Bundan tam 104 yıl önce bugün, üst üste tezgahlanan ayaklanmalar güya bastırılamıyor.
Biga'da Aznawour, Düzce'de Berzek derken şimdi de Yozgat'da Çapanoğlu ayaklanması Ethem
Bey ve Kuvva-i Seyyaresine baş belası ediliyor. Aznawour ve Berzek hadi neyse de , Çapanoğlu
neden Ethem Beye ihale ediliyor?
20 Haziran 1920 de Ankaraya ulaşan Ethem Bey ve Kuvvai Seyyaresi ahali tarafından "Münc-i
Millet" nidalarıyla karşılanıyor. Ethem Bey ve biraderi Tevfik Bey ile M.Kemal, İsmet Bey ve Fevzi
Çakmak arasında bir toplantı yapılıyor. Ankara ekibi Ethem ve Tevfik Beyi sürekli yönlendirici
talimatlar vererek kontrol etmeye çalışıyorlar. Ethem Brey bu duruma her ne kadar bozulsa da
ağabeyinin yanında söze girmiyor. 23 Haziran sabahı Yozgata hareket etmeden Ethem Bey M.Kemal
tarafından çağrı alıyor. Yanına aldığı Tatar Seyfullah ile davete icabet ediyorlar. Bu defa Tevfik Bey
olmadığı için Ethem Beyin rütbesinden dolayı emri vaki zorlama talimstlar sıralamaya başladıklarında
Ethem Beyin sabrı taşıyor. Oturduğu yerden kalkıp kamasını çıkarıyor. M.Kemalin masasına
saplıyor.
-Bana bakın! Madem çok biliyorsunuz beni niye buralara
çağırdınız? Ben bu işi kendi yöntemlerimle birkaç günde hallederim. Bu işi halledip döndüğümde yine
aynı şekilde konuşursanız senin kafanı keser İsmetin masasına koyarım. Onunkini de senin masana!
Yoksa ben cepheye döner giderim.
Oda adeta buz keser. Dakikalar sonra M.Kemal;
- Tamam o zaman. Dediğin gibi olsun. diyebilmişti.
O ayaklanma;
M.Kemalin Filistin cephesinde tek mermi atmadan cepheden çekip Doğu Anadoluya
getirdiği 7. Ordu bakiyesi , Doğu Cephesi komutanı Kazım Karabekir'in 35 bin kişilik ordusunun
hemen yakınındadır.
Neden 100- 150 kişilik cılız birlikler gönderip, askerin elindeki silahları birde ayaklanmacılara
kaptırıyorsun? Amacın ne ?
Kazım Karabekir'in 3-5 bin askeri onları tükürüğüyle boğar. Her şey bir ricana bakar.
Ama amaç o değil ki.
Amaç;
Yunanın önüne engel çıkaran Ethem Bey ve silah arkadaşlarını yok etmek.
Bunun açığa çıkış şekli ayaklanma bastırılıp , soruşturma neticesinde Ankara valisi Yahya Galip'in işin
içinde parmağının olduğu, yani işin Ankara'dan tezgahlandığının anlaşılmasıdır.
Hele ki , bu olayda suçlu olduğu anlaşılan valinin M.Kemal tarafından korunması , kimin hangi
cephede saf tuttuğunun açık seçik tezahürüdür.
Haa birde şu var;
Ethem Bey'in Alaca halkından asker toplamasının kime ne zararı olabilir?
Neymiş efendim asker toplama yetkisi sadece mecliste aitmiş. O meclisin orada rahat rahat faaliyet
yapması Ethem beyin cephede direnişi sayesinde değilmi?
Ama dertleri o değil ki. İstedikleri Ethem beyin güçlenmesi değil yok olması.
İşin en acı taraflarından biride o dönemde Çerkeslerin Ethem Beyin direnişine destek vereceğine karşı
cephedekilerin tezgahına yağ sürmeleridir. Ethem Beyden kaçan Çapanoğullarını Uzunyayla
Çerkesleri himayelerine alarak ne kadar doğru hareket etmişlerdi? Ayrıca bugünün aklı evvel
Çerkesimsileri de karşı cephedekileri masum görüp, Çerkes Ethemi Çerkeslere zarar vermekle
itham etmektedirler.
Neydi Ethem Beyin suçu?
Devletten 5 kuruş talep etmeden ailesinin tüm varlığını ortaya koyarak direniş başlatmak mı?
Yaralı halde kendi canıyla uğraşırken işgale kayıtsız kalmamakmı?
Karşı cephedekiler işgalcilere karşı savaş açtı da , o mu engel oldu?
Herkes akın akın cephelere koşarken evinde mi yan gelip yattı?
Ayrımcılık yapmadan herkimin ihtiyacı varsa yardımına koşmakmı?
Çerkeslere Çerkes oldukları için kötü muamelemi yaptı?
Çapanoğullarını almak için Uzunyayla'yı da tarümar etmediği için mi suçlu?
Cephede Yunanla savaşırken arkadan vurulmadı mı?
Arkadan vurulduğunda , istese iç savaş çıkarabilecekken kendini feda etmedi mi?
Söyleyin de bilelim.
Derdiniz ne?

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder