıyırıp,,, başkalarına altın tepsiyle sunamadıkları için...
Bu işin perde arkasında Kafder'in muadili olarak kurulan 1 yapı yoksa ben hiçbirşey
bilmiyorum...Kaffed hele bir
isim değiştirsin.. 3 gün içinde olağanüstü genel kurula gidip kendi adını BirKafKon(Birleşik
Kafkasya
Konfederasyonu) yapacağı kesin. Denemesi bedava değil maalesef.... Çok pahalıya
patlayabilir ,Adığeler
açısından.
Binlerce yıllık dünya literatüründe beyaz ırkın kökeni olarak kabul görmüş ve
asli mirasçısı
olduğumuz Caucasus" Kafkas" tanımlamasını redd-i miras nice mirasyedilik nice
nankörlüktür.
Benden
uyarması...
Kafder kurulur kurulmaz birileri düğmeye bastı ve hemen muadilini kurdular. Aynı senaryo
bugün yine karşımızda.
Ç.D.H.(Çoğulcu Demokrasi Hareketi) adında Çerkes Partisi olacaklarını beyan eden bir
hareketin duyulmasının
hemen akabinde muadil bir oluşum Ç.G.D.P. adıyla arz-ı endam eyledi.. Bu olanlar tesadüf
olamaz.
Bir güruh kahroluyor.. KafFed'in sırtından Adığe Faşeyi sıyırıp,,, başkalarına altın tepsiyle sunamadıkları için...
Bu işin perde arkasında Kafder'in muadili olarak kurulan 1 yapı yoksa ben hiçbirşey
bilmiyorum...Kaffed hele bir
isim değiştirsin.. 3 gün içinde olağanüstü genel kurula gidip kendi adını BirKafKon(Birleşik
Kafkasya
Konfederasyonu) yapacağı kesin. Denemesi bedava değil maalesef.... Çok pahalıya
patlayabilir ,Adığeler
açısından.
Binlerce yıllık dünya literatüründe beyaz ırkın kökeni olarak kabul görmüş ve
asli mirasçısı
olduğumuz Caucasus" Kafkas" tanımlamasını redd-i miras nice mirasyedilik nice
nankörlüktür.
Benden
uyarması...
Kafder kurulur kurulmaz birileri düğmeye bastı ve hemen muadilini kurdular. Aynı senaryo
bugün yine karşımızda.
Ç.D.H.(Çoğulcu Demokrasi Hareketi) adında Çerkes Partisi olacaklarını beyan eden bir
hareketin duyulmasının
hemen akabinde muadil bir oluşum Ç.G.D.P. adıyla arz-ı endam eyledi.. Bu olanlar tesadüf
olamaz.
7 Ağustos 2013 Çarşamba
А Цы Тагъэ Нэ(Asitane)
Posted by Шlэрэнкъо
А Цы Тагъ(э)Нэ(A tSı Tağ(e)ne: O Gözü Deşilmişin Çıktığı/Çıkacağı
А=A: O (Bilinen)
Цы=tSı: Çıkmak
Тагъ(э)= Tağ(e): Eşmek,Deşmek
Нэ=Ne: Göz
Günümüzde İstanbul olarak bildiğimiz, Bizans döneminde ise Konstantinopole olarak adlandırılan bu şehrin ilk adının "Asitane" olarak bilindiği açıklanıyor bazı kaynaklarda.
Rivayet odur ki;
Hz. Davut (a.s.) tarafından başı kesilerek öldürülen, bir gözü olmayan Deccal İstanbul'da tekrar ortaya çıkacağı ve Hz. Mesih(a.s) tarafından, Topkapı sarayında bulunan Hz.Davut(a.s.) ın Zülfikar adındaki kılıcıyla yeniden başı kesilerek yok edileceği Kıyamet alametlerinden biri olarak anlatılmaktadır.
А Цы Тагъ(э)Нэ(A tSı Tağ(e)ne: O Gözü Deşilmişin Çıktığı/Çıkacağı
А=A: O (Bilinen)
Цы=tSı: Çıkmak
Тагъ(э)= Tağ(e): Eşmek,Deşmek
Нэ=Ne: Göz
Günümüzde İstanbul olarak bildiğimiz, Bizans döneminde ise Konstantinopole olarak adlandırılan bu şehrin ilk adının "Asitane" olarak bilindiği açıklanıyor bazı kaynaklarda.
Rivayet odur ki;
Hz. Davut (a.s.) tarafından başı kesilerek öldürülen, bir gözü olmayan Deccal İstanbul'da tekrar ortaya çıkacağı ve Hz. Mesih(a.s) tarafından, Topkapı sarayında bulunan Hz.Davut(a.s.) ın Zülfikar adındaki kılıcıyla yeniden başı kesilerek yok edileceği Kıyamet alametlerinden biri olarak anlatılmaktadır.
Tags:environment,global warming,energy
adıge,
adığe,
anadolu,
anatolia,
asitane,
ayet,
bizans,
deccal,
Hz.Davut(a.s.Hz.Mesih(a.s),
islam,
istanbul,
kafkas,
kıyamet,
konstantinopole,
zülfikar
6 Ağustos 2013 Salı
Örgütlülüğün Gücü
Posted by Шlэрэнкъо
Suriye'deki iç savaştan muzdarip, Türkiye'ye sığınan mülteci sayısı yaklaşık olarak 100 bin cıvarında. 75 milyon nüfuslu devlet, mülteci sayısı bu seviyelere ulaştığında adeta paniklemeye başladı ve diğer devletlerden destek arayışına yöneldi. Bu 75 milyon nüfusun yaklaşık olarak 5 milyonunun Kafkas kökenli olduğu tahmin ediliyor. Yani toplam nüfusun 1:15 i oluyor. Orantıya vurduğumuzda bu 100 bin göçmenin yaklaşık olarak 6,600 kadarı bizim sırtımızda demektir. Buna ilaveten, sadece biz Kafkas kökenlilerce yaklaşık 1000 kişi tüm masraflarını karşılayıp anavatana yollayabilmiş, halen Türkiye'de barınmalarını sağladığımız 1000 kişi cıvarındadır. Orantısal olarak baktığımızda bizler devletten daha ağır bir yükün altındayız demektir. Hele ki, bunca bölünmüşlük, bunca iletişimsizlik ve bunca duyarsızlık göz önüne alındığında, bu konuda emek veren, maddi destek sağlayan, çok az sayıdaki insanımızın olağanüstü bir gayret içinde olmaları takdire değer.
Şöyle basit bir hesap yaparsak;
5 milyon Kafkas kökenliden 1:100 ü yani 50 bin kişi 1Ayda 1 SMS= 20 TL bağışlasa, 1Ayda 1milyon TL toplanir. 1 kişinin Aylık ortalama harcaması 250 TL ise, 4bin kişinin barınma ihtiyaçları problemsiz olarak sürdürülebilir.
VE BU BİZİM GERÇEK GÜCÜMÜZÜN SADECE YÜZDE BİRİ!!! HAYDİ TÜM GÜCÜMÜZLE ... TÜM GSM OPERATÖRLERİNDEN 1864 AD SOYAD YAZARAK 7979 A SMS ATALIM... BİNLERCE SOYDAŞIMIZI ÇARESİZLİK İÇİNDE YOK OLMAKTAN KURTARALIM..
Detaylı bilgiye aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz...
http://www.kaffed.org/index.php/haberler/federasyondan/item/756-suriyeli-soyda%C5%9Flar%C4%B1m%C4%B1z-i%C3%A7in-tek-y%C3%BCrek-olal%C4%B1m.html
Suriye'deki iç savaştan muzdarip, Türkiye'ye sığınan mülteci sayısı yaklaşık olarak 100 bin cıvarında. 75 milyon nüfuslu devlet, mülteci sayısı bu seviyelere ulaştığında adeta paniklemeye başladı ve diğer devletlerden destek arayışına yöneldi. Bu 75 milyon nüfusun yaklaşık olarak 5 milyonunun Kafkas kökenli olduğu tahmin ediliyor. Yani toplam nüfusun 1:15 i oluyor. Orantıya vurduğumuzda bu 100 bin göçmenin yaklaşık olarak 6,600 kadarı bizim sırtımızda demektir. Buna ilaveten, sadece biz Kafkas kökenlilerce yaklaşık 1000 kişi tüm masraflarını karşılayıp anavatana yollayabilmiş, halen Türkiye'de barınmalarını sağladığımız 1000 kişi cıvarındadır. Orantısal olarak baktığımızda bizler devletten daha ağır bir yükün altındayız demektir. Hele ki, bunca bölünmüşlük, bunca iletişimsizlik ve bunca duyarsızlık göz önüne alındığında, bu konuda emek veren, maddi destek sağlayan, çok az sayıdaki insanımızın olağanüstü bir gayret içinde olmaları takdire değer.
Şöyle basit bir hesap yaparsak;
5 milyon Kafkas kökenliden 1:100 ü yani 50 bin kişi 1Ayda 1 SMS= 20 TL bağışlasa, 1Ayda 1milyon TL toplanir. 1 kişinin Aylık ortalama harcaması 250 TL ise, 4bin kişinin barınma ihtiyaçları problemsiz olarak sürdürülebilir.
VE BU BİZİM GERÇEK GÜCÜMÜZÜN SADECE YÜZDE BİRİ!!! HAYDİ TÜM GÜCÜMÜZLE ... TÜM GSM OPERATÖRLERİNDEN 1864 AD SOYAD YAZARAK 7979 A SMS ATALIM... BİNLERCE SOYDAŞIMIZI ÇARESİZLİK İÇİNDE YOK OLMAKTAN KURTARALIM..
Detaylı bilgiye aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz...
http://www.kaffed.org/index.php/haberler/federasyondan/item/756-suriyeli-soyda%C5%9Flar%C4%B1m%C4%B1z-i%C3%A7in-tek-y%C3%BCrek-olal%C4%B1m.html
5 Temmuz 2013 Cuma
Амаззаон(Amazzawon)
Posted by Шlэрэнкъо
Kafkas dil ailesinden Adığe lisanı ile bu kelimenin açılımı şöyledir;
Амазэзаон= Lejyoner(Ücretli Savaşçı)
А(A)= O(Bilinen)
маз(э)= Ay(gezegen, takvim),Ücret,
заон(zawon)= Savaşan,Savaşçı
"Amazzawon"lar Güney Amerika Kıt'asındaki, adını kendilerinden alan Amazon ormanlarında yaşayan, kadınların da erkekleri gibi savaşçı olarak yetiştirildiği ,avcılık, profesyonel savaşçılık ve savaşlarda edindikleri esir ticaretiyle geçinen bir toplumdur. Muhtemelen Kızılderililerle çok yakın akraba olabilirler hatta Kızılderililer bu halkın devamı olabilir.
Savaşlarda kadınların detaycı özelliği, erkeklerinse geniş perspektiften bakabilme yeteneğini birleştirerek, rakipleri karşısında daha üstün starateji geliştirebilme kabiliyetleri sayesinde rakiplerini alt edebiliyorlardı. Amazzawonların kadın savaşçılar olarak algılanmalarının nedeni, orman içlerine tuzaklar kurarak, erkeklerinin pusuya yatmaları kadın savaşçıların orman dışına çıkarak rakiplerinin disiplinini bozup onları orman içine çekerek pusuya düşürüyor ve bu şekilde hepsini imha ediyorlardı. Aynı dönemde Kafkas kültürünün hakim olduğu tüm Ortadoğu, Afrika ve Avrupa ile çok yönlü ilişki içerisinde idiler. Ta ki Atlantik Okyanusundaki neredeyse Kıt'a denilebilecek büyüklükteki ada (Atlantis) çökene dek.
А лIагъэн тыку(A tLağen tıku)= O Yok Olan Kısım
А лIагъэн тыс(A tLağen tıs)= O Çökerek Yok Olan
Bu ada, büyük depremlerle çökmeden önce Amerika Kıt'ası ile Avrupa ve Afrika arasında bağlantı kurulmasına olanak sağlıyordu. Bölge daha sonra büyük bir okyanusa dönüştü ve o günkü imkanlarla ulaşım olanağı ortadan kalkmış oldu. Binlerce yıl sadece mitolojik bir efsane olarak kaldı ve Amerika Kıt'asının varlığı yeniden Milattan sonraki yüzyıllarda keşfedilebildi.
Kafkas dil ailesinden Adığe lisanı ile bu kelimenin açılımı şöyledir;
Амазэзаон= Lejyoner(Ücretli Savaşçı)
А(A)= O(Bilinen)
маз(э)= Ay(gezegen, takvim),Ücret,
заон(zawon)= Savaşan,Savaşçı
"Amazzawon"lar Güney Amerika Kıt'asındaki, adını kendilerinden alan Amazon ormanlarında yaşayan, kadınların da erkekleri gibi savaşçı olarak yetiştirildiği ,avcılık, profesyonel savaşçılık ve savaşlarda edindikleri esir ticaretiyle geçinen bir toplumdur. Muhtemelen Kızılderililerle çok yakın akraba olabilirler hatta Kızılderililer bu halkın devamı olabilir.
Savaşlarda kadınların detaycı özelliği, erkeklerinse geniş perspektiften bakabilme yeteneğini birleştirerek, rakipleri karşısında daha üstün starateji geliştirebilme kabiliyetleri sayesinde rakiplerini alt edebiliyorlardı. Amazzawonların kadın savaşçılar olarak algılanmalarının nedeni, orman içlerine tuzaklar kurarak, erkeklerinin pusuya yatmaları kadın savaşçıların orman dışına çıkarak rakiplerinin disiplinini bozup onları orman içine çekerek pusuya düşürüyor ve bu şekilde hepsini imha ediyorlardı. Aynı dönemde Kafkas kültürünün hakim olduğu tüm Ortadoğu, Afrika ve Avrupa ile çok yönlü ilişki içerisinde idiler. Ta ki Atlantik Okyanusundaki neredeyse Kıt'a denilebilecek büyüklükteki ada (Atlantis) çökene dek.
А лIагъэн тыку(A tLağen tıku)= O Yok Olan Kısım
А лIагъэн тыс(A tLağen tıs)= O Çökerek Yok Olan
Bu ada, büyük depremlerle çökmeden önce Amerika Kıt'ası ile Avrupa ve Afrika arasında bağlantı kurulmasına olanak sağlıyordu. Bölge daha sonra büyük bir okyanusa dönüştü ve o günkü imkanlarla ulaşım olanağı ortadan kalkmış oldu. Binlerce yıl sadece mitolojik bir efsane olarak kaldı ve Amerika Kıt'asının varlığı yeniden Milattan sonraki yüzyıllarda keşfedilebildi.
Tags:environment,global warming,energy
abhaz,
adığe,
afrika,
amazon,
avrupa,
bask,
caucassian,
caucasus,
circassian,
fighter,
history,
kaf,
kafdağı,
kafkas,
kafkasya,
orman anatolia,
savaş,
wood
18 Haziran 2013 Salı
Türkçe sanılan Adğebze'den devşirme kelimeler
Posted by Шlэрэнкъо
Bereat=(БэрэатIэ): Çoğu kez kabul edilen
Бэ(be)=Çok
рэ(re)=(sebebsellik,araç bildirir, kendinden sonraki fiili etkiler)
атIэ(at'e)= elbette(Kabul etme, onaylama)
Bevliye=Бэвлы(е): Fazlalaşarak Bereket(Üreme)
Бэв=Bev: Bereket,Üreme,Çoğalma
лые=Lıye: Fazla, Yedek
Пы(Pı):Uç
жагъ(э)=Jağ(e): Keskin
Deşmek(Deşen):Дэшэн= İçine sokmak
Къы(Kı) :Yön belirtir fiil ön eki
ри(Ri) :fiil ön eki
тхъа(Tha) : Yazı
се(siye) : İlgili
МашI(э):Maş'(e)=Ateş
ин(Yin)=Büyük
къацыф(Katsıf): Çalı-Çırpı
Maya(Me'aye)=МэIае: Çirkin Kokulu
Мэ:(Me)=Koku
Iае:('Aye)=Çirkin
Мэв(Mev)=Kokma,Kokan
тагъ(э)Tağ(e)=Eşilmiş,Deşilmiş,Kazılmış
Nakış(Nekış)Нэкъыш=Göz Ölçüsü(Nuru)
Нэ(Ne): Göz
къыш=Khış:Ölçü
-V-
Vaaz(Ğuaz):Гъуаз(э)=Rehber, Yol Gösterici
-Y-
Yağmur(Voyağemığur):Оягъэмыгъур= Uğursuz yağış
Оягъэ(Oyağe): Yağiş
мыгъур(Mığur): Uğursuz
-Z-
Zeytin=зэ и тын(ы): Tek Rızkзэ(ze)= 1(Bir), Tek, İlk
и(yi)= iyekik ön/son eki)
тын(ы)=Tın(ı): Hediye, Rızk, Nimet
Zeytin Ademoğlu için ilk ve tek rızk olarak yaratılmıştır.
Zina(Зина): Merhametsiz
Зи(Zi): Hiç
На(Na)=Sevecen,Şefkat(li),Merhamet(li)
-A-
Abdest=(Abdestın)IАбдэстын: Elle Onaylatma(Kabul edilebilir hale getirmek)
IАб=Ab:Elle
дэстын=Onaylatmak(Kabul edilebilir hale getirmek)
Acele=(AÇ'eLe)АкIэлъэ: O Yeni Oluşturulan
A=A:O
кIэ=Ç'e:Yeni,Taze
лъэ=le:Oluşturmak
Akçe=(Akhşe): O Satış Ölçüsü
А=A:O
къыш=Khış:Ölçü
шэ=Şe:Satış
Alem=(Aлъэм): O Oluşturulmuş(yaratılmış)
A=A:O
лъэ=Le: Oluşturma
м=m: betimleme kelime sonu eki
Alet=(A лъэтIи): O Oluşturduğumuz
A(A): O
лъэ(Le): Oluşturma
тIи(T'i): Var, Mevcut (Bizda)
Alem=(Aлъэм): O Oluşturulmuş(yaratılmış)
A=A:O
лъэ=Le: Oluşturma
м=m: betimleme kelime sonu eki
Alet=(A лъэтIи): O Oluşturduğumuz
A(A): O
лъэ(Le): Oluşturma
тIи(T'i): Var, Mevcut (Bizda)
Amele=(Amel'e): : A мэлъIэ O Elle (birşey) Oluşturan
A=A:O
мэлъ(э)=mel(e):Oluşturmak
Ana=(А На): O Şefkatli
A=O
На= Sevecen,Şefkatli , Merhametli
Anaç=(Anaç(e): АНакIэ: Yeni Anne
A=O
На= Sevecen,Şefkatli , Merhametli
кIэ(Ç'e): Yeni, Taze
Ayet=(Ayet(ı))А ет(ы): O Verilen
А = A: O.
А = A: O.
ет(ы)=yet(ı): Vermek
Azap= Ats'ap(a)AЦIапIа: O İşkence
A=A: O (bilinen)
ЦIапIа=tSap'(a): İşkence(ci), Acımasız,Zalim
-B-
Bereat=(БэрэатIэ): Çoğu kez kabul edilen
Бэ(be)=Çok
рэ(re)=(sebebsellik,araç bildirir, kendinden sonraki fiili etkiler)
атIэ(at'e)= elbette(Kabul etme, onaylama)
Bevliye=Бэвлы(е): Fazlalaşarak Bereket(Üreme)
Бэв=Bev: Bereket,Üreme,Çoğalma
лые=Lıye: Fazla, Yedek
Bey=(Bey(e))Бэе:Zengin,Varlıklı
Bıçak=(Pıjağ(e)Пыжагъ(э): Ucu KeskinПы(Pı):Uç
жагъ(э)=Jağ(e): Keskin
-C-
-Ç-
Çırak=(Ç'ırek'(o))КIырэкI(о): İlk defa(cı)
КIы=Ç'ı: Yeni,İlk
рэ=re: ve,ile,defa
кIо=Ko:ci,cı,cu,cü,çi,çı,çu,çü(sıfat tamlaması)
Çocuk=(ÇığotSıuk):ЧъыгъоЦык(у)=
Чъы=Çı: İlk, Yeni, Uç
гъо=Ğo: Zaman
Цык(у)=tSık(u):Küçük
Çük=(tSıuk)Цык(у): Küçük
Çük=(tSıuk)Цык(у): Küçük
-D-
Dikiş(Dınkış):дынкъыш= Elbise v.s. dikme Ölçüsü
дын=Dın: Elbise v.s. dikmek
къыш=Khış:Ölçü
-E-
Edevat(Эдэ-Уатэ): Keski-Çekiç(ıvır-zıvır)
Eşarp-Şarpa(Aşharıp(a): O Başa Örtülen
А=O
шхъа=Şha: Baş
ры=rı: fiil ön eki
ПIа=P'a: Örtü
Ezan(Azançe)А занкIэ: O Sıraya Diziliş
А=O
занкIэ:Dik,Doğru, Sıraya Diziliş
-F-
Fiş(Fışın)Фышын: Dışarıdan Sağmak
Фы=Fı: Dışarıdan Alınan(verilen)
шын=Şın: Sağmak
-G-
-H-
Habibi(Khabıbı)Хабыбы: Uçan İnsan
Ха= İnsan,Kişi,Kimse.
быбы=Uçmak
Hacc(Khaç'e)кIэ: Misafir,Ziyaretçi
Ха= İnsan,Kişi,Kimse.
кIэ= Yeni,taze
Halife(Khalıfe)Халыефэ: Yedek(imsi) İnsan
Ха=İnsan(beden olarak)
лые=Yedek,Fazla,İlave,Gereksiz
фэ=imsi (ek)
Hane(Khane)Ханэ
Ха=Kha:İnsan
Нэ(Ne): Göz
Hanım(Khanım)Ханым: Anne olmuş insan
Ха=Kha:İnsan
ны(м)=Nı(m): Anne(çocuklu bayan)
Hanut(Haneğut):ХаНэгъут=Açıkgöz,Aç gözlü
Ха=kHa:İnsan
Нэ=Ne: Göz
гъут=Ğut:
Hatun(Khat'un(ı))ХатIуны: İki çocuğun annesi olmuş insan
Ха=Kha:İnsan
тIу=T'u: İki(2)
ны=Nı:Anne(çocuklu bayan)
Hayvan
Hayvan
Hazreti(Khazıryetı):Benzersiz, saygıdeğer İnsan
Ха(Kha)= İnsan(beden olarak)
зыр(zır)=bir,1
эты(yetı):verilen
-I-
-İ-
-J-
-K-
Kabile(Khable)Хаблэ: Boydaş insan(lar),Aşiret
Ха=kha:İnsan(beden olarak)
блэ=ble:kol,grup,boy,soy,aşiret
Kadın(Khadın)Хадын:Elbise v.s. Diken İnsan
Ха=Kha: İnsan(beden olarak)
дын=Dın: Elbise v.s. dikmek
Kalaba(Khalebe)Халэбэ: Çokluk oluşturmuş insan(lar)
Ха=Kha: İnsan(beden olarak)
лэ=le:oluşturmak
бэ=be:Çok
Kalfa(Khalıfe)Халыефэ: Yedek(imsi) İnsan
Ха=İnsan(beden olarak)
лые=Yedek,Fazla,İlave,Gereksiz
фэ=imsi (ek)
Kıble=Кыблэ: Yöneliş,Yakınlaşmak
Къы(Kı) :Yön belirtir fiil ön eki
блэ=ble:yöneliş,yakınlaşma,kol,grup,boy,soy,aşiret
Kırtasiye(Kırithasiye)Къыритхъасе: Yazıyla ilgiliКъы(Kı) :Yön belirtir fiil ön eki
блэ=ble:yöneliş,yakınlaşma,kol,grup,boy,soy,aşiret
Къы(Kı) :Yön belirtir fiil ön eki
ри(Ri) :fiil ön eki
тхъа(Tha) : Yazı
се(siye) : İlgili
Köy(Koy)Къой: ...oğulların yaşadığı yer
Къо:(Ko)=..Oğlu;..Soyu
й:(Y)= ..Yaşadığı yer,.. Diyarı,.. Vatanı
Къо:(Ko)=..Oğlu;..Soyu
й:(Y)= ..Yaşadığı yer,.. Diyarı,.. Vatanı
Kur'an(Gurı'an)ГурыIан:Anlamak(Kavramak)
-L-
-M-
Masa(Mekhase)Мэхасэ= Toplanılan(İnsanların) Yer
Мэ(Me)= Fiil ön eki
Ха= İnsan,Kişi,Kimse.
хасэ(Khase)=Toplum, Halk; Ahali; Cemiyet İnsan(lar) Topluluğu
Maşa(Maş'e)МашIэ= Ateş Tutacağı
Маш(Iо):Maş('o)=Ateş
Iэ:'e= El, Tutma organı/aleti
Maşınga(Maş'yinkatsıf)МашI(э)инкъацыф=Büyük çalı-çırpı ateşiМашI(э):Maş'(e)=Ateş
ин(Yin)=Büyük
къацыф(Katsıf): Çalı-Çırpı
Maya(Me'aye)=МэIае: Çirkin Kokulu
Мэ:(Me)=Koku
Iае:('Aye)=Çirkin
Maymun(Mı Aye Mığon)Мы IАе Мыгъон= Bu Meymenetsiz
Мы(Mı)=Bu
IАе('Aye)=Çirkin
Мыгъон(Mığon)=Uğursuz
Mevta(Mevtağ(e)Мэвтагъ(э)= Deşildiğinde Kokan
Meş'ale (Maş'(e)'ele):МашI(э)Iэлъэ= Elle oluşturulan ateş
МашI(э):Maş'(e)= Ateş
Iэ('e)= El
лъэ(Le)=Oluşturmak
Мэв(Mev)=Kokma,Kokan
тагъ(э)Tağ(e)=Eşilmiş,Deşilmiş,Kazılmış
Milat(Milat(e)Милъат(э):Mayasız
Ми(Mi):olumsuz iyelik ön eki
лъат(э)(Lat(e):Maya
Muhacır(Mohaç'ır)МохаКIыр=Buraya yeni gelen(Göçmen)
Мо(Mo)=Buraya
ха(kHa)= İnsan(Beden olarak)
КIы=Ç'ı: Yeni,İlk
р(r)=son ek(betimleme)
-N-
Nakış(Nekış)Нэкъыш=Göz Ölçüsü(Nuru)
Нэ(Ne): Göz
къыш=Khış:Ölçü
Nine(Nıyina)Ныина=Annenin Şefkatlisi
Ны(Nı)=Anne
и(yi)=...nın(iyelik son eki
на(Na)=Sevecen,Şefkat(li),Merhamet(li)
и(yi)=...nın(iyelik son eki
на(Na)=Sevecen,Şefkat(li),Merhamet(li)
Namaz(Namaz(e))Намаз(э): Merhamet Ücreti
На(Na)=Sevecen,Şefkat(li),Merhamet(li)
маз(э) Maz(e)=Ay,Ücret
Nişan(Ne yişan(e)НэиШан(э):Göz Keskinliği
Нэ(Ne): Göz
иШан(э)-Yişan(e): Keskinliği
-O-
Oruç(Ğoriğuçı)Гъоригъучы: Aç/Susuzluk Zamanı
Гъо(Ğo):Zaman, Dönem
ри(Ri): Eylem ön eki
гъу(Ğu): Kuru, Susuz
чы(Çı): Aç
Гъо(Ğo):Zaman, Dönem
ри(Ri): Eylem ön eki
гъу(Ğu): Kuru, Susuz
чы(Çı): Aç
-Ö-
-P-
Paşa(P'aşha)ПIaшхъа: Önder
ПIa=P'a:Üst,Uç,Burun
шхъа=Şha: Baş
Pes(Pesaş) Пас-Пэсащ: Erken-Erkence,
Priz (Pır Yidz(ı))пыр Идзы: Çıkış(dışarı) Ucu
пыр=Pır: Uç(bilinen)
Идзы=Yidz(ı): Çıkış(dışarı)
-R-
-S-
Saç(Şhats'ı)ШХаЦы: Baş Kılı
ШХа(Şha):Baş, Kafa
Цы(Ts'ı):KIl,Tüy
Soba(Sığobe)Сыгъобэ: Çok Isı Yayan
Сы(Sı/Stı):Isı,Sıcak
гъобэ(Ğobe): Çoklaştıran
Sure(Suret)Сурэт: Tablo,Belge,Vesika,Resim
-Ş-
Şopar(Ş'oyper)=шIoй ПIэp:Pis Burunlu
шIoй(Ş'oy):Pis,Kirli,Çirkin
ПIэ(Pe) : Burun
p(r) : isim son tamlaması
p(r) : isim son tamlaması
-T-
-U-
-Ü-
-V-
Vaaz(Ğuaz):Гъуаз(э)=Rehber, Yol Gösterici
-Y-
Yağmur(Voyağemığur):Оягъэмыгъур= Uğursuz yağış
Оягъэ(Oyağe): Yağiş
мыгъур(Mığur): Uğursuz
-Z-
Zeytin=зэ и тын(ы): Tek Rızkзэ(ze)= 1(Bir), Tek, İlk
и(yi)= iyekik ön/son eki)
тын(ы)=Tın(ı): Hediye, Rızk, Nimet
Zeytin Ademoğlu için ilk ve tek rızk olarak yaratılmıştır.
Zina(Зина): Merhametsiz
Зи(Zi): Hiç
На(Na)=Sevecen,Şefkat(li),Merhamet(li)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)















