Шlэрэнкъо
This Blog interested in Caucassian Culture&History and Environment and Renewaible Clean Energy Sources.
- Home
- QHUAPH QHAZZ
- STATİC WATER POWERED
- FİRE FİGHTİNG HELİED
- ИГЪЭХЪУАЛЪ ЖЪЫК|УАЧ|Э
- ELECTRON DOWNLOAD UNİT
- Touch-Screen Virtual Keyboard
- Pass Driver
- Fiber Optic Transmision System Of The Solar Powered
- İllegal Wehicle İdentification System
- Wastewater Treatment Unit
- Videos
- Pıctures
- About Me
- Environment
- My Terminatation Styl
- YEŞİL ORDU
- Жъы Зыгъэко
Wellcome!
When If I'd can to realized my idea, we'll anneed to nucluer energy and other inconvenient energy kinds. I think about who are Caucassian languages the key for to decipher of historical knowledges.
18 Aralık 2025 Perşembe
Canlı(Bandırma 17 Eylül Üniversitesi -Sanatın Nabzı) Konuk: Vahdettin Bayram.
Tags:environment,global warming,energy
abhaz,
adığe,
Banüwebtv,
Çerke,
çerkes,
kaf,
kafdağı,
kafkas,
kafkasya,
Sanatın Nabzı,
Vahdettin Bayram
31 Ağustos 2025 Pazar
Kaffed Yönetimlerinin Çerkes Ethem ile zoru ne?
Posted by Шlэрэнкъо
9 yıldır Çerkes Ethem Bey için anma ve mevlit programları yapılıyor. Geçen yıl yapılan etkinlikte
katılan Sn. Canel Zağlı dışında Kaffedin kurumsal bazda bu etkinliklere destek verdiği görülmedi.
Bu yılki etkinlik bir şekilde ulusal medyada da gündem oldu ve büyük ses getirdi.
Faşizan zihniyetli Kemalist zevat tarafından şiddetli tepki gördü. amma velakin bu sesi Kaffedi
yönetenler duymamış yada aynı fikirde olacaklar ki, bu itirazlara karşı iki cümle bile sarf etmediler.
Yada edemediler. Ethem Bey söz konusu olduğunda, 3 maymunu oynamak Kaffedin teamülü olmuş
durumda. Yaa gerçekten çok merak ediyorum. Sizin Ethem beyle zorunuz ne?
Biriniz ikiniz olsa anlarım da, hepinizin mi bir kuyruk acısı var?
Ethem Beyin nezdinde Çerkes toplumunun üzerine yapıştırılmış "Hain" yaftasını söküp atmak, Ethem
beyin aklanmasından ve itibarının iadesinden geçer. Bundan başka bir yol daha yok. Sen de
Türkiyedeki Çerkes camiasının en büyük çatı örgütü olduğunu iddia ediyorsan, temsil ettiğin toplumun
haklarını Kaffed olarak savunmak zorundasın.
Değilseniz canınız cehenneme...
Tags:environment,global warming,energy
Anma,
Çerkes Ethem Bey,
Emre Köyü,
hain,
kaffed,
Mevlid-i Şerif,
türkiye
22 Temmuz 2025 Salı
Ethem Bey'in Kamçısı
Posted by Шlэрэнкъо
Konunun kaynak kişisi resimde gördüğünüz Bandırma'nın Yeni Ziraatli Köyünden Yeştual'e Sefer.
Anlattığı kişi, Emre Köyünden Ethem Beyin yeğenlerinden Ş'erenko Osman. O da bana anlattı bu olayı.
Yozgat ayaklanmasını bastıran Ethem Bey ile M. Kemal ve avanesinin araları açıldığı, Ethem Bey cepheye dönünceye kadar Yunan Ege'de ilerlemeye başladığı, ve Ethem Beyin Egeyi yeniden kontrol altına almaya çalıştığı bir dönem.
Yunan Güneyden Uşak üzerine yürümüş, İnönü'nün kumandası altındaki düzenli ordu askerleri sayı üstünlüğüne rağmen Yunanı engelliyemiyor. Binbir rica minnet Ethem Beyi yardıma çağırıyor. Böylesine kritik bir dönemde Ethem Bey cepheyi boşaltmak istemiyor. Aşırı ısrar üzerine yanına aldığı 250 süvari ile yardıma gidiyor. Varır varmaz başlıyorlar Yunana saldırmaya. Çok zorlanmadan Yunanı püskürtüyorlar. Ortam yatışınca Ethem Bey ayrılmadan önce İnönüyü görmek cepheyi teslim etmek istiyor. Lakin İnönü ortalarda yok. Herkes İnönüyü aramaya seferber oluyor.
Derken İnönüyü samanlıklardan birinde saklanırken buluyorlar. Ethem Bey samanlıkta bulduğu İnönü'nün suratına bir kamçı yapıştırıyor ki....
İnönünün kulak zarı patlıyor. Sağırlığı oradan geliyormuş meğer.
Yeştual'e Seferin Şerenko Osmana söylediği şu;
"Ethem İsmete öyle bir kamçı yapıştırdı ki, sesi hala kulaklarımda."
Şimdi gelelim sadede.
Vay efendim Ethem düzenli orduya katılmak istemedi.
Vay efendim güç zehirlenmesi oldu ve şımardı.
Vay efendim cahildi cühelaydı. gibi saçma salak sözler edenlere sorulacak tek soru şudur bence.
"Cephede askerleri savaşıyorken samanlıkta saklanırken yakaladığınız birinin emrine girecek kadar haysiyetsiz olabilirmisiniz?"
Tags:environment,global warming,energy
bandırma,
Çerkes Ethem Bey,
Ege,
inönü,
Kamçı,
Uşak,
Yeni Ziraatlı,
Yeştuale Sefer
26 Mayıs 2025 Pazartesi
21 Mayıs Kırılma Noktası
Posted by Шlэрэнкъо
21 MAYIS 1864 ANMA PROGRAMLARI
Haklı olmanın vakurluğu.
Suçlu olmanın huzursuzluğu.
Yıllardır Çerkesler tarafından Anavatanda başlatılıp, Diasporada da devam ettirilen 21 Mayıs 1864 Çerkes Soykırım ve Sürgününü anma programları etkisini göstermeye başladı.
Gerek nitelik gerekse nicelik bakımından olması gereken kadar olmadığı, bu konuda daha büyük yol almamız gerektiği halde muhatabını rahatsız etmeye başladı. Başladı ki, Anavatanda anma programı öncülerini gözaltına alıyorlar. Üstelik suç teşkil edecek bir şiddet veya kışkırtma bile olmadığı halde. Tek yaptıkları toplum hafızasını canlı tutmak istemeleri. Lakin karşı taraf kendi suçluluğunu bildiği için bu hafızayı da yok etmek istiyor. Tıpkı savaşla , sürgünle yaptığı gibi devlet baskısını kullanarak.
Türkiye'de ise şimdiye kadar bu konuya duyarsız, tepkisiz kalan kesimler bile artık bilgilenmeye ve bilnçlenmeye başladılar. Haber konusu yapıyorlar. Resmi merciiler dahi bunun bir soykırım olduğunu ifade ederek acımızı paylaşıyorlar ve destek veriyorlar.
Bu demektir ki, henüz yetersiz olsa da doğru yoldayız. Ha marje.
Biz haklı olmanın rahatlığıyla vakar bir şekilde bu organizasyonları devam ettirdiğimiz takdirde hedefe bir adım daha yaklaşacağımız anlamına gelir.
Gerisini suçu olanlar düşünsün.
21 Mayıs artık bir kırılma noktası olacak.
Ya daha güçlü bir sesle taleplerimizin takipçisi olacağız ve destek toplayacağız. Hakkımızı geri alacağız.
Ya daaa. . .
Ya daaa. . .
2 Mayıs 2025 Cuma
2 MAYIS 1923 "GÜNEY MARMARA ÇERKES SÜRGÜNÜ"
Posted by Шlэрэнкъо
2 MAYIS 1923 "GÜNEY MARMARA ÇERKES SÜRGÜNÜ"
Yayılmacı politikalarıyla Viyana kapılarına dayanan Hilafet Makamını da elinde bulunduran Osmanlı devleti, Hristiyan batı devletleri için büyük bir tehditti. Bunun yanında Siyonistlerin Arz-ı Mevud( Vadedilmiş topraklar) emellerini gerçekleştirebilmeleri ve Osmanlı devleti sınırları içinde bulunan Filistin topraklarında bir devlet kurabilmeleri için Osmanlı'nın mutlaka yıkılması gerekiyordu. Hatta Hilafet de kaldırılmalıydı ki, Müslümanlar birlikte hareket edemesinler. Lakin bu amaca yönelik her hamlelerinin karşısında tek bir engel çıkıyordu önlerine.
BAŞ BELASI ÇERKESLER.
O Çerkesler ki, Haçlı seferlerini de durduran ve başarısız kılabilen tek milletti. Avrupalı Haçlı zihniyeti ta Memlük Çerkes Devletine defalarca yenilerek çok iyi tanımıştı onları.
Hanedanın en önemli insan kaynağı Güney Marmara Çerkesleri, gerek saray bürokrasisinde gerek askeri olarak hanedanın fedaisi olan Güney Marmara Çerkesleri;
Siyonist, Sabetayist, Evangelist, Levanten ve Masonların ortak amaçlarına ulaşabilmeleri için her ne pahasına olursa olsun bertaraf edilmesi gerekiyordu. Bunun için Balkan savaşları zamanlarında karar verilmişti. Lakin askeri olarak buna güçleri yetmediği için uygun şartların oluşmasını bekliyorlardı.
Kurtuluş savaşında Batı cephesinin savunmasını sağlayan Çerkes Ethem ve cengaver Çerkesler bir şekilde bertaraf edilince, bahsi geçen şer odaklarının aradıkları fırsat ellerine geçmiş oldu. Önce Güney Marmara'da Çerkes köylerine muhtelif zamanlarda jandarma devriyesi çıkararak 12-13 yaşındaki Çerkes çocuklarını dahi gördükleri yerde derdest ederek hapsetmeye başladılar. Bu Ethem bey Almanya'da tedavi olmak amacıyla İzmir'den Yunanistan'a geçtiği zaman başladı ve Güney Marmara Çerkes sürgünü başlayıncaya kadar devam etti. Anadolu topraklarını terk eden Ethem Bey'den tamamen kurtulunca, hapsettikleri 12-13 yaşındaki çocukları ve yetişkin erkekleri her gün düzine düzine muhtelif yerlerde asmaya başladılar. Bundan kurtulabilmek için Çerkesler genç erkeklerini samanlıkta, ahırda hatta bağ evlerinde saklamaya başladılar. Güney Marmara'da Çerkes genç nüfusu böylece büyük oranda yok edildikten sonra sürgüne karşı çıkabilecek bir güç ortadan kalkmış oldu.
Tam 102 yıl önce bugün, m.kemalin yayınladığı genelgeyle Balıkesir'in ilçeleri Gönen, Manyas ve Bandırma'nın Çerkes köylerine "Sürgün"e hazır olmaları talimatı verildi. Defaten başlarına gelen melanetlerden dolayı aşırı demoralize olan Çerkesler hiç tepki veremediler. 14 köy çoluk çoçuk demeden, Doğu ve Güney doğu Anadolu'nun en ücra köşelerine, hatta Suriye sınırına kadar sürüldüler. Yol güzergahındaki yeleşimlere de "Bu gavur Çerkeslerden uzak durun. Bunlara hiçbir şey alıp vermeyin" diye talimatlar verilerek, temel ihtiyaçlarını gidermelerini dahi engellemişlerdi. Sürgüne gönderilenler dışında, diğer bölge köyleri de varlıkları yok pahasına sattırılarak sürgüne hazır vaziyette 1 yıl bekletilmişlerdi.
1864 de Kafkasya'dan, 1877 de Balkanlardan sürülen Çerkesler 1923 de de Güney Marmara'dan sürüldüler. 60 yılda tam 3 sürgün. Dünya'da kaç milletin başına gelmiştir ki böylesi bir dram?
Sürgünü TBMM ye yazdığı mektuplarla görünür kılan ve Sürgün edilenlerin tekrar geri dönmelerini sağlayan tek cesur insan Mehmet Fetgeri Şoenu'yu rahmetle anıyorum.
Önceki iki sürgün savaştığımız hasımlarımızın eseri iken, bu 3. sürgün varlığını korumak için canımızı ortaya koyduğumuz ve kardeş bildiğimiz dış mihrakların iş birlikçileri tarafından olması hasebiyle sürgünlerin en azap verici olanıdır. Bu Güney Marmara Çerkes sürgününün Çerkes Ethem yüzünden olduğu sanılır. Oysa olay çoktan kararı verilmiş bir eylemdir. Sadece ihtiyaç duyulan şartlar hasıl olmuş, Çerkesler istenilen kıvama gelmiştir. Ne diyelim...
ZALİMLER İÇİN YAŞASIN CEHENNEM!
Sonuç: Osmanlı yıkıldı, Hilafet kaldırıldı, İsrail kuruldu. Şimdi sırada Arz-ı Mevud....
Tags:environment,global warming,energy
Balıkesir,
Balkanlar,
bandırma,
çerkes,
Çerkes Ethem Bey,
Çerkes Sürgünü,
Evangelist,
Gönen,
Güney Marmara,
hilafet,
kafkasya,
Levanten,
Manyas,
Mason,
osmanlı,
Sabetayist,
Siyonist
29 Aralık 2024 Pazar
İHANET-İ FARİKA
Posted by Шlэрэнкъо
"İhanet-i Farika" nedir?
28Aralık 1920-28 Ocak 1921 arası yaşananlar, Çerkez Ethem ve Kuvva-i Seyyare askerlerine
yaşatılanlar Dünyanın gelmiş geçmiş "İhanet-i Farika"sıdır.
1919 yılı başları;
Ordunuz lağvedilmiş,
Vatanınız işgale ugramış,
İşgalciler girdikleri her yerde işgalci bayrakları ve kutlama takları ile karşılanmaya başlanmış,
Bir avuç vatan sevdalısı dışında kimsenin umurunda değil,
Herşeyi göze alıp, bu insanları örgütleyerek işgalcilere karşı amansız bir direniş başlatmışsınız,
18 ay boyunca hem işgalcilerle, hem iç ayaklanmalarla, hem garip gurebanın canına, malına ve
namusuna göz diken alçaklarla mücadele ediyorsunuz,
Diğer yandan emrinize girmiş askerlerin ve ailelerinin her türlü iaşesini temin etmekle meşgulsünüz,
Bütün bunları devlete 5 kuruş yük yüklemeden yürütmeye çabalıyorsunuz.
Bu çabanız İzmir!den Iğdır!a günler i,çerisinde ulaşacak olan Yunan, aylarca Egede adeta mıhlanmış
halde kalıyor.
Kalıyor da...
28 Aralık 1920 sabahı bir de uyanıyorsunuz ki, kurulmasına maddi/manevi büyük emek verdiğiniz
Kuvva-i Milliye ordusu 27 Aralık 1920 de Ankara'dan aldığı bir telgraf emriyle hiç vakit
kaybetmeden o gece harekete geçiyor ve sizi arkadan vurmaya başlıyor.
Üstelik bu ordu;
18 ay boyunca işgalcilere karşı tek bir saldırısı yokken, İşgalcilerle her her
karşılaşmalarında ya ricat (cepheden kaçma) ya da sizden destek isteme acizliğinde kalıyorken, bu
cesareti nereden alıyorsa!..
Üstelik, Vatanın/Milletin selametine sekte vuracağı kesin herşeyi göze alabilecek kadar...
Tam bir ay boyunca iki ateş arasında kalıyorsunuz ki, hadi biri düşman diyelim de diğeri kardeş
bildiğiniz, kurulabilmesinde büyük emeğiniz ve katkılarınız olan kendi ordunuz olduğunu sandığınız,
binbir entrika ile düşmanla işbirliği içinde olanların emrine girmiş bir ordunun arasında.
Dünya Dünya olalı görüp göreceği İhanet-i Farika ile karşı karşıya kalıyorsunuz.
Ve herşeyi yapabilecekken, herşeyden feragat edip 19 ay boyunca 7-8 bin askerle 100 bin askeri olan
bir orduya Egeyi dar ederek olağanüstü bir mücadele örneği veren birliklerinizi 28 Ocak 1921 de
lağvedmek zorunda bırakılıyorsunuz.
Bunun sonucunda yaşananlar;
19 ay boyunca Egeden adım ilerleyemeyen Yunan ordusu 4 ayda Ankara'ya dayandı.
Kuvva-i Seyyareyi arkadan vuran Kuvva-i Milliye, Yunan karşısında hep ricat, hep ricat.
İşgal edilen her yerde sınırsız/fütursuz bir Yunan mezalimi.
Hamile kadınların karınlarını süngüyle deşmekmi?
Çoluık çocuk demeden öldürmekmi?
İnsanları camilere toplayıp topluca yakmakmı?
Kadına kıza topluca tecavüzmü?
Yerleşimleri yakıp yıkmakmı?
Hangisini beğenirseniz hepsi mevcut.
İşte budur "İhanet-i Farika"!
25 Ağustos 2024 Pazar
Bu Ülkede Üretici Olmak!
Posted by Шlэрэнкъо
Çocukluğumda ürettiğimiz zerzevatı pazara getirir satmaya çalışırdık.
Yani bundan 55 yıl önce.
Bazen pazarcı esnafı gelir piyasası 1 tl. olan ürünümüzü 30 krş. fiyat vererek almaya çalışırdı.
Bu pazarcı bizden 30 kuruşa aldığı malı 10 metre ötedeki tezgahında 1 tl. ye satacak.
Biz günlerce/aylarca emek vererek, masraf yaparak, her türlü riskini alarak ürettiğimiz ürünü, beyzade 3 adım ötede daha o gün %230 kar oranıyla ve 30 kuruşa aldığını 70 kuruş karla satacak.
Biz onca zahmetle 30 kuruş kazanacağız.
O ise hazırlop 70 kuruş kazanacak.
Ne ala bir memleket.
Nefretimden deliye dönerdim.
Biraderim engel olmasa ...
KÖYLÜ MİLLETİN EFENDİSİDİR. MİŞŞŞŞŞ.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)



